Deprem riski taşıyorsa stat maç neden burada oynandı?
Koca İzmir’de, Aydın’da başka müsait stat mı yok?
İnsan hayatını tehlikeye atmamak için bir tribünü kapatarak mı önlem alıyor ülke futbolunun patronu TFF?
Bir sağlam sarsıntıda taraftarın bulunduğu tribünün üst kısmındaki evler zaten stadın üstüne yıkılacak…
O zaman bizi kim kurtaracak?
Enkazı kaldırmak için Riva’dan mı gelecek kurtarma ekibi?
TFF açık bir şekilde insan hayatını hiçe sayıyor Kuşadası’nda oynanan her maçta…
Alınan tüm önlemler göstermelik…
Hemen belirtelim, Bursasporlu futbolcular maç boyunca stadın yanındaki spor salonunun soyunma odasını kullandı…
Yani maç öncesi, devre arası ve maç sonrasında oyuncular soyunma odasına gitmek için stadın dışına çıkmak durumunda kaldı…
Bu bile apayrı bir motivasyon unsuru aslında…
Ama anlayana…
Hadi ver bakalım şampiyon olmuş başka takıma Kuşadası’nda bir kupa maçı da görelim TFF…
Zemine denilecek hiç bir söz yok…
Çünkü ortada zemin yok…
Bildiğin tarla…
Beterin beteri var misali, çok eleştirdiğimiz Muş’un zemini bile daha iyi olabilir…
Peki bu gerekçeler Bursaspor’un Kuşadası’nda iki puan bırakmasını hafifletir mi?
Kesinlikle hayır…
Eğer şampiyonluğa oynuyorsanız güçlüsünüz demektir…
Güçlüyseniz de gücünüzü göstermek zorundasınız…
Bursaspor haftalardır gücünü gösteremiyor…
Kadroya bakıyoruz, ‘Bu oyuncu grubu, bu ligin üstünde’ diyoruz…
Kağıt üstünde her şey 10 numara…
Rakipler Bursaspor’un rütbesini biliyor…
Futbolla ilgili/ilgisiz herkes bu durumun farkında…
Bir tek oyuncu grubu farkında değil…
Yönetim ödemeleri tıkır tıkır yapıyor…
Taraftar içeride dışarıda tribünü dolduruyor?
Önümüzdeki yılın kombinelerinin yarısını şimdiden bitirdi bile…
Peki tüm bunlar olup biterken, oyuncu grubu sorumluluklarını yerine getiriyor mu?
Hayır…
Çünkü alınan sonuçlar ortada…
Küçük bir örnek…
Geçmişte bu tarz kritik puan kayıplarında oyuncular tribüne çağrıldığında tepki olurdu…
Sesler de tansiyon da yükselirdi…
Şimdiyse tam tersi…
Hep, destek, tam destek…
Sezon başından beri arkadaşlarını sırtlayan Anıl Atağ ilk kez hata yaptı…
Taraftar da onu bağrına bastı…
Olması gereken de buydu…
Taraftarın bu hareketinden bile ders çıkarması lazım futbolcuların…
Yani topyekün bir sahiplenme durumu söz konusu camiada oyunculara yönelik…
Koca şehir oyunculara kol kanat geriyor, pamuklara sarıyor, sırf şampiyonluk gelsin diye her türlü zorluğa katlanıyor…
Her şey güzel hoş da Bursaspor neden kazanamıyor?
Adı konulamayan bu sorun neden kaynaklanıyor?
Yazının başından beri ‘takım’ yerine ‘oyuncu grubu’ benzetmesi yaptım…
Bunun bir sebebi var…
Bursaspor takım olmayı unuttu…
Maçlarda saha içinde ciddi bir gerginlik, panik söz konusu…
Genci, tecrübelisi herkes birbirine bağırıyor, el/kol hareketleriyle tepkisini dile getiriyor…
Kuşadası’nda maçın son 10 dakikasında kimse sorumluluk almadı/alamadı…
Şişirme top bile kullanamadı Bursaspor…
Kaleye gidemedi…
Gerçi gol atacak adam da kalmamıştı değişikliklerden sonra…
Gol demişken, gol atması için ilk 11’de sahaya sürülen Tahir Babaoğlu Bursaspor’un maçta az sayıdaki ciddi pozisyonularından birinin engelleyicisi oldu…
Son dakikalarda Ahmet İlhan’ın ceza sahası içindeki sert şutunda top kale sahasındaki Tahir Babaoğlu’na çarptı ve uzaklaştı…
Ve topun gidiş yönüne göre pozisyonda kalecini boş bıraktığı bölümde sadece Tahir vardı…
‘Bu kadar yazdın, Batalla’ya yine toz kondurmadın’ diyenler elbet olacaktır…
Hayır, konduruyorum…
Bursaspor ligin ikinci yarısında oynanan maçlarda ilk 6 takım arasında en az puan toplayan ikinci takım…
Yanlış okumadınız…
8 maçlık bu periyotta; Karşıyaka 19, Düzce ve Kütahya 18, Muş 14, Bursaspor 13, Silifke de 11 puan almayı başarmış…
Ve bu takımlar o kadar maddi soruna, istifalara, antrenman protestolarına, teknik adam ve yönetim değişikliklerine rağmen Bursaspor’dan daha başarılı olmuş…
Hem de bir dedikleri iki edilmeyen Bursaspor’u gıptayla izlerken…
İşte bu tablo Batalla’ya yazar…
Çünkü saha içinin sorumlusu ondan başkası değil…
Maç sonu kendisiyle yaptığım röportajda, ‘Takım üzerinde bir baskı var mı?’ diye sordum, yanıtı şöyle oldu:
“Bursaspor’da her zaman baskı vardır. Burası Bursaspor, çocuklar da bunun farkında. Burada her maç iyi oynayıp kazanmak lazım. Bunu anladığınızda da buradan çıkılabilir…”
Eğer futbolcular bunu anlamadıysa ya da unuttuysa onlara hatırlatacak ya da öğretecek tek kişi de Pablo Martin Batalla…