Okan TUNA

Okan TUNA

okantuna@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
TÜRK SİYASETİNE JET HIZIYLA GİREN YÜZDE 40+1 TARTIŞMASI, YİNE JET HIZIYLA ÇIKTI VE GİTTİ
10 Ekim 2019 Perşembe, 08:48

Önce;
Kimse ne olduğunu anlayamadı.
Nitekim...
İlk kez;
24 Haziran 2018 seçiminde uygulandığında ve Tayyip Erdoğan'ın yüzde 52.59'luk oyla Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana hiç gündeme gelmemiş ve tartışılmamıştı.
Dahası;
O tarihten bu yana yüzde 50+1'lik Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne ilişkin revizyon dışında kimse konuşmamış ve konu da tartışmaya açılmamıştı.
Ama...
Ne olduysa, bu tartışma teklifi ilk kez AK Parti içinden geldi.

Ardından;
İktidardan ve muhalefetten görüşler geldi.
İktidar önce;
Bu konunun Meclis'in işi olduğunu ve teklifin muhalefetten gelmesi gerektiğini söyledi.
Muhalefet partileri ise;
Konuya 'Bizim bu işle ne bir ilgimiz, ne de bir talebimiz var' şeklinde yaklaştılar ve şaşkınlıklarını dile getirdiler.
İşin ilginci;
Yüzde 50'yi yüzde 40'a çekme tartışması bir hafta boyunca televizyonlarda tartışıldı.
Yazarlar, yorumcular, siyasetçiler görüş bildirdiler.
Kamuoyunda da;
Sanki AK Parti ve MHP'nin oy oranlarının artık yüzde 50+1'i bulamayacağı, bu nedenle bu önerinin toplum nezdinde pişirildiği algısı oluştu.
Bu algı;
AK Parti'yi de rahatsız etti.
Muhalefet ise bunu kullandı.
Ve;
"Artık kendileri de kabul ediyor, oy oranlarının yüzde 50'yi bulamayacağını" tezini işlemeye başladılar.
İşte...
Belki de masum niyetli olan bu tartışmanın giderek Cumhur İttifakı'na zarar verdiği görüldü ki...
Geçtiğimiz hafta sonunda;
AK Parti'nin Kızılcahamam kampında bu tartışmaya son noktayı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan koydu.
Açıklaması netti.
Sözleri;
Hem partisine, hem MHP tabanına, hem de muhalefete yönelikti.
Şunları söyledi Erdoğan:
"Yüzde 50+1 seçilme yeterliliği, yeni sistemin adeta omurgasıdır.
Türkiye'de bir daha hiç kimsenin küçük bir azınlığa veya vesayete dayanarak millete zulüm etmemesi için bu oranı korumanın elzem olduğuna inanıyoruz.
Bu nedenle bu tartışmayı bir daha açılmamak üzere kapatıyoruz"
Ve...
Bu sözlerle, Türk siyasi hayatına bir anda jet hızıyla giren yüzde 40+1 tartışması, kimsenin de nedenini pek anlayamadığı şekilde, Erdoğan'ın bu sözleriyle yine jet hızıyla çıktı.
Ve görünen o ki;
Böylesine kötü bir deneyimin ardından, bu tartışmanın bir daha gündeme gelmesi de pek mümkün görünmüyor.

BU İŞTE TERSLİK VAR. ERDOĞAN'IN GELİŞİ İLK KEZ İLANLARLA DUYURULMADI

Konuyu;
Bursa Hakimiyet'in Yazı İşleri Toplantısı'nda tartıştık.
Doğrusu hayli de ilginçti.
Programa göre;
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 9 Ekim Çarşamba günü Bursa'da İnegöl'de olacak, mobilya fuarını gezecek, sonra halka hitap edecek, gece de parti teşkilatıyla yemekte buluşacaktı.
Fakat ilginçtir; Erdoğan'ın bu Bursa programı hiçbir şekilde kamuoyuna duyurulmadı.
Oysa;
Erdoğan'ın her Bursa programında, gazetelerin birinci sayfaları ilanlar için rezerve edilir, duyurular yapılırdı.
Fakat bu kez yapılmadı.
Üstelik;
Ne AK Parti İl Başkanlığı verdi bu ilanları, ne de Büyükşehir Belediyesi.
Daha da ilginci;
İnegöl'deki bu fuarı hazırlayan ve asıl ev sahibi olan MODEF bile, bu önemli ziyareti Bursa gazeteleriyle paylaşmayı, duyurmayı düşünmedi.
Dediğimiz gibi;
AK Parti'nin, belediyenin ve söz konusu fuar yönetiminin bu yaklaşımını fazlasıyla şaşırtıcı bulduk.
Kanımızca;
Böylesine önemli bir konuk için ciddi bir unutkanlık oldu ve büyük bir hata yapıldı.

30 YILLIK DENEYİMİNİ "KOZMİK MESELE"DE TOPLADI

Bursa kamuoyu;
Bulgaristan kökenli olan Gürsel Dönmez'i 1995 seçimi arifesinde tanıdı.
O dönemde;
Başbakanlık Başmüşaviri ve Dış İlişkiler Başkanı olarak görev yapan Dönmez, siyasete atıldı ve AK Parti'nin Bursa milletvekili adayı oldu.
Partisi onu 11. sıraya koydu.
Ancak AK Parti, o seçimde Bursa'dan 10 milletvekili çıkarınca Dönmez de, Ankara'da bürokrasiye geri döndü.
Aynı zamanda;
Doktorası bulunan Dönmez'in, "30 yıllık çabasının ürünü olan" Kozmik Mesele adlı kitabı, Ötüken Neşriyat yayınlarından çıktı.
Kitap;
Kendi deyimiyle "Önemli devlet ve siyaset adamları, yüksek bürokrasi, tüm istihbaratçılar, kurmay subaylar, diplomatlar, seçkin yöneticiler, entelektüeller, şairler, edebiyatçılar, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar ve akademisyenlerle birlikte derin milletin her ferdine sesleniyor"