Okan TUNA

Okan TUNA

okantuna@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
DARBENİN MİLADI OLAN 17 VE 25 ARALIK'TA BUNDAN 5 YIL ÖNCE TÜRKİYE'DE NELER OLDU?
18 Aralık 2018 Salı, 08:27

Yaşananlar;
Daha dün gibi hafızalarda.
Türkiye;
16 Aralık 2013'e değin, bir kesim tarafından el üzerinde tutulan "Gülen cemaati"nin varlığıyla yaşıyordu.
Ki...
Bu yapı;
Aralarında Bursa'nın da bulunduğu pek çok ilde henüz o ana değin bilinmeyen yapısını tamamlamış ancak "dinler arası diyalog kuran masum bir cemaat" görünümündeydi.
Ne var ki...
Türkiye;
17 Aralık sabahına büyük bir depremle uyandı.
Haberler;
Televizyon kanallarında ve haber ajanslarında adeta ardı ardına patladı.
Keza;
Sözde büyük bir "rüşvet, yolsuzluk, kaçakçılık ve görevi kötüye kullanma operasyonları" yapılıyordu, Başsavcı Zekeriya Öz'ün koordinasyonunda.
Nitekim...
Dönemin;
İçişleri Bakanı Muammer Güler'in, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın ve Çevre Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğullarının da aralarında bulunduğu 89 ünlü isim gözaltına alındı polis tarafından.
Ve;
Bakan çocuklarının da bulunduğu 26 tutuklama yapıldı.
Türkiye;
Büyük bir olayla sarsılıyordu ki...
Bir gün sonra İstanbul Emniyet'inde kapsamlı görev değişiklikleri oldu.
Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın merkeze çekildi.

Fakat;
Birkaç gün sonra 25 Aralık'ta da ikinci büyük bir operasyon yapıldı dönemin yetkili polisleri ve savcıları tarafından
Bu kez;
96 kişiye yöneltilen "rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma" suçlamalarıyla büyük gözaltılar oldu.
Hatta;
Dönemin savcıları bir çok işadamının mal varlığına el koyma kararı çıkarttı.
Dahası;
Yine dönemin savcıları tarafından, Bilal Erdoğan için de, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrı tutanağı hazırlandı.
Ancak;
Emniyet, savcının talimatlarını yerine getirmedi.

İşte...
17 ve 25 Aralık, devlete sızan "cemaat"in asıl yüzünü gösterdiği operasyonlardı.
Hatırlanacaktır...
O dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, bu operasyonları, "hükümeti ve ekonomiyi hedef alan siyasi bir operasyon" olarak tanımladı.
Sonrasında da;
Polis ve savcılar aracılığıyla yürütülen bu operasyonların, "Gülen Cemaati"nce yapıldığı açıklandı.
Sonrasında...
"Cemaat" deşifre olunca;
Pek çok önemli kişiye ait olduğu iddia edilen ses kayıtları, internet ortamına servis edildi.
Bu kez...
Hükümet kontrolü iyice ele aldı ki, herkesin ilk kez duyduğu, "devleti ele geçirmek isteyen paralel yapı" kavramıyla tanıştı Türkiye.
Operasyonların ardından;
Egemen Bağış, AB Bakanlığı görevinden alındı.
İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar görevlerinden istifa ettiler.
Yine hatırlanacaktır...
Sonrasında;
İstanbul Emniyeti'nde süren görevden almalar, Ankara'ya sıçradı, ardından da acilen aralarında Bursa'nın da bulunduğu 24 şehire yeni Emniyet Müdürü atandı.

Ve...
Büyük bir savaş başladı sonra "cemaat" olarak bilinen bu yapıya dair.
HSYK kararnameleri ile ardı ardına çok sayıda savcı ve hakimin yerleri değiştirildi.
Çok kişi ise yurtdışına kaçtı.
Pek çok soruşturma açıldı.
"Cemaat" artık iyice deşifre olmuştu.
Artık;
Yargı kararlarında "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmakla" suçlanıyordu pek çok kamu görevlisi.
Malum konunun detayları çok çok fazla.
Bu yapı;
Artık ellerindeki son kartlarını da malum, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ile açtı.

Artık;
"Cemaatin" adı "paralel yapı" da değil, Fethullahçı Terör Örgütü'ydü.
En çirkin yüzlerini gösterdiler o gece.
Eğer;
Planlar başarılı olsaydı...
O gece;
Türkiye, Güneydoğu'dan başlayarak işgal edilmeye başlanacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti de sonlandırılacaktı.
Plan malum.
Pek çok kişi infaz edilecek,
işadamlarının mallarına ve paralarına el konulacak,
Türkiye'nin anahtarı, başka ülkelere teslim edilmek üzere FETÖ tarafından geçici bir yönetimle idare edilecekti.
Yani;
Türkiye o gece çok büyük bir badire atlattı.
Adeta direkten döndü.
İşte...
Bu olayların su yüzüne çıkmasının adıydı bundan 5 yıl önce bugünlerde başımıza gelen 17/25 Aralık.
Dahası...
Yıllarca;
Bu yapıya körü körüne hizmet edenler ve sempati besleyenler de, muhalefetin ve aydınların tüm uyarılarına karşın ancak böyle görebildiler tehlikeyi.

AKKUŞ'UN BU SÖZLERİ TARTIŞMA KONUSU OLDU

"Partideki görevi her ne olursa olsun..."
"Kerameti ve etkisi kendinden meçhul birisi..."
"Bu haddini bilmez kişi..."
Kendisine;
Bir operasyon yapılacağı düşüncesiyle böyle sözler sarf etti CHP İl Başkanı Hüseyin Akkuş.
Peki kime?
Pek çok alanda;
Bu sözlerin CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Lale Karabıyık'a yönelik söylendiği ifade edildi.
Dün de;
Bu sütunlardan bu konuyu paylaştık.
Ve;
"Bir İl Başkanı, kendi Genel Başkan Yardımcısı'na bunları söyleyebiliyorsa, durumun vahameti de ortayla çıkıyor" dedik.
Ne var ki;
Akkuş aynı kanaatte değil.
Çıkan tüm yayınlara rağmen, eleştirdiği kişinin Karabıyık olmadığını paylaştı dün.
Peki kim?
Akkuş'a göre;
"Bu kişi kim" sorusunun cevabı da şu:
"Açıklamamın hedefinin kim olduğu sorusunun yanıtı, il başkanlığı önerisi götürülen isimlerin, teklifi getiren kişilerin kim olduğu konusunda yapacağı açıklamalarla gayet net ortaya çıkar"

4 PARTİ GÖZÜNDEN SİYASET GÜNDEMİ?

Bu akşam;
AS TV'de canlı yayın "Platform"da, Bursa ve Türkiye siyasetini 4 parti gözünden tartışacağız.
AK Partili Hayrettin Çakmak, CHP'li Gürhan Akdoğan, MHP'li Arif Demirören ve İY Partili Hasan Toktaş'la yapacağımız sohbet, saat 20.30'dan itibaren AS TV ekranlarında olacak.