Okan TUNA

Okan TUNA

okantuna@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
ANKETLERE YANSIYAN BU DÜŞÜŞE AK PARTİLİ DENEYİMLİ BAŞKAN DA CESURCA DESTEK VERDİ
30 Temmuz 2019 Salı, 08:04

Hükümet; Geç de olsa bir adım attı. Ve;
Daha önce de aktardığımız üzere, çeşitli illerde bulunan Suriyeliler'in, kayıtlı oldukları kentlere gönderilmesi için 20 Ağustos'a kadar süre verdi.
Keza;
İş çığırından çıkmaya başladı.
Çoğu kişi, kayıtlı oldukları illerden ayrılıp büyük illere akın etmeye başladı.
Mesela;
İstanbul'a kayıtlı 500 bin Suriyeli görünmesine karşın, 1 milyon dolayında Suriyeli yaşıyor şu anda.
Ve dönmek de istemiyorlar.
Hatta;
Miting yasağını dinlemeyerek, pazar günü Saraçhane'de toplanıp, İçişleri Bakanlığı'nın bu kararını bile protesto ettiler.

"Dönmeyiz" dediler "Bulunduğumuz yerden"
Bu konu hayli sıkıntılı bir konu.
20 Ağustos'ta neler olduğunu hep birlikte göreceğiz.
Ama şu da bir gerçek ki, Suriyeliler'den rahatsız olmaya başladı insanlar.
Mesela;
Ankara'nın yıllarca belediye başkanlığı yapan Melih Gökçek bile "yeni bir Suriyeli politikası" gerektiğini duyurdu.
Hatta...
Deneyimli siyasetçi;
Türk insanının duygularını yansıtan şu dobra paylaşımlarda bulundu:
"Türk ordusu, Suriye'de ÖSO ordusu ile mücadele veriyor.
Ama askerlik yaşında olan Türkiye'deki bir çok Suriyeli, kafelerde keyif çatıyor, sahillerde boy gösteriyor.
Türkiye'de yaşayan 35 yaş altı ne kadar Suriyeli varsa, Suriye cephelerine gönderilmeli.
Ülkeleri için çarpışsınlar ki, ülkelerini teröristlerin elinden alıp çoluk çocuklarını ülkelerine döndürsünler.
Bu uygulamaya yanaşmayan ve kabul etmeyen 35 yaş altı Suriyeliler de derhal sınır dışı edilmeli..."
Doğrusu;
Gökçek bu sözleriyle adeta kamuoyu adına konuşmuş.
Keza;
Dün açıklanan KONDA'nın yaptığı "Suriyeli sığınmacılara bakış" başlıklı kamuoyu yoklamasının sonuçlarıyla da birebir örtüşüyor bu durum.
Mesela;
"Suriyelilerle aynı evi paylaşırım" diyenlerin oranı Şubat 2016'da yüzde 14 iken, bu oran şimdi yüzde 7'ye gerilemiş görünüyor.
Yine;
Aynı şehri paylaşmak isteyenlerin oranı da yüzde 72'den yüzde 40'a gerilemiş durumda.
Dahası;
Aynı mahallede yaşayabileceklerin oranı da yüzde 57'den yüzde 31'e düşmüş görünüyor, KONDA'nın çalışmasına göre.
Yani...
Belli ki, İçişleri Bakanlığı durduk yerde böyle ani bir karar vermedi.
Melih Gökçek gibi bir isim de böyle cesur bir paylaşımı demek ki boşuna yapmadı.
Hatırlanacaktır;
Bu ay yapılan geniş çaplı bir başka çalışmada da , insanların en önemli sorunu olarak önce ekonomi, sonra da Suriyeliler meselesi çıkmıştı, terör bile alt sıralardaydı.
Ki bu sorun;
Büyük şehirlerde seçimde, AK Parti'nin oyunun azalmasına yol açmıştı.

BU HABER ÜZERİNE ÇOK KAFA YORDUK?

Pazar günü...
Suryapı AVM'de yaşanan çirkin olayın haberini, dün Haber Merkezi'mizde tartıştık, verip vermemekle ilgili olarak.
Çünkü;
Taciz/tecavüz haberlerinden, ensest ilişkilerin duyurulmasından ve çocuklara yönelik cinsel eylemlerden olabildiğince kaçınıyoruz.
Fakat bu farklıydı.
Kişi;
AVM'deki bir mağazanın soyunma kabinindeki bir kadının fotoğrafını gizlice çeken, Nilüfer'deki Mehmet Zahit Kotku Camii'nin Y.Ç. isimli müezziniydi.
Yani bir din adamıydı.
Bu nedenle tereddüt ettik.
"Acaba" dedik "İnsanların, din adamlarına yönelik inancı sarsılır mı"
Ama ortada da çirkin bir durum vardı.
Malum;
Sapkınlığın ne ırkı, ne dini, ne yaşı, ne de mesleği var.
Bir hastalık keza.
Üstelik, bir de tutuklama ve itiraflar var ortada.
Bu nedenle tutuklama da gerçekleşince, kamuoyunun aydınlatılması gerektiğine karar verdik.
Mahkeme;
Kaç yıl ceza verir bu sapkın din adamına bilemiyoruz ama bu kişinin devlet memurluğundan ihracında da büyük fayda var.

BÖYLE BİR ADALET ANLAYIŞI OLUR MU?

İktidar adım atmadığı müddetçe...
AK Parti milletvekilleri de bu bozuk düzeni 'yukarıya' iletmediği sürece, adalete olan inanç hızla kaybolmaya mahkum olacak.
İşte son örnek Rize'den.
Bir maganda, herkesin gözü önünde genç kızı öldüresiye dövüyor.
Sonra da;
Şikayet üzerine gözaltına alınıyor fakat çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılıyor.
Taa ki...
O darp anının görüntüleri tüm yurtta büyük bir infial yaratana değin.
Ne oluyor peki?
Aynı Adliye, magandayı yeniden gözaltına aldırıp, bu kez cezaevine koyuyor.
Ne için?
Halk, adaletsizliğe büyük tepki gösterdiği için.
Allah aşkına.
Olacak şey mi bu?
Yargıçlar değil, halk karar veriyor yani.
Şu kesin ki;
Bu ülkede yasalar, adamakıllı bir hale getirilmediği sürece, adalet mekanizmasına olan güven giderek dip yapacak.