Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mucize kurtuluştan eğitimin zirvesine
09 Nisan 2018 Pazartesi, 08:08

Daha 6 yaşındayken Varto'da meydana gelen depremde enkazdan sağ olarak çıkmayı başaran Gıyasettin Bingöl, yokluk ve yoksullukla başlayan yaşamından bir başarı öyküsü çıkardı. Bugün 16 bin öğrencisi bulunan Bursa'nın amiral gemisi konumundaki eğitim kurumunun başında olan Bingöl, özel okul çıtasını bir basamak daha yükseğe taşıyarak Mudanya Üniversitesi'ni kuruyor.

Özel okullaşma oranında sadece Türkiye'nin değil OECD ülkelerini bile geride bırakan Bursa'nın bu başarısına katkı sağlayan Bingöl, Finlandiya modelini yıllardır uyguladıklarını belirterek, özel okul alanında Türkiye'nin İngiltere'den 50 yıl önde olduğunu söyledi. Bingöl'e göre eğitimdeki sıkıntı yeni müfredat ve öğretmen yetiştirilmesine verilecek önemle sona erer.

Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde yıllar önce ABD'de Chobani'nin sahibi 'Yoğurt Kralı' Hamdi Ulukaya'yı dinlerken çok etkilenmiştim. Aynı duyguları Bursa Sınav Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Bingöl'ü dinlerken yaşadım. Bingöl'ün Varto ilçesi Kayalıdere köyünde başlayıp Bursa'da zirveye ulaşan zorluklarla dolu, yokluk ve yoksulluktan zirveye uzanan bir başarı öyküsü. Hani romanlara ve filmlere konu olacak türden derler ya işte öylesine dibe vuran, ancak okuma arzusuyla engellerin nasıl aşılabileceğini gösteren bir gerçek hikaye.
Öykünün tamamını buradan tüm ayrıntılarıyla aktarmanın imkanı yok. Öykünün kitap haline getirilmesi için yıllardan beri çalışma yapanlar olduğunu biliyoruz.
Bingöl'ün hayatındaki ilk dönüm noktası, Varto'da 19 Ağustos 1966 günü meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremle başlar. Depremde 4 bin insan yaşamını yitirirken, 6 yaşında olan Bingöl, enkaz altından sağ çıkmayı başarır.
Süleyman Demirel, başbakandır. Onun talimatıyla depremden sağ kurtulan çocuklar, eğitimlerine devam etmeleri için yatılı okullara gönderilir. Bingöl de bu çocuklar arasındadır. Yatılı okuldaki bir yıllı sürede büyük sıkıntılar ve aile özlemi çekse de okulla tanışır. Ardından köyde kurulan prefabrik okulda eğitimine devam eder. Okurken köydeki her işi yapar, çobanlık asli görevlerinden biridir. Yoksulluktan kurtulmanın ışığını eğitimde görür ve ilkokulu bitirdikten sonra parasız yatılık sınavlarını kazanarak, eğitimine devam eder. Köydeki sıkıntılara dönmek istemez. Bu azimle çok da başarılı bir öğrenci haline gelir. Ancak, Muş'ta okul yıllarında yaşadığı talihsiz bir olay nedeniyle kentten ayrılır. Öyle kırgın bir ayrılıktır ki 40 yıl sonra döner Muş'a.
Ardından Erzurum. Bir yandan okul diğer yandan kitapçılık işine başlar. İkinci dönüm noktası kitapçılık olur. 1982 yılında girdiği ÖSYM sınavında Uludağ Üniversitesi'ni kazanır. Erzurum'daki kitapçılık dene-yimini Bursa'da sürdürmeye karar verir. Çünkü o yıllarda Bursa'da sadece İngilizce dil eğitimi yayınları satan bir kitapçı vardır.
Kitapçı, Bursa'da büyük ilgi görür. Ardından kitapçının üst katında bir arkadaşının önerisiyle ilk dershane açılır. Dershanedeki başarı özel okul yolunu açar. 2002 yılında özel okul atılımı, Bingöl'ü bu noktalara taşır. 30 yılda 250 bin öğrenci okutur. Bugün 10 kampus, 16 bin öğrenci, 3 bin çalışanla Bursa'nın amiral gemisi haline gelir. Özel okuldaki başarı 2004 yılından beri hayalini kurduğu üniversite yolunu açar. Önümüzdeki günlerde temeli atılacak Mudanya Üniversitesi, Bingöl'ün eğitim alanındaki başarısını taçlandıracak.
Bu arada, kırgın olduğu için kendisi memleketi olan Muş ve Varto'ya gitmez ama ailesiyle bağlantısı sürekli devam eder. Onları da Bursa'ya getirmeye kararlıdır. Kitapçılık günlerinde, ailesi bir kamyona binerek Varto'dan yola çıkar. 30 kişilik aile, koyunu kuzusu, kendi ekmeğini yapacağı tandırı ile Bursa'ya ulaşır. O gün o kamyonla Bursa'ya gelen 30 kişi 300'e ulaştı. Üniversite hocalarından avukata kadar çocukların hepsi okudu ve iş sahibi oldu. 100 milyon liralık ekonomik büyüklüğe ulaştı. Peki, Bingöl'ün kırgınlığı nasıl sona erdi?
Bingöl, ekonomik olarak güçlendikten sonra Muş ve Varto'yu hiç unutmadı. Camisinden okuluna kadar birçok eserin yanı sıra her yıl tüm öğrencilere üniversiteye hazırlık setleri gönderdi. Ancak kendisi gitmedi. Ta ki İstanbul'da düzenlenen Muşlular gecesinde dönemin Muş valisinin ısrarına kadar. Muş ve Varto'ya gitti. Buzlar eridi ve yeni bir sayfa açıldı.
Gıyasettin Bingöl ile hem kendi başarı öyküsünü hem de eğitimi konuştuk.

Bursa'da sanayici, 'mühendis ücreti ödeyeceğim ama kaynakçı yok' diye sitem ediyor. Nitelikli eleman niye yetiştiremiyoruz?

İletişim ve organizasyon sorunu var. İki hafta önce Berlin'deydim. Bir Türk vatandaşımız Almanya'da ara eleman yetiştiriyor. Birçok okulları var. Pratik bölümlerinde insanlar gelip hizmet alıyor. Öğretmenin maaşını, öğrencinin ve okul sahibinin parasını devlet ödüyor. Devlet ne kazanıyor? Devlet nitelikli eleman kazanıyor. Onun ülkesini muasır medeniyete götürecek eleman yetiştiriyor.
Bizim bu konuda ciddi bir zafiyetimiz var. Çünkü insanlar meslek okulunda okurken kendini ikinci -üçüncü sınıf olarak görüyor. Almanya ve Türkiye'nin nüfusu aynı, 80 milyon. Oradaki üniversiteli sayısı bir milyon 800 bin biz de 6 milyon 800 bin. Bizim ülkemizde üniversite mezunuysan kız veriyorlar. Üniversiteliysen az askerlik yapıyorsun. Çoğu iki yıllık mezun askerlik için üniversiteye devam ediyor. Bunların hepsinin bertaraf edilmesi gerekiyor. Bir kere nitelikli eleman için çaba gösterilmesi lazım. İş alemi ile eğitim arasında köprü kurulması lazım.

BTSO Meslek Komitesi ve meclis üyeliği seçimlerini kazandınız? Projeleriniz neler?

Yılda 3 bin olan mesleki eğitim kurslarına devam edenlerin sayısını 15 bine çıkaracağız. İş dünyası ile eğitim kurumları arasında köprü görevini yerine getireceğiz. Mesleki eğitimin önemini herkese anlatacağız. Her fabrikatör çocuğunun Robert Kolej'de okumasını istiyor. Fabrikatör kendi yerine bir fabrikatör yetiştirmiyor. İstiyor ki çocuğu ondan başka yere gitsin. Yaptığınız işe göre eleman yetiştirme zihniyeti işadamlarında eksik. Eğitimciler de bunun farkında değil. Bir diyalog eksikliği var. Biz inşallah BTSO'da bunları ciddi şekilde gündeme getirecek projeler oluşturmak istiyoruz. Bu bilgi birikimi bizim ekibimizde var. Çok iyi de çalışacağız.

Finlandiya modelini inceleyebildiniz mi? Kendi modelimizi nasıl kuracağız?

Bizim köy enstitülerimiz 50 tane Finlandiya eder. Şu anda bizim Demirci'deki okulda yapılanlar 50 tane Finlandiya eder. Ben Finlandiya'yı görmeden bunları düşündüm. Dersleri sınıfta işlemeyeceğiz. Ne yapacağız? Çocuklar ormanda geze geze İngilizce konuşsunlar. 10 yıl önce dedim ki kopya çekmek serbest dersi koyacağız. Çocukları hırsızlıktan kurtarıyorsunuz. Yardımlaşmaya teşvik ediyorsunuz. Proje ödevlerini birlikte yapıyorlar. Ata biniyor. Kuzuya dokunuyor. Yumurtayı görüyor. 2 yumurta koyuyorsun çantasına, evine götürüyor. Ertesi gün kırmadan getiriyor. Çocuğa hayatı özgürlüğü öğretiyorsunuz. Özgüveni öğretiyorsunuz. Finlandiya'nın temel prensibi özgüven. Biz özel okulculukta İngiltere'den 50 yıl ilerdeyiz. Biz çok iyiyiz. Bizde imkanlar yoktu şimdi müthiş şekilde ilerliyoruz. Ümitsiz değilim keşke devlet okullarını da sistem içine sokup ilerlemesini sağlasak.

Yıllardan beri düşlediğiniz üniversiteyi kuruyorsunuz. Ne zaman eğitim başlayacak?

Üniversite kuruluşunu 2004'ten beri hayal ettik, çalıştık. Koştuk dünyanın bütün üniversitelerini inceledim. Bir üniversitemiz de olsun diye bir üniversite kurmayacağız. Bir kere bilimsel Koç, Sabancı, Bilkent, Özyeğin gibi bir üniversite olacak, öğrenci sayısı 10-15'i geçmeyecek. Bilim üretecek. Bursa'ya nitelikli elemanlar yetiştirecek. İsmi de Mudanya Üniversitesi olacak. Çağrışan köyünde kuruyoruz. Bir hafta 10 gün içinde inşaata başlıyoruz.
Yükü biraz almak istiyoruz. Garantör üniversitemizde Uludağ Üniversitesi mütevelli heyetimiz sürekli görüşüyor. Hazırlık uzun süredir devam ediyor. Üniversite kurmak zormuş. Tıp fakültesi için Doruk Tıp'la güçlerimizi birleştirdik. Hedefimiz 2019 yılında eğitim ve öğretime başlamak.

Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturduğunuzu düşünelim, nereden başlarsınız?

Türkiye'deki müfredat 1943 yılından kalma. Yapılan değişiklikler pansuman tedavi. Müfredatın yeniden yazılması lazım. Eğitimcilerin çok büyük şûralar yapması lazım. Yeni nesil bizden çok farklı onları dinlemek lazım. Biz ders çalışmaya kütüphaneye giderdik. Benim oğlum Türkiye derecesi yaptı. Ders çalışırken kulaklıkla müzik dinliyor, önündeki bilgisayarla oynayıp dizindeki notlardan ders çalışıyor. Yetmiyor diğer dizini sallıyordu. Ben şok geçiriyordum. Ben böyle bir şey yapamam. Demek ki tarz, algı, öğrenme sistemleri değişmiş. Eski müfredatlarla bu işi götüremeyiz. Sistemin değişmesi lazım. İkincisi öğretmen eğitimi. Ben hep söylüyorum. Herkes de gülüyor. İyi gelin iyi kaynananın yanında yetişiyor. Devrim niteliğinde adımlar atarak çocukları dinlerim. Çocuklar dinlenmeden onlar hakkında hüküm veremezsiniz. Bakanlık da şu anda ciddi çalışmalar yapıyor. Ben de en çok dosya taşıyanlardan biriyim.

Eğitim neden bu kadar önemli?

Eğitim anne karnında başlayıp, ölünceye kadar devam eder. Çünkü insan öğrendikçe öğrenmek ister. Türkiye'de bu alanda çok ciddi artı ve eksiler var. Güzel bir okullaşma oranına ulaştık.
Binaların yüzde 80'i yeni. Müthiş bir şey. Dört artı dört artı dört bir devrimdi. Ne çıkaranlar biliyordu. Ne de karşı çıkanlar biliyordu. 2023'te lise mezunu olmayan bir tane kız çocuğumuz olmayacak. Herkes lise mezunu olacak. Anadolu'nun müstakbel analarının hepsi eğitimli olacak. Bursa'da meslek okullarındaki öğrenci oranı yüzde 60. Hollanda'dan daha iyi durumdayız. Ancak eğitimin daha nitelikli hale gelmesi gerekiyor.

Bursa'da özel okullar ne durumda?

Türkiye'de özel okullaşma çok iyi durumda. Genel yapı içinde Bursa, Türkiye'nin 2 puan ilerisinde. Bütün okullarımız çok güzel. Sadece kendi kurumlarımız için söylemiyorum. Nilüfer bölgemizde 85 bin öğrencimizin 35 bini özel okula gidiyor. OECD ülkelerinde yüzde 17, Nilüfer'de yüzde 40. Dünyanın hiçbir yerinde yok. Ben sayın Milli Eğitim Bakanımıza da söyledim. Hayret etti, şaşırdı. Beni en çok ümitlendiren konu şu; kentin batısında yaşayanlar çocuğum okusun beni aşsın diyor. Doğusundaki de okusun beni kurtarsın diyor.