Namık GÖZ

Namık GÖZ

namikgoz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bir kursla hayatı değişti
07 Mayıs 2018 Pazartesi, 07:41

Renklerin sudaki dansı olarak adlandırılan geleneksel Türk sanatı ebru, Emine Elmas'ın hayatını değiştirdi. Yıllardır ertelediği hayalini gerçekleştirmek için kursa başlayan Elmas, İstanbul'da 'Ebrunun Hanımefendisi' olarak nitelendirilen Firdevs Çalkanoğlu'ndan ders aldıktan sonra geleneksel sanatı kumaşa aktardı.

Ebrunun çerçeve içinde kalmaması gerektiğine inanan Elmas, kravat, fularla başladığı çalışmalarını giysiye taşıdı. Elmas'ın ebru tekne-sinde hazırlanan kumaşlardan oluşan 20 parçalık kreasyonu defilede büyük ilgi gördü. Elmas'ın hedefi, yine ebru ile boyanan kumaştan hazırladığı kreasyonu Dolmabahçe Sarayı'nda sergilemek.

Türk geleneksel sanatları arasında gerek yapımı gerekse ortaya çıkan eser dolayısıyla ebrunun yeri bir başka. Tarihi de neredeyse 800 yıllık. Kağıt gibi ebru da önce Semerkant, ardından İran ve ipek yoluyla Anadolu'ya ulaşmış. Günümüzdeki en eski ebrunun 1447 yılından kalma ve Topkapı sarayında sergileniyor. Ebrunun diğer bir özelliği ise Osmanlı'nın devlet yazışmalarında kullanılmış olması. Böylece hem devletin gücü gösterilirken, diğer yandan da tahrifatın önüne geçilmesi sağlanıyormuş.
Böylesine köklü bir geçmişe sahip olan ebru, son yıllarda yeniden popüler hale geldi. Özellikle belediyelerin açtığı kurslar sayesinde binlerce meraklı bu sanatı hem öğrenip hem de gelecek nesillere aktarma görevini üstlenmiş oldu.
Bunlardan biri de 1972 yılında Bulgaristan'ın Eskicuma yani Tirgovişte kentinde doğan ve 6 yaşında ailesiyle birlikte Bursa'ya göç etmiş Emine Elmas.
Çok genç yaşta, daha 18 yaşında evlenen Emine Elmas, eğitimini de yarım bırakmak zorunda kalmış. Ardından 2 çocuğu dünyaya gelince hayallerini sürekli ertelemiş. Kuaförlük, eşinin kurduğu şirkette yöneticilik derken, kendine zaman ayırmaya başlayınca önce liseyi, ardından üniversiteyi bitirmiş. Bu arada gelen üçüncü çocuk. Yine planlarını ertelemesine yol açmış.
Ta ki televizyon dizilerinde gördüğü ebru yapımına kadar. Yaptığı işlerin hiçbiri içindeki el sanatlarına olan ilgiyi bitiremediği için 2010 yılında, BUSMEK'in açtığı ebru kursuna yazılmış. Bu kurs haya-tının yönünü değiştirmiş.
'İşte aradığım bu' diyerek bir yıllık kurs devam ederken, evine ebru teknesi bile koydurmuş. Bursa yetmeyince 'Ebrunun Hanımefendisi' olarak nitelendirilen Firdevs Çalkanoğlu'dan ders almaya başlamış. Buradaki eğitimin ardından da Bursa'da Setbaşı'nda Emine Elmas Sanatevi'ni açmış. Sanatevinde sadece ebru değil, Türk geleneksel el sanatlarının birçok alanında eğitim veriliyor.
Sanatevindeki çalışmalarını sürdüren Elmas, bir yandan da ebruyu başka materyallere ve özellikle kumaşa taşımayı kafasına takmış. Fular, kravat, eşarp derken, giysiler için kumaş üretmeye de başlamış. Bunun için özel tekneler bile yaptırmış.
Sonunda amacına da ulaşmış. 20 parçadan oluşan kreasyonu Bursa Fashion Week'te ve BUSMEK için düzenlenen iki ayrı defilede sergileyen Elmas'ın hayali Dolmabahçe Sarayı'nda yine kumaşa aktarılan ebru desenli giysilerden oluşan defile düzenlemek. Emine Elmas'ın ebru yolculuğunu ve hedeflerini konuştuk.

Defile nasıl gerçekleşti?

Defile konusu iki yıldan beri benim aklımdaydı. Ben normalde kağıt üzerinde ebru çalışırken eşime büyük tekneler yaptırdım. O teknelerde kumaşa da yapmaya başladım. 90'a iki metre boyutunda teknem var. Bursa'nın ipeği ve ipek kumaşları da çok meşhur. Bunları da gündeme getirmek için bu kumaşları kullanarak fular, kravat yapıyordum. Hep hayalim İstanbul Dolmabahçe'de bir sergi ve aynı zamanda mini bir defile yapmaktı. Tek kişi yapamıyorsunuz. Bir iki kişi olmanız gerekiyor. Boyaların akmaması için kumaşları hazırlamak zorundasınız. Sonra kumaş boyalarıyla tekneye atış yapılıyor. Desenleri kumaşa alıyoruz. Geleneksel desenleri kumaşa aktarıyoruz.
Bursalı modacı Yaşariye Doğan bana bir teklifte bulundu. 'Neden Bursa Fashion Week'te yer almıyorsun' diye. Tasarımlarımı sunmamı istedi. 10-15 gün düşündüm. Bunun hem maddi boyutu var. Yapabilir miyim, üstesinden gelebilir miyim diye. 8 yıllık bir geçmişim var bu konuda. Teklifi kabul ettim.

Tasarım ve desenleri nasıl hazırladınız?

Tasarımlar ve desenler de bana ait. Önce Bursa Fashion Week hazırlıklarına başladım. Ben aynı zamanda Kent Konseyi Kadın Meclisi Yürütme Konseyi üyesiyim ve Kent Konseyi ile sürekli iç içe olduğumuz için kültür sanat festivalini ilk bizim dönemimizde yaptık. Merhum Semih Pala döneminde başlamıştı. Onu kaybettik ama onun anısına sürdürmek istedik. Bu yıl üçüncüsü düzenlendi. Teklif gelince. Kültür Sanat Festivali'nde defile yaptık.

Çok tepki aldınız mı?

Korkum ebruyu hem kağıt üzerinde görmek istiyorlar ve klasik kalması arzu ediliyor. Ancak, defile sonrası güzel tepkiler aldım. İlgi gösterilirse bunun daha da yaygınlaşacağına inanıyorum.

Bundan sonrası için hedefiniz var mı?

İstanbul hayali devam ediyor. Biraz daha farklı hazırlanmak istiyorum. İşin maddi boyutu var. Hep eşe yüklenmek olmuyor. Masraflı iş. Defile olayı eks-tra bir masraf oldu. Eşimden hariç kimse katkıda bulunmadı. Bu işi yapmayı o kadar çok seviyorum ki her aşamada farklı bir yere taşımak istiyorum. 4 yıldan beri 4 sergi yaptım. Çok büyük bir hedefim yok. Hayallerimi paylaşmak istemiyorum. Çünkü projeleri maalesef kopyalıyorlar. Önümüzdeki yıllarda yeni sürprizlerim ve projelerim olacak.

Ebruya ilginiz nasıl başladı?

Televizyonda yayınlanan bir dizide yaşlı bir amca ebru yapıyordu. Çocukluğumdan beri el sanatları ve ebru isteği için de vardı, ama bunu araştırma imkanım olmamıştı. Hayallerimi çocuklarım nedeniyle hep erteliyordum. Kızım iki yaşına gelinceye kadar beklemek zorunda kaldım.. Bir arkadaşımın vasıtasıyla BUSMEK'te ebru eğitimi verildiğini duydum. Başvurdum ve kabul edildim. Orada eğitim almaya başladım. Ebru kursu bir yıla yakın sürdü. BUSMEK'e giderken kendi evimde de ebru teknesi açıp çalışmaya başladım. O kadar istemişim ki günümün tamamı neredeyse ebruyla geçiyordu. Kurslarda tekne sayısı az talep yok. Tekne sırası gelmiyordu. Bu işi öğrenip ilerletmek istiyorsanız bir yere gelmek istiyorsanız kendi teknenizin olması lazım. Ayrıca ustalardan da ders almanız gerekiyor. O yüzden ben de İstanbul'da eğitimime devam ettim.

Ebruyu kumaşa aktarma fikri nereden çıktı?

Geleneksel desenlerin dışına pek çıkmamaya çalıştım. Çünkü ebru geleneksel bir sanat, onun yaşatılmasını düşünenlerdenim. Tabii ki gelenekseli koruyalım. Ama bunları insanlara tanıtmak için de bir şeyler yapmak lazım. Neden sadece çerçeve içinde kalsın. Ben koltuklarımda, fularda kravatlarda birçok şeyde ebruyu kullanmaya başladım. Böylece insanlar tanıyıp ilgi daha çok artacaktı. İnsanlar daha fazla tanısın ve benimsesin. Dikkat çektiğime de inanıyorum.