Mustafa YILMAZ

Mustafa YILMAZ

mustafayilmaz@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Sosyal güvenlik sistemimizde yapılan işlemlerde işveren beyanı esas olup beyan edilen bilgilerin doğruluğu hayati öneme sahiptir
18 Şubat 2019 Pazartesi, 08:42

Türk vergi sisteminde olduğu gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu'nda yapılan resmi işlemler de işverenlerin beyan esasına dayanır. İşyeri bildirgesi, işe giriş bildirgesi, işten ayrılış bildirgesi, aylık prim ve hizmet bildirgesinde belirtilen tüm bilgiler, işverenin beyanıyla gerçekleştirilmektedir. Bu belgeler ile çalışanların kimlik bilgileri, ne zaman işe başladıkları, ne kadar ücret aldıkları, ayda kaç gün çalıştıkları, yıllık izinleri, prim ve ikramiye alıp almadıkları, işten ayrıldıkları veya işten çıkarıldıkları tarih, çıkış nedeni veya eksik gün nedeni gibi bilgilerin tamamı elektronik ortamda SGK 'ya işveren tarafından bildirilmektedir. Elektronik olarak yapılabilen işlemler açısından bakıldığında SGK, Türkiye'nin öncü kurumu haline gelmiştir. Bildirimi yapılan bu bilgilerin işsizlik maaşından, emeklilik şartlarına kadar birçok işlemde kullanılmasından dolayı da hayati önemi bulunmaktadır. Bir günlük sigorta bildiriminin bile eksik yapılması halinde çalışanın veya yakınlarının emeklilik, sağlık vb. haklardan mahrum kalabileceği, hayati önemde sorunlara yol açılabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle işyerlerinde yapılan her türlü işlemin şeffaf olması ve çalışanların hakları ile ilgili taleplerine ulaşmaları sağlanmalıdır. Toplu iş sözleşmesi olan işyerlerinde şeffaflık ve güven duygusu azami seviyede gerçekleşmektedir. Beyan edilen bilgilerin doğru olması halinde kamu kurumlarının, işyerlerindeki yerleşik düzene herhangi bir müdahalesi söz konusu olmamaktadır. İş kazası, doğal afet vb. olağandışı bir durum olmaması halinde işçi işveren arasındaki ilişkiye müdahale edilmemektedir. Bu düşüncede ki temel amaç işyerlerinde tesis edilmiş olan güven ve itibar duygusu ile huzur ortamını zedelememektir. Herhangi bir denetimde karşılıklı olarak güven duygusu kaybolmakta, tarafların akıllarında soru işaretleri oluşmaktadır. İşveren beyanının esas alınarak işlem yapılması nedeniyle, çalışanın veya üçüncü bir kişinin bir iddiası durumunda ise ileri sürülen iddianın aksini ispat mükellefiyeti yine işverene yüklenmiştir. İspat mükellefiyetindeki bu durum mahkemeler nezdinde de geçerlidir. Türk Ticaret Kanunundan kaynaklı tacir sıfatı da ispat mükellefiyetini işverene vermektedir. Ancak bu bilgilerin yanlış beyan edildiğine ilişkin bir şüphe oluşması, bu şüphenin kanıtlanabilir bir veriye dayanması, işyeri hakkında ihbar veya şikâyet olması durumlarında mahkeme sürecinden önce bu kez devletin denetleme görevi devreye girmektedir. Bu denetleme iki şekilde gerçekleşmektedir. Birincisi, Sosyal Güvenlik denetmenleri tarafından fiilen ve kayıtlar üzerinden yapılan denetimlerdir. Fiilen yapılan denetim, işyerinde çalışanların kimliklerinin, aldıkları ücretlerin kontrol edilerek elektronik olarak beyan edilen bilgilerle karşılaştırılması şeklinde gerçekleşir. Kayıtlar üzerinden yapılan denetim ise beyan edilen bilgilerle işverenin ilgili kanunlara göre tanzim etmekle yükümlü olduğu kayıt, defter ve belgelerin incelenerek karşılaştırılması şeklinde gerçekleşmektedir. İkinci bir kontrol yöntemi de SGK İl Müdürlüklerinde oluşturulan kayıt dışı istihdamla mücadele (KADİM) servisleridir. Bu servislerde görevli personeller diğer kamu kurum ve kuruluşlarından, protokoller çerçevesinde alınan verileri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının denetimle görevli personellerinin tanzim ettikleri belge ve bilgileri incelemekte ve beyan edilenlerle karşılaştırmaktadır. Genelde polis, jandarma, zabıta, il sağlık, il milli eğitim, il tarım müdürlüklerinin görevli personeli tarafından yapılan denetimlerde kayıt dışı istihdama sıklıkla karşılaşılmaktadır. İSG kâtip olarak bilinen iş sağlığı ve güvenliği iş ve işlemlerinin takip edildiği sistemden elde edilen veriler de kontrol edilmektedir. Tüm bu denetimlerin sonucunda bir eksiklik tespit edilirse, eksiklikler düzeltilmekte ve işverene yanlış beyanı nedeniyle idari para cezası uygulanmaktadır. Devlet dürüst işverenin sözüne itibar etmekte ve desteklerle, prim teşvikleriyle ödüllendirmektedir. Ancak yanlış yapanın da cezasını vererek kamu düzeninin bozulmasına da fırsat vermemektedir.

OKUYUCU SORULARI

SORU: Röntgen teknisyeni olarak bir kamu hastanesinde çalışıyorum. Nöbet usulü çalıştığımız için bir gün 24 saat çalışıp takip eden iki gün işe gitmiyoruz. Boşta olduğum diğer iki gün özel hastanede çalışmam mümkün mü? Bana veya işverenime ceza uygulanır mı? (A. K.)

CEVAP: Devlet memurlarının ticaret yapma ve başka bir işte çalışma yasağı nedeniyle memuriyetiniz devam ederken ikinci bir işte çalışmanız mümkün değildir. Herhangi bir tespit halinde çalıştığınız kurum tarafından disiplin hükümleri uygulanması muhtemeldir.

SORU: Belçika'da gurbetçi olarak çalışıyorum. Türkiye'den yurtdışı borçlanması yaparak emekli olmak istiyorum. Emeklilik şartlarım belirlenirken hangi tarih belirlenecektir? (Kadir DAYIOĞLU)

CEVAP: Belçika ile ülkemiz arasında ikili sosyal güvenlik sözleşmesinde bulunan özel hüküm nedeniyle Belçika'da çalışmaya başladığınız tarih eğer varsa Türkiye'deki ilk sigortalılık tarihinizden önceyse ilk işe giriş kabul edilir ve bu tarihe göre emeklilik şartlarınız belirlenir. Eğer çalışmanız varsa ve Türkiye'deki ilk sigortalılık tarihinden sonraysa ülkemizdeki işe giriş tarihinize göre emeklilik şartlarınız belirlenir.

SORU: İşyerimizde 8 işçi çalışmaktadır. Ücretlerini banka kanalıyla ödüyorum. Ayrıca ücret bordrosuna işçilere imza attırmaya gerek var mı? (Ferit AYDEMİR)

CEVAP: 5 veya daha fazla işçi çalıştıran işverenler yaptıkları her türlü işçilik ödemesini banka kanalıyla yapmak zorundadır. Aykırı işlemlerde işçi başına 236 TL ceza uygulanır. Banka kanalıyla yapılan ödemelerde ayrıca ücret bordrolarına imza attırılmasına gerek yoktur. Yetkili makamlarca talep edildiğinde bordrolarla birlikte dekontları da ibraz etmeniz gerekmektedir.

EMEKLİLİK HESAPLAMA

SORU: 48 yaşındayım. Almanya'da 15.06.1990 tarihinde çalışmaya başladım. Türkiye'de 2002 yılında sadece 3 ay bir işyerinde işçi olarak çalıştım. Yurt dışı borçlanması ile ne zaman emekli olabilirim. Ne kadar borçlanma yapmam gerekir? (Yusuf DEMİRCİ)
CEVAP: Almanya'daki işe başlangıç tarihinize göre 25 yıl 52 yaş 5525 gün şartlarına göre emekli olabilirsiniz. Türkiye'deki 3 aylık çalışmalarınıza ilave olarak 5435 gün daha borçlanıp 52 yaşınızı doldurduğunuz 2023 yılında emekli olabilirsiniz. 5435 gün karşılığı 2019 yılı için yatırmanız gereken en düşük miktar 148.319 TL'dir.