Murat KUTER

Murat KUTER

muratkuter@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bursa'da bir eğitim çınarı: Fatma Varış
17 Eylül 2019 Salı, 08:52

Yaşamın hızlı akışı içinde, çeşitli mevkilerde, çeşitli isimleri görüyoruz. Genel bir mevkiye gelmiş, statü sahibi insanların çoğunda değişik bir ruh hali oluşuyor. Kuşkusuz burada bazı egosunu yenmiş kişileri tenzih ediyorum. Bu ruh halinde o statü sahibi kişi ister kamuda, ister özel sektörde olsun, sanki kendinden önce hiçbir şey yapılamamış gibi, ne bulunduğu kurumun geçmişini ve ona bugüne kadar değer yaratmış insanları bilmiyor, bilmek istemiyor, kimisi de yok sayıyor.

Bir eğitim öğretim dönemi başlayalı birkaç hafta oldu. Üniversitemiz rektörü de geçtiğimiz hafta basınla buluştu. Eğitimle ilgili dertlerimiz, sorunlarımız diz boyu. Ama ben sizi biraz gerilere götüreceğim. Türk eğitim tarihine damga vurmuş bir Bursalı isimden, bir kadından söz edeceğim.

Bugün bu kentte eğitimle ilgili birçok kişinin tanımadığı bilmediği bir ismi anlatacağım. Prof. Dr. Fatma Varış hocadan söz edeceğim.

Tüm yaşantısını eğitime adamış bu isim 1927 yılında Bursa'da doğdu. İlköğretiminin ardından yatılı olarak Çamlıca Kız Lisesi'nde okudu. 1947 yılında İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi'nden mezun oldu. İngiltere ve Amerika'da çalıştı. Öğretmen eğitim yaklaşımları üzerine çalıştı. Süreçte, master, doktora yaptı. Alanında profesör, dekan oldu, YÖK üyeliği yaptı, ülkemizi UNESCO'da ve daha birçok uluslararası kurumda temsil etti.

ÖĞRENCİSİNİN GÖZÜNDEN

Fatma Varış, eğitimini tamamladıktan sonra 1953 yılında tekrar Bursa'ya döndü. Kökleri 1914 yılına dayanan, daha sonra kapatılan Bursa Kız Muallim Mektebi'ni (Bursa Kız Öğretmen Okulu) 1953 yılında Muradiye'de kurdu. Kurucu müdürü oldu. Onun ilk öğrencilerinden biri de kayınvalidem Aynur Öztürk'tü. O, o günleri şöyle anlatıyor:

"Okul içindeki kaldırımları biz yapmıştık. Fatma Öğretmen bizleri yepyeni bir dünya ile tanıştırdı. Yatakhanelerimizde her odanın perdesi ve çarşafları farklı renkteydi. Bizleri hafta sonu dışarı bırakırken, üniforma giymemize izin vermez, kıyafetlerimize tek tek bakar, sakil gördüğünü değiştirip, bize kendi kıyafetlerinden verirdi. Zaman zaman Işıklar Askeri Lisesi'nden öğrenciler gelir, onlarla beraber dans etmesini öğrenirdik.

Bize devlet giysi verirdi. Hiç unutmuyorum. Mantolar yapılacaktı, mantonun renklerini kendi seçmedi, bizim seçmemize izin verdi. O dönemler siyah file çoraplar vardı. Biz gençler onları hiç sevmezdik. Ve giymek istemezdik. O çorapları bize dağıtmadı. 15 gün o siyah file çorabı kendisi giydi. Daha sonra biz Fatma Hoca giyiyor, biz de giyelim dedik.

Çok değişik ve alışık olmadığımız, her birimiz ile ilgilenen ve hepimizi etkileyen ve de bizlere model olan bir öğretmenimizdi. Daha sonra Bursa'dan ayrıldı. Üniversiteye geçti, dekan oldu. Kitaplar yazdı. Mekanı cennet olsun."

SONSÖZ

Evet, yaşam böyle bir şey. Aradan 60 küsur yılda geçmiş olsa, gerçek bir öğretmen anılıyor, anımsanıyor, etkilemeye devam ediyor.Ne mutlu böyle öğretmen olana ve ne mutlu böyle öğretmeni olana demek geliyor, insanın içinden. Görüldüğü gibi tarih ve sayfaları affetmiyor, anımsamaya devam ediyor.