Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Çankaya'dan Beştepe'ye (2)
04 Ekim 2019 Cuma, 10:01

Geçen hafta ilk beş cumhurbaşkanımızın seçimi ile ilgili notları aktarmıştık.
1971 darbesinde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Org. Faruk Gürler altı aydır Genelkurmay Başkanı idi. O da doğal olarak Gürsel ve Sunay'dan sonra kendisini köşk için en uygun aday olarak görüyordu. Genelkurmay Başkanlığı'ndan istifa eden Gürler, Cumhurbaşkanı Sunay tarafından senatör olarak seçilir. Bu yolla adaylık için yasal prosedür de tamamlanmış olur.
Siyasiler üzerine çok ciddi baskı uygulamaya başlarlar, çünkü darbe süreci şartları devam ediyordu. Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan'ın evine siyasiler davet edilir. Kendilerine kesin bir dille Faruk Gürler 'e oy vermeleri istenir. (tam 52 generalin mecliste olduğu söylenir, hatta Bülent Ecevit'in tanıdığı bir general tarafından ölümle tehdit edildiği de söylenir) Gürler'in seçilmesi kesin diye düşünülüyordu. Ama beklenen olmadı. AP ve CHP iki yıl önce demokrasiyi süngüleyenlerden rövanşı almakta kararlıydı. Darbeci Gürler'e oy vereceğini söyleyen Milletvekilleri oylamada aksi yönde hareket edince Adalet Partisi'nin asker kökenli adayı Tekin Arıburun, Gürler'e büyük fark atmıştı. Yenilgiye uğrayan Gürler adaylıktan çekildi. AP ve CHP'liler silahlı baskıya karşı tam bir direniş göstermişlerdi. Ecevit'i ertesi gün Genelkurmay'a çağrılır. Eşiyle vedalaşır/helalleşir ve gider. Fakat Org. Sancar'dan hiç de beklemediği şu cümleleri duymuştu: "Meclis çok şahsiyetli davranmıştır. Biz cumhurbaşkanlığı seçiminden elimizi çekiyoruz. İstediğinizi seçin."

Cumhurbaşkanlığı seçimi, harareti yüksek bir krize dönüşmüştü. Sunay'ın görev süresinin bir yıl uzatılması için verilen anayasa değişikliği teklifi de mecliste bir oy farkla reddedildi.
Demirel, Sunay'ın görev süresinin uzatılması konusunda ilk başta şunları söylüyordu: "Cumhurbaşkanlarının görev sürelerinin uzatılması konusunda bir kez kapı aralandığı takdirde bunun ardı arkası gelmez. Türkiye'nin yeni bir Cumhurbaşkanı seçemeyecek bir ülke olduğunu kabûl edemeyiz Cumhurbaşkanlığı'na lâyık olan her kimse onu bugün seçebiliriz.' Demişti.
İnönü ise Sunay'ın görev süresinin uzatılması konusunda çok daha net konuşmuştu "Bunu yapamayız. Görev süresini dolduran bir kimse görevi bırakıp gitmeyi bilirse görevini şerefli bir biçimde yerine getirmiş olur.."
Sunay'ın görev süresi uzatılamayınca, AP ve CHP bu sefer Anayasa
ahkemesi başkanı Muhittin Taylan üzerinde anlaştılar. Ama Faruk Gürler'i senatör yapan Cevdet Sunay Taylan'ı senatör atamayı kabul etmedi
(Bana garip gelen bir rastlantıdır. Meclis'in tasfiye edilmediği darbe süreçlerinde Anayasa Mahkemesi başkanlarının Cumhurbaşkanlığı için düşünülmesidir.1971 darbesinde Taylan,1997 darbesinden sonra Sezer. Bir diğer rastlantı da Meclis'in tatil edilmediği darbelerden sonraki genel seçimlerde Bülent Ecevit'in yıldızının parlamasıdır.1973 ve 1999 seçimlerinde Sn. Ecevit birinci parti olarak çıkmıştır.)
Son olarak AP ve CHP yine eski bir asker olan ve daha sonra büyük elçilikte yapmış olan 70 yaşındaki Fahri Korutürk üzerinde anlaştılar. Mecliste yapılan 15 tur oylama sonunda 6 Nisan 1973 tarihinde Korutürk'ün seçilmesiyle 12 Mart askeri rejimi de fiilen bitirilebildi.(Korutürk'ün yaşını yazmamın nedeni, seçildiğinde en yaşlı Cumhurbaşkanı olduğu içindir. En genç seçilen Cumhurbaşkanımız ise Mustafa Kemal Atatürk 42 yaşında cumhurbaşkanı seçilmiştir)

1980 yılına gelindiğinde Demirel azınlık hükümetinin başbakanıdır. Yılbaşında askerler Fahri Korutürk'e bir mektup verirler.
Nisan ayına gelindiğinde Korutürk'ün görev süresi dolar. Senato başkanı Cumhurbaşkanlığı'na vekalet eder. Cumhuriyet döneminde köşk için en uzun süreli vekalet dönemidir. Tabii ki bu süre içerisinde Cumhurbaşkanı seçilememiştir. Sonuçta 12 Eylül'e gelinmiş ve Türk demokrasisi üçüncü kez dipçiklenmiştir.
Darbe lideri Kenan Evren de 1982 anayasasının geçici birinci maddesi ile cumhurbaşkanı seçilir. 1961 darbesini yapanlar da kendilerini garantiye almış tabii senatör olmuşlardı.
Bu arada 1961 anayasası %65 gibi düşük bir kabul görmüştü.Katılımın yüksek olmasını sağlamak amacıyla 1982 anayasasına eklenen geçici 16.madde ile bu anayasa için oy kullanmayanlar; beş yıl içinde yapılacak seçimlerde oy kullanamazlar aday olamazlar hükmünü içeriyordu.
Bir şey daha hatırlatmakta yarar var.1982 halkoylamasına belirli bir süre kala anayasa hakkında basına eleştiri niteliğinde yazı yazma yasağı getirilmiştir. Hatta ret oyları için mavi pusula düşünülmüştü. Maviyi yazmak, çizmek haber yapmak yasaktı çünkü anayasaya hayır kapsamında bir eylem yapmış olurdunuz. Sonuçta Kenan Evren karşısında rakip olmadan namlunun gölgesinde oylanan anayasa ile cumhurbaşkanı seçilmişti.
Bu konuya haftaya devam edelim.