Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

hayrettincakmak@hotmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bergama'dan Kaz Dağları'na
16 Ağustos 2019 Cuma, 08:13

Altın işi sadece bizde değil, bütün dünyada enerji kaynaklarında olduğu gibi netameli bir iştir. Dünya Altın Konseyi verilerine göre dünyada en büyük altın rezervi 8 bin 407 ton ile ABD'de bulunuyor.
Bu ülkeyi 3 bin 483 ton ile Almanya takip ediyor. Türkiye ise 506 ton altın rezervi ile 11. sırada yer alıyor. Almanya, Türkiye'nin altın rezervlerine ulaşmasını rekabet açısından istemeyen bir ülke. Zaten o yıllarda Türkiye Almanya'dan yılda 3 milyar USD tutarında altın ithal ediyordu. Hatırlanacağı üzere 1990'lı yıllarda Bergama köylülerini Alman vakıfları başarılı bir şekilde organize ederek ciddi bir algı oluşturmuştu.
Daha sonra patron değişti, ABD gölgesinde şu an FETÖ soruşturmasından yurtdışında kaçak olarak bulunan Akın İpek Bergama'daki maden şirketini satın almıştı. Olaylar da bıçak kesilmişti. Çünkü ABD Almanya'yı döver! O dönemin perde arkası aritmetiğini yakalayan Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu da hâlâ faili meçhul bir cinayetle 2002 yılında evinin önünde uğradığı suikast sonucu ortadan kaldırılmıştı.
Altın çıkarmada kullanılan yöntem ve teknik, eleştirinin çok rahat yapılmasına imkan verir. Doğanın tahribatını , siyanürü , kirletmeyi diline dolarsın algı oluşturursun. Şirketler en ciddi tedbirleri alırken; şeffaf olma yanında, kamuoyunu da çok dikkatli bir şekilde bilgilendirmesi gerekir.
Bizim gibi sıcak bölge ülkelerinde insanların hissiyatını hesaba katamayan yetkililer kaosa neden olurlar.
Nitekim Çanakkale'de altın arayan Kanadalı Alamas Gold'un CEO'su John Mccluskey'in geçen yıl iyi niyetle yorumlanamaz ,hakaret olarak algılanan bir açıklama yapmış; "Yabancı işçi çalıştırmıyoruz. Türkler taş taşımakta çok iyiler" demiş.
Bu açıklamayı ajitasyon için yeniden paylaşan CHP Milletvekili Gürsel Tekin fitili ateşlemiş oldu. Burada ikinci bir Gezi çıkarma amacı ve oluşturulan olumsuz algıyı da AK Parti'ye fatura etme gayreti vardır.

PERDE ARKASI DÜŞÜNDÜRÜCÜ

İddialara ve tespit edilen gerçeklere bakarsak ne görünüyor? Her şeyden önce HDP'nin bu olaya destek vermesi beni perde arkası boyutuyla düşündürüyor. İpler bu sefer kimin elinde? Ayrıca nümayiş siyaseti yapmaya çalışan muhalefet blokunun öne sürdüğü hesapsız kitapsız cinsinden iddialar, biz söyleyelim onlar temizlesin hesabıdır.
-Madene 12 Mart 2001 tarihinde ruhsat verilmiş AK Parti ise beş ay sonra14 Ağustos 2001 tarihinde kurulmuştur.
O bölgeyi SİT alanından çıkaran belgeyi Mimarlar Odası Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İclal Sema Dinçer ile daha sonra CHP'den milletvekili adayı olan Seniz Atik imzalamıştır. -Maden ocağı Kaz Dağları'nın 40 kilometre uzağında (kuzey) dır. -Çanakkale'ye içme suyu sağlayan baraja da 14 km uzaklıktadır.
-Sahada 195 bin değil, 13 bin 400 ağaç kesildi. Kesilen ağaçlar bozuk meşe ormanı olup Kaz Dağları florası ile ilgisi yoktur.
Bölgedeki maden faaliyetlerinin sonlanmasının ardından 'Maden Sahaları Rehabilitasyon Eylem Planı'yla bütün sahanın yeniden ağaçlandırılarak eski hâline kavuşturulacağı da bilinmelidir. - Alman Konrad Adaneauer Stiftung Derneği'nin Çanakkale Belediyesi ile ortak seminerler düzenlemiş olması; Almanya yine dolaylı olarak devrede mi sorusunu akla getiriyor. -Bugün Çanakkale'de çoğu CHP üyesi işadamlarımızca 8 ayrı bölgede maden arama, 11 farklı bölgede kömür, 40'ın üzerinde ise mermer ocağı çalıştırılmaktadır" Bu çalışmalar Çanakkale'de ağaçsız bölgeler ormansız alanlar kısaca çöller var da oralarda mı yapılıyor? -Bölgede yerel karar mekanizmalarına bakınca; il genel meclisi ve belediye başkanlıklarının dağılımında; CHP'nin açık ara önde olduğu görülür. Kanuna aykırı gördükleri her konuyu yargıya götürmek ellerindedir.
-Üç bakanlığın kontrolünde olan bir işlemde ÇED raporuna aykırı hareket edilmesi akıl ve mantıkla izah edilemez!

YABANCI ORTAKSIZ YERLİ FİRMA ÖNERİSİ

Karşı hamlelere bakınca;
Betona karşıyız" ,"Kaz Dağları'nda ağaç katliamı var" diyenlere sorsak;
Sarıyer'deki ormanın talan edilmesi ile açılan alanlardaki betonlarda hayatlarını sürdüren sözde çevreciler
Beykoz'daki Acarkent villalarında, Beykoz Konakları'nda oturanlar, Bodrum'u beton yığını haline getiren yeşil dostları (!)
Kendi hayatlarındaki bu çelişkiyi izah edemezler!
Ayrıca, Kaz Dağları'nın tam da eteğinde, 15 arsa sahibi olduklarını, kendi malvarlıkları listesinde parsel parsel açıklayan muhalefetin kutup yıldızı Ekrem İmamoğlu ailesi o arsalarda piknik mi yapacak, kara lahana mı ekecek yoksa başka bir şeyler yapabilmek için bazı değişiklikler mi bekliyor?
Son söz; yazının başında da belirttiğim gibi altın işi netameli bir iştir. Benim gönlüm altın çıkarma işinin ihaleyle yabancı ortaksız yerli firmalar eliyle yapılmasından yanadır.
Aksi hallerde; kamuoyunun doyurucu şekilde bilgilendirilmesi bile spekülasyonları önlemede yetersiz kalabiliyor Manipüle edilmeye çok uygun bir ortam oluşmaktadır. Şu anda Türkiye'de yapılan da budur. Böyle olunca da ipler kimin elinde soruları doğal olarak sorulur.
Çanakkale Belediyesi'nin Alman vakıfları ile olan yakınlığı ve HDP'nin Cudi, Gabar, Kandil'i bırakıp Kaz Dağları eylemlerine, Fırat'ın doğusuna yapılacak harekat öncesinde destek vermesinden ciddi kuşku duyulduğunu da belirtip noktalayalım.