Gürhan AKDOĞAN

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Türkiye'de gündem baş döndürüyor
08 Ekim 2019 Salı, 08:21

Son günlerde ülkemizde her zaman olduğundan daha farklı konularda yoğun bir gündem yaşıyoruz. Bir taraftan AKP'nin ve CHP' nin kurultay ve kongre takvimleri ile partilerin girdiği kamplardaki demeçleri iç siyaseti etkilerken, bir taraftan da birdenbire hem de AKP'- nin içinden, Cumhurbaşkanı seçilme oranının yüzde kırk'a düşürülmesi önerisinin ortaya atılması sonrasında ise Cumhurbaşkanı'nın da yeşil ışık yakarak bu teklifi muhalefetten beklediğini ifade etmesi bir anda sistem değişikliği tartışmalarını da beraberinde getirdi. Bu gündemler konuşulurken yine aynı anda Sn. Bahçeli'nin rahatsızlığı üzerinden yapılan spekülasyonlar ile sonrasında FETÖ'cü Babahan'ın attığı twitte ABD nin Türkiye büyükelçiliğinden hiçbir şekilde kabul edilemez olan skandal paylaşımı ve sonrasında ise hiç de dış işleri kurallarına uygun olmayan yine twitter üzerinden ABD' nin özürü.. Bu saydıklarımız çeşitli gündem konularından sadece birkaçı.

SÖZDE MÜTTEFİK ABD

Tüm yukarıda saydığımız konular baş döndürürken ancak öylesine önemli bir gündemle Türkiye ve bölge karşı karşıya ki bunların arasında kaybolup gidiyor. Suriye'deki ve Fırat'ın doğusunda güvenli bölge oluşturmak üzere ve bu gelişmelerle ilgili olarak Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında uzun süredir yaşanan söz düellosu ve yapılan temaslar sonuç vermemiş, Dün Cumhurbaşkanı konuşmasında "Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma vakti, belki bugün, belki yarın denebilecek kadar yakındır. Hem karadan hem havadan bu harekâtı yürüteceğiz" diyerek bir harekatın başlama noktasında olduğumuzu ifade etti Bilinmeli ki 30 km derinliğinde bir güvenli bölge oluşturulması yönündeki bu harekatın kapsama alanı en az 15 ila 25000 kilometre kare demektir ki bu da bundan öncesi harekat alanlarının birkaç katıdır. Bunun ülkemize olumlu ve olumsuz yansımaları üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekmektedir. Uzun yıllardır ABD'nin bize karşı o bölgede teröre destek verdiği gerçeği ortada iken Rusya, İran, İsrail, Suriye yönetiminin ve tabii ki diğer emperyalist güçlerin bu durumda konumlarının ne olacağı da belirsizdir.

ABD'nin IŞİD terör örgütü ile mücadeleyi öne sürerken aslında en önemli hedefinin bölgedeki kendi çıkarlarını korumak diğer taraftan İran'a karşı İsrail'i korurken Rusya'yı de etkisiz hale getirmek istemekte, Türkiye'ye de istediklerini yaptıracağı bir ortam yaratma hevesinde olduğunu ve Suriye'yi aynı Irak'ta olduğu gibi parçalamak istediğini Türkiye'yi de oyaladığını biliyoruz.
ABD'nin bir terör örgütüyle mücadele etmek için başka bir terör örgütünü beslemesi de uluslararası hukuku göz ardı etmesi demektir. ABD'nin eski Şam büyükelçisi Robert Ford'un PYD'yi PKK'nın kurdurduğu yolundaki açıklamaları ise hâlâ hafızalarımızda tazeliğini koruyor.
BM kararlarına göre bir ülkedeki terör örgütleriyle mücadelede esas başta görev o ülkenin hükümetine aittir. Suriye'deki terörle mücadelede de en önemli görev Suriye hükümetine düşmektedir. Başta terörle mücadele için Suriye hükümetiyle diplomatik kanalların açık tutulması gerekir. Öcalan meselesinden sonra imzaladığımız Adana Mutabakatı, Suriye'ye terör konusunda Türkiye'yle işbirliği yapma yükümlülüğü getiriyordu. Suriye'den Adana Mutabakatı yükümlülüklerini yerine getirmesini istemeliyiz ve mevcut Suriye yönetimini yok varsaymadan bu süreci yönetmeliyiz. ABD ile Türkiye'nin stratejik çıkarları hiçbir zaman örtüşmedi ve hiçbir zamanda ABD bir müttefik ve stratejik ortak gibi davranmadı bunun örneklerini saysak da bitmez Kıbrıs, Kıta sahanlığı ,Ege konusu, Ermeni meselesi, terör konusu,vs..

DOÇ. DR. BAHRİYE ÜÇOK'U ÜZÜNTÜYLE ANIYORUM

Bilindiği üzere 90'lı yıllarda Cumhuriyet aydınlarımıza yapılan yoğun saldırılar, cinayetler hâlâ hafızalarımızda ve anmalarımızda gerçekten içimiz yanarken o eli kanlı katilleri de lanetliyoruz. Çetin Emeç'leri, Prof. Dr. Muammer Aksoy'ları, Uğur Mumcu'ları, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'ları katleden o eli kanlı karanlık eller 6 Ekim 1990'- da bir kitap içine bomba konarak evinin önünde Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucularından, Atatürkçü düşünce sisteminin ve Cumhuriyetimizin yılmaz savunucularından, çağdaş Türk kadını Bahriye Üçok'u elimizden aldılar anısı önünde saygıyla eğiliyorum.