Gürhan AKDOĞAN

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
S-400 sistemi güvenlik ve egemenlik hakkımızın kullanımı olarak görülmeli
16 Temmuz 2019 Salı, 08:06

Bilindiği üzere S-400'lerle ilgili olarak ABD geçtiğimiz günlerde Türkiye'yi yaptırımlar uygulama konusunda bir kez daha tehdit etti ve F 35 konusunda hiçbir hakkı olmamasına karşın Türkiye'yi proje dışına çıkarmayı öne sürdü.
Sözde stratejik ortak veya sözde müttefik ABD Türkiye'nin ulusal güvenlik haklarına ve bu yöndeki kararlarına müdahale etmeyi kendinde bir hak olarak görüyor. Bu kabul edilemez ve her şeyden önce egemenlik haklarımıza ilişkin bir saldırıdır. O nedenle başından beri savunduğum üzere bu projenin gerçekleşmesini bir savunma sistemi satın almanın dışında bağımsızlık ilkemizle ilgili görmeliyiz.

Aynen 1963'te Jhonson'un tehdit içerikli mektubuna Başbakan İsmet İnönü'nün verdiği yanıt gibi ''Yeni bir dünya düzeni kurulur Türkiye orada yerini alır'' Çok yakın geçmişte ABD'nin Kıbrıs harekatında uyguladığı silah ambargosunu, yazılımı kendi elinde olan silahları kullandırmamasını, PKK -PYD gibi terör örgütlerini desteklemesini, savunmamızı yanlış istihbaratlarla yönlendirmesini, çuval krizini halen hafızalarımızdan silmedik.
O nedenle ülkemiz ulusal savunma sanayini geliştirmemiz ile S-400'ler dahil tüm alımlarda yazılım haklarının tamamen mülkiyetimizde olması ve kendi yazılımlarımızı üretmemiz geleceğimiz ve güvenliğimizle ilgili can alıcı konulardan biridir.

F-35'LERLE İLGİLİ TBMM'DE 2008 TARİHLİ 108. OTURUM

Tam bundan 11 yıl önce TBMM grubunda F-35 projesi ile ilgili oturumda Bursa Milletvekilimiz sayın Onur Öymen ile İstanbul Milletvekili sayın Şükrü Elekdağ'ın konuşmalarından bir pasajla o günkü değerlendirmeleri ile nasıl bugüne ışık tutuklarını tutanaklardan paylaşmak istiyorum
''Türkiye F-35 uçaklarının etkin bir şekilde kullanımı için, kendi operasyonel ihtiyaçlarına uydurmak amacıyla yazılım kodlarını elde edebilecek midir? Sayın Bakan, bu hususu, Hükümet ve kendi adına garanti ediyor mu?
''Türkiye operasyonel ihtiyaçlarını karşılayacak yazılım kodlarını elde edemeyecekse o zaman F-35 uçaklarının millî stratejik misyonların gerçekleştirilmesinde etkinliği ne olacaktır?''

''Kıbrıs Harekatı'nı yaptığımız için Amerikan Kong-resi bize askerî ambargo uyguladı. Aldığımız, parasını ödediğimiz silahların yedek parçasını vermediler.
Bizim uçabilen uçaklarımız fırlatma iskemlesi olmadan uçtu. Uçaklarımız düştü, pilotlarımız kurtulamadı, şehit verdik. Niçin? Çünkü, Türkiye'ye baskı olsun diye askerî ambargo uyguladılar, bize elimizdeki silahları kullandırmadılar. Bu proje(F35 projesi) Hükümetin ömrünü aşacak bir projedir.
O bakımdan, gelecek hükümetleri, gelecek dönemleri, gelecek kuşakları bağlayıcı kararlar alırken çok dikkatli olmak zorundayız. Bu yazılım o kadar önemlidir ki değerli arkadaşlarım, bir F-35 uçağında tam 15 milyon kodlu bağlantı vardır. Bu kadar hassastır. Şimdi, siz elinizdeki uçakları millî çıkarlarınızın, millî hedeflerinizin gerektirdiği doğrultuda kullanamayacaksanız, sınırlamalar gelecekse, bu sizin caydırıcılığınızı etkiler, bunun için de 11 milyar dolar harcayacaksınız. İşte burada dikkatli olmak lazım, iyi düşünmek lazım''

DARBE GİRİŞİMİNDEN DERSLER ÇIKARILMALI

Bir terör örgütü ve terörist başı düşünün ki bir derinliği yok, bilgisi yok, kültürü yok, gözünde yaş, bir meczup dünyada 200, ABD'de 140 okulu ile 600 milyon dolar yönetiyor ve devleti ele geçirmek için de 40 yıldır sinsice plan yapıyor.
Bu sözde cemaat lideri önce Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere devletin tüm kurumlarına sızarken bu süreçte de çok değişik siyasi eğilimdeki partiler bile dönemsel olarak okullarını ziyaret ediyorlar, kendisini övüyorlardı.
Son olarak da FETÖ/-PDY, Ergenekon, Balyoz, MİT TIR'ları gibi onlarca kumpası gerçekleştirirken yargıyı ele geçiriyor,17-25 Aralık operasyonlarını organize ediyor yeri geliyor PKK ile işbirliğinde ve ağır ağır kurduğu yapıyla bildiğimiz hain darbe girişimini organize ediyordu.
Hâlâ kurumlardan temizlenmeye çalışılan artıklar ne denli büyük bir tehlike ve tehdit ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bunun gibi cemaat görüntüsünde siyaset, tarikat ve ticaret üçgeninde faaliyet gösterenlerin devlet için tehdit oluşturduğunu,siyaset alanını kullandıklarını uzun yıllardır uyarmalarımız ile katledilmeden hemen önce Uğur Mumcu'nun 1993'te bir söyleşide "Tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar, 30 yıl sonra general olacaklar ve Cumhuriyete karşı ayaklanacaklar" diye tarihi öngörüsü dikkate alınarak kurumlardaki kalan artıklar kadar siyaset ayağındaki ilişkilerin de ortaya çıkarılması gereklidir.
Fethullahçı terör örgütünü, diğer bölücü terör örgütlerini ve tüm darbecileri tekrar lanetliyoruz.