Gürhan AKDOĞAN

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Kadınlarımız geleceğimizdir
27 Ağustos 2019 Salı, 08:11

Kadın, toplumun yarısı demektir...Kadın demek emek demektir bir bakıma...Her yeni güne onların emekleri ile başlarız...Onlar anadır, onlar geleceğimizdir... Kadınsız aydınlanmanın başarılamayacağının bilinciyle;
Kadını özgürleştirmek...çevre baskısından ve feodal yapı etkisinden kurtarmak...sosyolojik kökenden kaynaklanan sıkıntıları gidermek için ; eğitim ve kültür yolunda sonuç alıcı çabaları bir bir yaşama geçirmeliyiz. Ülkemizde 2018 yılında erkekler tarafından; 440 kadın katledildi, 317 kadına cinsel şiddet uygulandı. Şehirlerde evli kadınların % 18'i, köylerde de % 76'sı eşleri tarafından dövülüyor, Kadınların % 57,7'si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor
Dünyada da durum hiç iç açıcı değil. Birleşmiş Milletler'in (BM) son raporuna göre dünya genelinde her gün 137 kadın, eşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor.
Buna rağmen dünyadaki işlerin %70'i kadınlar tarafından görülüyor. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10'una sahipler. Dünyadaki mal varlığının ise % 1'ine sahipler. Başka bir deyişle dünyadaki işlerin % 34'ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90'ına ve toplam mal varlığının % 99'una sahipler.

ŞİDDET SON BULSUN

Emine Bulut cinayetinden sonra bu cinayetleri savunan birkaç meczup dışında toplumun her kesiminden caniye ve cinayetlere karşı haklı ve etkin bir şekilde tepki yağdı. Bu tepkilere rağmen maalesef kadına karşı şiddet ve cinayetler durdurulamıyor. Kaldı ki bu cinayet olduğunda aynı zaman dilimi içinde bir başka yerde bir kadın daha şiddet görerek bıçaklanıyordu. Diğer taraftan birçok alanda, iş yaşamında, fiziksel veya en hafifi ile sözel tacize uğrayan, tecavüz edilen, katledilen, töre cinayetine kurban edilen kadınlarımızın korunması, sadece hukuki boyutu ile veya yasal düzenlemeler ile çözülecek bir konu değildir. Esasen dönüşen ve dö-nüştürülen toplum şartlarında önce bir eğitim, kültür, bilinç altyapısı ve sosyolojik bir bakış açısı ile sorun ana kaynağında çözülmelidir. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2018 Cinsiyet Eşitliği Raporu'nda Türkiye, kadın-erkek eşitliği konusunda 149 ülke arasında 130. sırada yer alıyor. Önce bu eşitsizliği ortadan kaldırıp bu olumsuz göstergeyi düzeltecek yaklaşımları daha ilkokuldan başlayarak toplumun tüm bireylerine vermeliyiz. Kızlarımızı toplumdan soyutlayarak, onların yaşamsal alanlarına müdahale ederek, onları kapatarak, özgürlüklerini elinden alarak erkek egemen bir toplumdan kurtulmak mümkün değildir.

SAYIN DAVUTOĞLU NİÇİN BEKLİYORSUN?

Sayın Ahmet Davutoğlu'nun ''O defterleri açarsak insan içine çıkamazlar'' sözü Başbakanlık yapmış birisinin söyleyeceği söz müdür ? O sorumluluğu taşıyan birisi topluma karşı şeffaflık ilkesi içinde hem de terör gibi insanlık suçuna ilişkin konularda bildiklerini bir tehdit aracı gibi kullanabilir mi ? Bunları açıklamak onun sorumluluğu değil midir? 2016 yılına kadar bu iktidarla birlikte 15 yıl gerek Dışişleri Bakanlığı gerek Milletvekilliği gerek Başbakanlık sorumluluklarını taşımamış mıdır? Öncelikle Dış işlerinde ''stratejik derinlik'' diyerek komşularımızla sıfır sorun politikasının mimarı, sonrasında ise tam tersi tüm komşularla hatta dünya ile kavgalı bir Türkiye'nin, 20 Temmuz /10 Ekim 2015 arasında Şanlıurfa'da 33 kişinin katledildiği, Ankara gar teröründe 102 kişinin yaşamını yitirdiği, Iğdır'da 13 polisin şehit olduğu terör saldırıları sırasında Türkiye'nin Başbakanı değil miydi,? Sonrasında nasıl oldu da tüm demokratik teamüllere aykırı olarak bir gecede başbakanlıktan alındı. (istifa etti !) İstifa sonrasında ''Erdoğan ile bulunduğum kardeşlik hususudur. Bu hukuk hiç değişmeyecektir. Kendisiyle birlikte siyaseten çeyrek asırdır omuz omuza verdim. Kendisiyle her zaman istişarelerim oldu.Cumhurbaşkanımızla ilgili vefam hayatım boyunca sürecek, bunu tartışmam. Onun onuru benim onurumdur. Onun ailesinin onuru benim ailemin onurudur. Kimse fitne hukuku açmaya çalışmasın'' bu sözler Sn. Davutoğlu'na ait değilmidir? Sn. Babacan ve Sn. Davutoğlu yıllarca yönetim sorumluluğunu taşıdıkları AKP'den ayrılarak ne oldu da yeni parti kurma çalışmalarına başladılar. Terör, ekonomi, hukuk, adalet, kentleşme, yolsuzluk, yoksulluk, uluslararası ilişkiler, rejim değişikliği gibi sorunlar başta olmak üzere ,ülkemizin geldiği bu olumsuz koşullar ile ilgili 16 yıllık sorumluluklarından partiden ayrışarak bir gecede yeni parti kurarak kendilerini kurtarabilirler mi,?
Sn. Babacan'ın yeni parti kurma konusu ile ilgili olarak ,bu değerlendirmeleri yapamayan ADD Genel Merkez yönetimi ile görüşme iddiaları da başka bir yazı konumuz ...