Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Türkiye'de depremle yaşamak
09 Temmuz 2018 Pazartesi, 13:58

Türkiye'de son yüzyıl içinde 5.5 ve üzeri büyüklükte meydana gelen ve hasar yaratan toplam 118 deprem meydana geldi.

Ekonomik ve sosyal boyutları açısından en yıkıcı deprem 17 Ağustos 1999 Marmara depremi oldu.

Ülkemiz, jeolojik ve topoğrafik yapısı ve de iklim özellikleri nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan doğal afetlerle sık sık karşılaşan ülkelerin başında geliyor.

Ülkemizde doğal afetlerin son 60 yıl içerisinde yol açtığı yapısal hasar istatistikleri dikkate alındığında, bu tür hasarların yüzde 70'inin deprem nedeniyle meydana geldiği ve tarihsel kayıtlardan elde edilen sonuçlara göre de geçtiğimiz yüzyıl içerisinde ülkemizde 5.5 ve üzeri büyüklükte meydana gelen ve hasar yaratan depremlerin sayısının 118 olduğu görülüyor.

Ülkemiz topraklarının yüzde 96'sının farklı oranlarda tehlikeye sahip deprem bölgeleri içerisinde... Nüfusumuzun yüzde 98'i ne yazık ki bu bölgelerde yaşıyor. Yani 1. ve 2. derece deprem bölgesi...

Bu durumda özetle;

Toplum olarak mal ve can güvenliği bakımından büyük bir çoğunluğumuz deprem riski ile karşı karşıyayız.

Deprem riski az bir bölgede yaşıyorsak da deprem afetinden sonra ekonomik olarak olumsuz yönde etkilenmemiz kaçınılmazdır.

Ülkemizi terk etmeyeceğimize göre, o zaman deprem ile birlikte yaşamanın yollarının bulunması ve bu yolların uygulanmasında da bize yükleyeceği sorumluluk ve külfetleri de üstlenmemiz gerekecektir.

Denilebilir ki; sağlıklı yapılar üretelim, sağlıklı olmayan yapıları yıkalım, yenisini yapalım, sağlam olmayan riskli yapıları güçlendirelim, depremde konutu yıkılana konut veya sıfır faizle ile kredi verelim, toplumumuzu 7'den 70'e deprem konusunda eğitelim, yapılarımızda sağlıklı malzeme kullanalım, sismik uyarıcı sistemleri yani depremi önceden bilebilen sistemleri ülkemizde kuralım, olası bir deprem sonrası daha bilinçli ve organize kurtarma ekipleri kuralım.

Ülkemizdeki depremler, başta afetin meydana geldiği bölgeler olmak üzere etkisini her yerde hissettirmekte ve dolayısıyla ülkede yaşayan vatandaşların tümü depremin sonuçlarından belli ve önemli ölçüde etkilenmektedir.

Ortaya çıkan maddi zararların telafi edilmesi, deprem bölgesinde normal hayata dönülebilmesi, acil yardıma ihtiyaç duyan kimselerin bu ihtiyaçlarının giderilmesi ve benzeri için yapılan harcamalar ülke ekonomisine ve devlete büyük bir mali yük getirmektedir.

Bunun en son örneğini oluşturan ve son yüzyılın felaketi olarak adlandırılan 17 Ağustos 1999 Marmara depremi, ekonomik ve sosyal boyutları ile ülkemiz için büyük bir yıkım oldu.

Bu acının üzerinden 19 yıl geçti ama acısını hala ülke olarak hissedebiliyoruz. Bu yüzden depremle yaşamayı öğrenmeli ve hazırlıklarımızı yapmalıyız.