Erhan BEDİR

Erhan BEDİR

erhanbedir@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Çarpıcı farklılaşma örnekleri çıkmıyor
11 Aralık 2017 Pazartesi, 13:42

Amerika'da yapılan uluslararası bir araştırmaya göre;

Amerika'da her 12 kişide bir kişi;

Almanya'da her 32 kişide bir kişi,

İngiltere'de her 47 kişide bir kişi,

Finlandiya'da ise her 67 kişide bir kişi kendi işini kurmak istiyor.

Türkiye'de henüz böyle bir araştırma yapılmadı, ancak yapılsa her halde her 2 kişide bir kişinin kendi işinin patronu olmak istediği gerçeği ortaya çıkar.

Ancak, ülkemizdeki bu yüksek oran gerçekten "girişimcilik oranı mıdır?", "girişkenlik oranı mıdır?" yoksa "cahillik oranı mıdır?" bilinmez.

Ama bildiğimiz bir şey var o da...

"Düşündüğümüz her şeyi yapabilseydik, buna kendimiz bile şaşırırdık"...

Evet, düşündüğümüzü yapabilmek, bazen de düşünür ama yapmayız işte birbirimizden farkımız da burada çıkıyor ortaya.

24 yıllık meslek hayatımın bana en büyük öğretisi eyleme geçmek oldu.

Herkes düşünüyor, herkesin aklına geliyor ama uygulamaya yani eyleme geçen farklı oluyor.

Elbette katılan kadar katılmayan da olacaktır bu tezime...

Farklı olmak için de orijinal fikirler ya da ilk o fikri uygulayan olmak çok önemli.

Dünya ve elbette Türkiye hızla dönüşüyor, yenileniyor ve gelişiyor.

Ne yazık ki, Türk şirketleri son yıllara kadar farklılaşma konusunda hiç arayış içinde olmadılar.

Haksızlık etmeyelim birkaç firmamız var; ama 80 milyonluk ülkemizde o kadar da olmasın mı?

Pek çok sektörde çok oyunculu rekabetin var olmaması, enflasyon ile beslenen yüksek kârlılık oranları ve ekonomik yapının global ekonomiye bugünkü kadar açık olmaması bu arayışın önünü kesti.

Özellikle son 5 yılda rekabetin tüm sektörlerde çok oyunculu hale gelmesi, Avrupa Topluluğu ile Gümrük Birliği, Çin rekabeti, yabancı sermaye girişi sebebiyle farklılaşma tüm şirketlerin gündemine girdi.

Bu gelişmeler nedeniyle şu anda farklılaşma, fark yaratmanın önemi tüm yöneticilerin dilinde.

Buna rağmen Türk şirketlerinden çarpıcı farklılaşma örneklerinin çıkmadığını gözlemliyoruz. Bunun temel sebebi şirketlerin farklılaşmanın doğasını anlamamasıdır.

Şirket yöneticileri, farklılaşmanın ancak tüketici zihninde gerçekleştirilebileceğinin, farklılaştırma ve markalaştırma konusundaki direkt ilişkinin hala farkında değiller.

Türk şirketlerinin farklılaştırma arayışları operasyonel alanlardan birinde veya pazarlama karmasının bir unsurunda rekabette farklı olma arayışından ibaret.

Oysa yapmaları gereken, taktik alanda sahip olunan veya yaratılacak bir farklılık doğrultusunda tüm şirket kaynaklarının harekete geçirilmesi için strateji üretmek ve bunu hayata geçirmektir.

"Farklılık" kelimesi değişim ve değişimin algılanması olarak yorumlanmalı...

Günümüz dünyası, sınırların olmadığı, iletişim ile bilgi kaynağına ulaşıldığı ve de kapitalin özgürce dolaştığı bir hal aldı.

Bu değişimin, hatta dünyanın merkezine birey oturdu. İş anlamında ise tüketici oturdu. Dolayısıyla, üretimden pazarlamaya, maliyetten kaliteye kadar her şey tüketici değişimine paralel olmaya başladı.

Farklılık, ürünlerinizi sattığınız insanlardaki değişimi algılayabilmek ya da algılayamamak anlamına geliyor. Üstelik bu anlamda yaptıklarınız tüketici için yeniyken, o ürün hizmet için çoktan tarih oluyor.

CEO, tek başına adeta bir dağın tepesinde dikili biri gibi algılanır oldu.

Oysa CEO, bir ekibin lideridir.

Değişim bireyden başlayıp, takıma ve takımın kaptanı olan CEO'ya yansımışsa, CEO da yörüngesini buna göre belirliyor.

CEO, bu nedenle ekibiyle birlikte daha çok pazar payı, daha çok kâr, daha çok sosyal sorumluluk derken, şirket dışındaki dünyayı ve değişimi algılamalı, ekibi ile birlikte bunu önemsemelidir.

Bu da aktarılacak bir şey değil, paylaşılacak bir şey olmalıdır bence.

Farklılaşma ile müşteri bir firmanın ürününü rakiplerininkinden farklı olarak algılayacak ve daha yüksek ücret ödemeyi normal görecektir.

Farklılaşma stratejileri çok sayıda üreticinin bulunduğu sektörlerde ortaya çıkar.

Çok sayıda üreticinin olduğu sektörlerde firmaların rekabet stratejisi olarak izleyebileceği iki alternatif vardır.

Bunlardan ilki maliyetleri düşürmek yoluyla fiyatı aşağıya çekmektir. İkincisi ise ürün veya hizmetleri müşterinin gözünde farklılaştırmaktır.

Farklılaşmada firmalar ürün veya hizmet benzerliğini ortadan kaldırmaya çalışırlar.

Türkiye'deki şirketler farklılaşmayı daha çok anlık ve pazarlama odaklı olarak düşünüyor.

Gerçekte farklılaşma stratejisi zaman içerisinde pazarlama ve diğer işletme fonksiyonlarının bütünleştirilmesiyle gerçekleştirilebilir.

Türkiye'de şirketler farklılaşma stratejileri geliştirirken uzun vadeli olmak yerine kısa vadeli pazarlama iletişimine dayalı yaklaşımları benimsiyorlar.

Öyle ki, bir firmanın reklam ya da halkla ilişkiler yoluyla iletilen farklılaşma stratejileri gerçekte uygulanmıyor.

Sonuç olarak gençlerimiz kendi işinin patronu olmak istiyor ama bunun için yaratıcı fikirlere, yeniliğe, araştırmaya ve gelişmeye ihtiyacımız var.

Yoksa 27 bin 743 sıradan şirket ya da 1 milyon 602 bin 182 esnaf ve sanatkâr arasında yer alır durursunuz...