Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Kaybolma payı
02 Mart 2019 Cumartesi, 07:04

Bursalı iki görme engelli genç, Utku Demiryakan (az gören) ve Atakan Nalbant (hiç görmeyen)... Çocukluklarından beri tanıdığım, az da olsa hayatlarına dokunmaya çalıştığım, pırıl pırıl, ideallerinin peşinden koşmayı seven, hayattan zevk alarak yaşamayı benimsemiş, dünya nimetlerinden doğru ölçüde nasiplenmeye özen gösteren, zevk alarak yaşamaya çalışırken, çevrelerinde olup bitene fazlasıyla duyarlı, etraflarında dolaşan tanıdık ya da tanımadık herkese faydalı olmaya çalışan ve bunu başaran, engellerinin ve engellemelerin kendilerine pranga vuramayacağını gösteren ve bu yolda savaş vermeye devam eden, özgür ruhlu gençler...

Utku, Boğaziçi Psikoloji 3. Sınıf; Atakan, Marmara İktisat 1. sınıf öğrencisi. Bu iki kafadar, hayallerini gerçekleştirmek için bir yola çıktı. Kiminin hayallerini söndüren, kimininse hayallerini gerçeğe dönüştüren İstanbul'a adım atıp eğitim almak hedefleri olsa da, o büyülü şehrin kendilerine neler katacağını, boğazlardan geçip belki de sıcak denizlere yelken açacaklarının farkında bile olmadan, yeni ufukları rota olarak belirleyeceklerini bilmeden adım attılar ve başardılar.

Bakalım 'Kaybolma Payı' dedikleri bu yolu kendileri nasıl anlatıyorlar: Kaybolmak, en sık kullanılan anlamıyla yolunu bulamamak, hedeflenen amaçtan sapmak demektir. Haliyle mükemmeliyetçiliğin yükseldiği ve en iyinin önemini arttırdığı çağımızda pek de pozitif bir çağrışımı yok bu kelimenin. Hepimiz bir kerede en iyiye ulaşmak istiyoruz. Yani hayatımızda bir kaybolma payı bırakmıyoruz. Hâlbuki bazen yavaşlayabilsek ve istediğimiz rotadan sapsak bile çevremizde ne güzellikler olabileceğini görebilsek, tek bir şeye odaklanmasak her şey daha rahat olabilecek belki de. İşte yolculuğumuza bir kaybolma payı eklemek ve bunu sürekli akılda tutmak tam da bu işe yarıyor.

Kaybolabileceğini bilmek ve bunun gayet normal olduğunun bilincinde olmak gerek her zaman. Biz ise kaybolma payını hesaplamayı, kalabalık İstanbul sokaklarında ve yaptığımız gezilerde öğrendik. Fark ettik ki 1 saatte varabileceğimiz bir noktaya varmak için 1 saat önceden yola çıkarsak en sonunda yetişmek için koşmak zorunda kalıyoruz.

Sayfalarında bolca bulacağınız ve keyifle okuyacağınız hikâyeler, bazen refakatçili çoğu zaman yalnız, birebir yaşadıkları ve daha önce çok uzak durdukları, belki de 'Üf bu ne ya' dedikleri güzellikleri, keşfedişlerini, pişmanlıklarını, sevinçlerini bulacaksınız. Gençlerimize http://www.kaybolmapayi.com adresinden, hikâyelerine ortak olmayı ve kaybolma payını paylaşmayı tavsiye ederim. Kaybolma payı ile aynı duyguları yaşamaya ne dersiniz?