Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Engelli de insan mı?
16 Aralık 2017 Cumartesi, 07:26

Her yıl, 10 Aralık ile başlayan hafta Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde İnsan Hakları Haftası olarak kutlanıyor. 10 Aralık günü ise Dünya İnsan Hakları Günü'dür. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, insan hakları konusuna tam bir tanım amaçlayarak hazırlanmıştır. Esas amaç, bu tanıma uyan insan haklarının hiçbir tereddüde meydan vermeden uygulanmasıdır. İnsan hakları, tüm insanların hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahip olmasıdır. Herkes, cinsiyet, ırk, renk, din, dil, yaş, uyruk, düşünce farkı, ulusal veya toplumsal köken, zenginlik gibi fark olmaksızın kanun karşısında eşittir. Kısaca insanın insan olmak haysiyeti ile sahip olması gereken hakların hepsine 'insan hakları' denir.


24 Ekim 1945'te kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü'nün öncelikli amacı, dünyada barışı ve güvenliği sağlamaktı. 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Örgütü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni kabul ve ilan etti. İnsan Hakları Beyannamesi, 30 maddeden oluşmuştur. Bu beyanname; insana değer veren, özgürlük, eşitlik tanıyan duyurudur.
Sözüm ona (!) öncelikli amacı dünyada barışı ve güvenliği sağlamak olan BM'nin, 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi sistemi, yöneten asıl organdır. Daimi 5 üyesi ABD, İngiltere, Çin, Rusya, Fransa'nın birinin bile veto ettiği hiçbir karar geçemez... Diğer 10 üye de emrivakiye uymaktan başka seçeneğe sahip değil. Bunu Bosna, Kosova, Arakan, Kudüs kararlarında gördük ve görmeye de devam edeceğiz.
Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi'nde "Ey insanlar! Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Hepiniz Adem'densiniz. Adem ise topraktan yaratılmıştır. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten sakınanınızdır. Arap'ın Arap olmayana, hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, ancak takva iledir" buyurmuştur.
Takva; Allah'a karşı gelmekten, dünya ve ahrette insana zarar verecek inanç, söz ve davranışlardan, günahlardan sakınmak anlamına gelir. İşin özü, bu kadar net. Ayrıştırma ve sınıflandırmayı yapan üst akıllar (!), aslında bu kesimleri de ortaya kendileri çıkarıyor ve hak-hukuk gibi kavramlarla kendi gemilerini yürütüyorlar. Tıpkı 'engelliler' ayrıştırmasında olduğu gibi... 'Acaba engelliler, insan kabul edilip insan haklarına giriyor mu?' diye sormadan edemiyorum. Eğer giriyorsa bu sınıflandırmayı ortadan kaldırmak gerekiyor. Bunu da belli gün ve haftalarda resim çektirdiğiniz, günleri bitince unutulan dezavantajlı grupların her bireyinin insan olduğu ve nefes aldığı sürece insan haklarından herkes gibi hakkını alması gerekiyor. Bunu sağlamak çok kolay... Sadece fırsat eşitliği verilerek insan olduklarını hatırlatabilirsiniz. Dezavantajlı gruplar, siyasetin merhamet oyuncağı değillerdir. Onlarla kimse ruhlarını arındırıp manevi huzura eremez. Bir Alman atasözü olan 'Eşitlik arayan, mezara gitmeli' sözünü burada hatırlatmak manidar olacaktır.