Ali Genç

Ali Genç

aligenc@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Engelini kullandırtma, şerefini koru!
23 Aralık 2017 Cumartesi, 09:01

20 Aralık 2017'de Konyalı dostum, kendisi de görme engelli B1 (hiç görmeyen) olan, görme engelliler camiası için önemli bir isim Mustafa Kandemir'in sosyal paylaşım ağında yaptığı ve haklı tepkisini gösterdiği konu çok önemliydi. Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan'ın yazısına istinaden yaptığı paylaşımı dikkatle inceledim.

Engellilerin işlerine geldiği zaman, bir tarafları sıkışınca engellerini; kendilerini acındırarak, mağdur edebiyatı yapmaktan geri durmadıklarına bir kez daha şahit olduk. Sözcü yazarı Emin Çölaşan yazısında, Konya cezaevinde yatmakta olan görme engelli Mehmet Büyüközkan'ın mektubuna yer verdi. Ben de yazının belli bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum...

BÜYÜKÖZKAN'DAN MEKTUP

"Sevgili okurlarım, burada bazen cezaevlerinden gelen mektupları sadece ve sadece insancıl amaçla sizlerle paylaşırım. Analarıyla aynı koğuşta yatan küçük çocuklar, gözleri görmeyenler, iki eli bileğinden kopuk olan gazi polisler... Hiçbirini tanımam. Şimdi okuyacağınız mektubu yazan da onlardan biri. Konya cezaevinde yatmakta olan Mehmet Büyüközkan'dan önceki gün aldığım mektubu özetliyorum: Sayın Çölaşan, doğuştan görme engelliyim. Yazılarınızı okuyamıyorum fakat arkadaşlarımdan dinliyorum. Halen cezaevinde FETÖ isimli örgütün mahrem imamı olduğum iddiasıyla tutukluyum. Bu satırları yazarken (aslında yazamıyorum, arkadaşlara yazdırıyorum) gülümsüyorum. Doğuştan görme engelim olmasına rağmen anadolu lisesi, fen lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü'nü başarıyla bitirdim. Engelli kadrosundan TÜBİTAK'ta işe başladım ve yaklaşık 6 yıl bu kurumda çalıştım. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kanun hükmünde kararname ile ihraç edildim. Hapishane koşullarında ne tek başıma yürüyebiliyorum, ne yemek yiyebiliyorum, ne de diğer ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. 21. yüzyılda engelli bir vatandaşa reva görülen bu muamele hiç mi vicdanları sızlatmaz? Görme engelli bir vatandaş, nasıl örgüt yöneticisi olur? Yardımsız yürüyemezken nasıl kaçabilirim? Görmeyen gözlerimle hangi delilleri karartabilirim?" diyor. Emin Çölaşan... "Ben gazeteciyim, işin yasal boyutlarını yeterince bilemem. Mektubu yazan kişiye yönelik suçlamaların ayrıntılarını da bilemem. Cezaevinden gelen bir mektubu sadece ve sadece 'insancıl' açıdan sizlere ilettim" ifadeleriyle Emin Çölaşan yazısını bitiriyor.
Yazılarımın ve TV programlarımın bir çoğunda engelli bireylerin ya da etrafındakilerin, engellinin engelini kullanan ve bu sayede kendine haksız çıkar ve kazanç sağlayanların temizlenmesi gerektiğini hep söyledim. Engelini kullanıp mağdur olduğunu iddia eden kişi kendince son çıkar yolun bu olduğunu düşündüğünü tahmin ediyorum. Retinitis pigmentosa, halk arasında tavuk karası-gece körlüğü denilen göz rahatsızlığına bağlı, az gören yüzde 71 engelli raporu olan bu şahsın kendisini sanki yatalakmış gibi ifade etmesi, hiçbir işini yardımsız yapamadığını söylemesi, tüm görme engellilere hakarettir. Boğaziçi'ni bitirirken, TÜBİTAK'ta işe girerken görme engelli değil miydi bu kişi?

Dezavantajlı gruplar için mücadelesini verdiğimiz 'fırsat eşitliği' haricinde hiçbir pozitif ayrıma ihtiyacı yoktur. Adalet, mahkeme, hukuk engelsiz için ne ise engelli içinde odur ve hep öyle olmalıdır. Engelliler, engelli oldukları için suç işleme lüksüne asla sahip değillerdir. İşlenmiş suçlarını da var olan engelleri ortadan kaldıramaz. Aksi takdirde tüm şerefli insanlara haksızlık yapılmış olur.