Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Yasaklı bayram olur mu?
02 Mayıs 2019 Perşembe, 08:08

Bu ülke de tuhaf, millet de. Ülkede ne zamandır 1 Mayıs resmi bayram.
Sabah kalktım, Bursa'daki 1 Mayıs yürüyüşüne dahil olacağım.
Daha vakit var. Açtım televizyon izliyorum.
Her sene aynı muhabbet!
Taksim işçilere yasak. Sadece Taksim değil, civarı da. İstiklal Caddesi'ni bilirsiniz, Beyoğlu'nun göbeği. Oralar da yasak. Gazeteci Yazgülü Aldoğan anlatıyor.
Meğer Paskalya nedeniyle bu aralar çok turist varmış Taksim ve civarında.
Otelden çıkan otele giremiyormuş, oteldeki dışarı çıkamıyormuş.
Elinde valizler olduğu halde turist aileleri dımdızlak kalmışlar ortalıkta.
Ne o tarafa gitmelerine izin var, ne bu tarafa!
Bu insanlar bir biçimde ülkelerine gittiklerinde ne anlatacaklar Türkiye'yle ilgili.
Bir hafta 10 gündür ne kadar iyi izlenimleri vardıysa ülkeyle ilgili, hepsi yerle yeksan oldu.
Güvenlik tamam. Sonuçta bir terör saldırısı olsa, nahoş bir eylem olsa 'nerede bu polis!' diye bağıracak ahali. Güvenlik önlemi şart. Da, insanların hayatını bu kadar zorlaştırmak, iki nokta arasında seyrüseferi engellemek niye?
Niye her yıl, aynı şeyler yaşandığı halde, bir sonraki 1 Mayıs'a 'insanca' önlemler alınamaz acaba?!

HER SENE AYNI ŞEYLER!

Üşenmedim, geçen sene 1 Mayıs'ta neler yazmışım acaba diye, arşive baktım.
Üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri yazmışım.
1977'deki 'kanlı 1 Mayıs'ın etkisi sürüyor hâlâ bu milletin genetik kodlarında.
Hem milletin, hem devletin.
Giden gitmeyen herkes, 'sanki bir tatsızlık çıkacak' güvercin tedirginliğinde hâlâ .
Oysa batıda, sağcı başbakanlar bile kortejlerin en önünde yürüyorlar 1 Mayıs'larda.

GELELİM BURSA'YA...

Bursa barışçı kent, görece uygar insanların kenti.
Toplandık ilan edilen yerde, yürüdük ilan edilen noktaya kadar.
Ne bir tatsızlık, ne çirkin bir görüntü.
Horon tepen, halay çeken hep birlikte. Coşkuyla, dostça, kardeşçe...
'Bursa 1 Mayıslar'ı ile ilgili özümün tek üzüntüsü, katılımcı sayısı.
Sanayi kenti Bursa, işçi sayısı açısından herhalde Türkiye genelinde hatırı sayılır bir oylumda.
Ama ve fakat, yürüyenler vasat düzeyi aşamıyor bir türlü. Bizim sektör açısından da, hep benzetme yapılır ya 'küçük Babıali' diye. Bursa basını da mütemadiyen 'sen ben bizim oğlan' düzeyinde.
Hem çalışıp hem yürüyen bir işkolu olduğumuzdan, kaçı çalışıyor kaçı yürüyor bir türlü net sayı veremem ama, şu kadarını söyleyeyim, durum her seferinde, deplasman yapan Gençlerbirliği taraftarlarından biraz hallice...

KARINCANIN HİKAYESİ!

Her sene aynı insanlar, aynı yüzler, aynı tipler. O gelmemiş, bu gelmemiş diye çetele tutacak değilim. Ben her seferinde orada olmaya gayret ediyorum. Şu menkıbedeki gibi:
Nemrut, Hz. İbrahim'i ateşe atmış yakıyor. Bunu duyan karınca ağzında bir damla suyla yola koyulur. Onu görenler 'nereye gidiyorsun!' diye sorar. 'Hz İbrahim'in yakıldığı ateşi söndürmeye' der. Soranlar alay ederler:
'O bir damla suyla mı söndüreceksin koca ateşi...'
Karıncanın yanıtı manifesto gibi:
'Ben de biliyorum bir damla suyun ateşi söndürmeyeceğini, maksat tarafımız belli olsun!'