Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Televizyon düellosu...
06 Haziran 2019 Perşembe, 07:48

Nasıl ki, soytarı batının simgesi, dalkavuk doğunun. Erkek erkeğe vuruşmada da, kimi ölçütler, yakıştırmalar var.
Düellonun batının özelliği olduğu söylenir, doğuda yok hakikaten fazla örneği.
Pusu kurmak da Doğu'ya özgü.
Bu demek değil ki, vahşi batıda kimse kimseye pusu kurmadı.
Pusu ve düello kavramlarını güncel siyasete uyarlarsak..
Ne zamandır ülkede seçim süreçlerinde liderler televizyona çıkıp 'düello' yapmıyorlar. Dı... Çünkü galiba 23 Haziran öncesi iki İstanbul adayını karşılıklı izleme şansına sahip olacağız. Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu sürekli çağrı yapıyordu, Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım ise bu çağrılara kulak asmıyordu.
Son tahlilde iki tarafın anlaştığı ve bayram sonrası bir televizyonda oturup kapışacakları söylenmeye başlandı.
Yazıya pusu ve düello muhabbeti ile başlamamız sebepsiz değil. Dedik ya, pusu doğuya özgü diye. Her iki taraf da zaman zaman çıktılar televizyonlara. Binali Yıldırım'ın zor bir soruya muhatap olduğunu pek görmedik, izlemedik. Ama İmamoğlu'na kelimenin tam anlamıyla iki kere ciddi pusu kuruldu. Biri Ülke TV'de, diğeri CNN Türk'te.
İmamoğlu bu iki pusu teşebbüsünden de 'sağ' çıkmayı başardı. Sadece sağ çıkmadı, kendisine pusu kuranları da 'ofsayt'a düşürdü. Yani hem sağ çıktı, hem güçlenerek...

AÇIK OTURUM KİME YARAR!

Silahşörlük raconundan devam edelim: Vahşi batıdan iyi biliriz. Düellolardan hep sağ çıkmayı başaran, temizlediği her silahşör için kemerine bir çentik atan 'hızlı'ların canını en çok sıkan detay, karşılarına zırt pırt acemi silahşörlerin çıkmasıdır.
'Keriz cesareti' diye de niteleyebileceğimiz bu durumun izahı şudur:
En hızlıyı alt edersen artık en hızlı sensin!
Nasıl olsa bir vade sonra öleceksin, ölmezsen namın yürür alemde.
Dolayısıyla, bire bir vuruşmada zaten geride olanın çok kaybı olmaz.
Modern zamanların düellolarında (TV'de yapılanlarında) zaten ölüm yok.
Hasılı iki aday açısından da şöyle bir şematik izahla bağlayabiliriz bu faslı:
Ekrem İmamoğlu açısı: Anketlerde önde. Dolayısıyla TV oturumda bir hata yaparsa kendi ayağına sıkmış olur. Yani televizyona çıkmakla risk alıyor. Onun açısından iyi geçerse fark büyür.
Binali Yıldırım açısı: Kaybedecek bişeyi yok. Dolayısıyla girdiği bir risk de yok. İyi retorikle sağlam argümanlarla konuşması beklenmiyor. Yani ne savunma yapmasına gerek var, ne hücuma. İmamoğlu'nun kabak bir hata yapması dışında beklentisi de yok.

YOK ARTIK YSK!

İstanbul seçimi niye iptal edilmişti?
Sandık kurulları ve sandık başkanları içinde kamu görevlisi olmayanlar var diye.
Sandık kurulu başkanı kamu görevlisi değilse ortada hukuk dışı bir durum var diye tüm Türkiye'yi tırnak içinde 'ikna' etmediler mi?
Şimdi 23 Haziran'a aynı sandık kurulu ve başkanları ile gidileceğinin açıklanması ne demek oluyor?
Bazen hitabet sanatı gereği konuşurken- yazarken cevabını bildiğimiz soruları, vurgulamak için, belirtmek için, altını çizmek için bile bile sorarız.
Ama ben şu an, hakikaten bu soruya akıllıca, mantık dahilinde bir cevap ne yazık ki bulamıyorum.
Şu örnek durumu izah eder mi sizce:
Sahte bir hakemin görev aldığı bir futbol maçı, sırf hakem sahte diye yeniden oynanacak.
İlk maçın skoru geçersiz.
Ve fakat iptal edilen maçın yerine oynanacak maç da aynı hakemle oynanacak!
(Bunu anlamamızı beklemiyosun değil mi sevgili YSK?)