Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Siyasetçi sarıdan hep uzak durmuş
19 Aralık 2018 Çarşamba, 08:29

Ne iş yaptığı sorusuna 'renk tarihçisiyim!' diye cevap veren adam varmış.
Abi Fransız. Adı Michel Pastoureau.
Fransa'da neredeyse bir aydır süren 'sarı yelekliler' eylemi nedeniyle gazeteciler bu abiyle bir mülakat yapmışlar. Biz de başlığa taşıdığımız yargıyı ondan öğrendik. Tam olarak söylediği şu:
'Siyasetçiler sarı renginden tarih boyunca uzak durmuştur.'
Nedeni de, Fransız devriminden beri sarı, yalan ve ihanetle özdeşleşmiş, siyasetçi de itinayla bulaşmamış sarıya.
Sarının iyi anıldığı coğrafyalar da varmış. Misal Çin'de zenginliğin sembolü sayılmış, imparatorların rengi olmuş.
Ortaçağda hainlerin rengi olmuş, ihanetle özdeşleşmiş, eşini aldatan adamlara tasvirlerde sarı kıyafet giydirilmiş. Modern zamanlarda işçi haklarını savunuyormuş gibi yapıp patronla iş tutan sendikalara da 'sarı sendika' denmesinin nedeni, bu ihanet vurgusuymuş.
Diğer renkler ve siyasetteki anlamları şöyle, Michel Abi'ye göre:
Mavi: Muhafazakarlar. Kırmızı: Komünistler ve devrimciler. Pembe: Sosyalistler. Yeşil: Çevreciler. Siyah: Anarşistler. Beyaz: Moşarşistler. Mor: Feministler. Turuncu: Demokratlar.

Aile fotoğrafı...

Hubble teleskobu tam 12 bin galaksinin aynı karede göründüğü bir fotoğraf çekmiş.
12 bin galaksi hakikaten muazzam bir sayı. Evrendeki galaksi sayısına bakıldığında, devede kulak bile değil oysa. Çünkü oralarda bir yerlerde tamı tamamına 300 milyar kadar galaksi olduğu söyleniyor. Söyleniyor diyorum çünkü 300 milyarı az bulup 2 trilyon galaksi olduğunu söyleyen bilim insanları da var.
Hasılı, 12 bin galaksi çocuk oyuncağı!
Bir galakside 100 milyar kadar yıldız, 200 milyar kadar da gezegen olduğu dikkate alındığında...
Gerildiniz biliyorum. Tamam, kesiyorum bu faslı burada!
Şimdilik şu 'aile fotoğrafı' ile yetinelim sadece.

Bir papağan hikayesi de benden

Son iki gündür, ne CHP'nin aday açıklaması, ne Suriye operasyonu, ne o, ne bu.
En çok zavallı papağana yapılan işkence konuşuldu. Bir papağan hikayesi de bende var.
Fi tarihi. Sabahın köründe telefonum çaldı. Açtım.
Bir arkadaş 'hemen ASTV'yi aç!' dedi, 'Metin Taş sana laf sokuyor.'
Prof. Dr. Metin Taş arkadaşım. O yıllarda partneri Halide ile ASTV'de sabahları gazeteleri okuyup yorum yapıyorlar. O gün Halide köşemde hayvan sevgisi üzerine kaleme aldığım yazıyı okumuş. Metin Taş'a 'Hocam' demiş 'Güzel yazı değil mi?'
Bizim Metin ne dese beğenirsiniz:
'Bırak ya, bakma böyle yazı yazdığına. Bunun evinde papağan vardı, hayvanı açlıktan kuraklıktan öldürdü!'
Çok ağır suçlama. Tarihi cevabım aşağıda:
Hayvanın öldüğü doğru. Ama bakım-sızlıktan değil. Çünkü gözümüz gibi bakı- yorduk papağanımıza. Ayçekirdeği ile besli-yorduk. Suyunu, suyuna atılan antibiyotiğini falan asla ihmal etmiyorduk. Ama emrihak vaki oldu, Osman (ismi buydu) vefat etti ve biz onu, hem de törenle, sitedeki kuş mezar-lığına defnettik. Olay bu. (Allah'tan o sıra sosyal medya bu kadar etkin değil. Metin'in o iftirası sonrası bizim evin önüne toplanan hayvanseverler kellemi isteyebilirlerdi.)