Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Seçmen burada ne demek istedi?
23 Haziran 2018 Cumartesi, 08:19

Bilmiyorum bu izlediğim kaçıncı seçim. Oturup saymam lazım. Da üşeniyorum.
Kaç seçim olursa olsun, değişmeyen bir gözlemim var seçim sonuçlarının açıklandığı saatlere ilişkin:
Birtakım adamları televizyon stüdyolarına doldurup, seçim sonuçlarını yorumlamaları isteniyor ya.
İşte özümün en kıl olduğu an, tam olarak bu.
Baba bakıyor sonuçlara ve başlıyor konuşmaya:
'Seçmen, A Partisi'ne, buyur sana hükümet et diyorum. Ama o kadar da havaya girme, sana verdiğim bu oy emanet, değerini bil, ensendeyim mesajı verdi. B partisine de sen de muhalefette kal. Ama gözüm üzerinde dedi. C partisine, bak az oy aldım diye üzülme, sendeki bu gelişme düzeyinin farkındayım, seni daha da büyütebilirim, ama baraj altına bile itebilirim mesajı verdi.'
Tamam. Biraz abarttım ama.
Yok mu seçim geceleri ekranda aynen böyle konuşanlar.
56 milyon seçmeni sanki 'tek kişi' imiş gibi yorumlayanlar.
Ve dağıtılmış oy oranlarına, oy miktarlarına bakarak seçmenin liderlere veya partilere mesaj verdiğini sananlar.
Tamam. Her oy bir mektup, bir mesaj, bir alkış veya bir protesto, bana göre de evet ama.
O, oy verenle, verdiği parti veya lider arasında.
56 milyon 'seçmen' diye bir bünyeye indirgendiğinde, adam ona onu dedi, buna bunu dedi, onu alkışladı, bunun kulağını çekti, filancaya gözüm üzerinde dedi falan diye anlatılmaya başlandığında...
Benim gibi seçim sonuçlarını evde kanepeye kaykılarak izleme alışkanlığı olan ölümlü fani, ister istemez, 'ohaaa ya, hepsini ben mi yapmışım bunların!' diye şaşkınlaşıyor haliyle.
Yok abi diyesi geliyor insanın. Benim bir oyum vardı.
Kimseye bir şey söylemek istemedim.
Kimseye dudak bükmedim, kimsenin kulağını çekmedim.
Sadece bir oy verdim. Tamam mı, hepsi bu.

Müşahitsiz seçim yapabilir miyiz?

İnsanlar birbirine güvense, gelecekte bir gün 'müşahitsiz' seçim yapsak diye düşündünüz mü hiç! Sandık başında her partinin gözlemcisi olması, ne kadar iğrenç bir şey aslında.
Kimse kimseye güvenmiyor demek ki, memlekette.
Kısa vadede olacağını öngörmüyorum, sadece hayal ediyorum.
Siyaset 'rant' olmaktan çıksa, sadece 'külfet' olsa.
Bedava yapılsa. İçinde sadece halka hizmet aşkı olan, başka da bir karşılık beklemeyen insanlar tarafından yapılsa.
Seçildiğinde makamdı mevkiydi hiçbir avantaj olmasa.
İşe misal bisikletle gidilse.
Kim anlattı anımsamıyorum, Litvanya mı, Letonya mı o ülkelerden biriydi galiba, adam mühendis, belediye başkanı seçilmiş. Geliyor belediyeye, yarım gün başkanlık yapıyor ama asıl büyük emeği, mühendis olarak çalıştığı otomobil fabrikasına veriyor.
Ülke böyle olsa, seçimde de müşahite gerek kalmaz bence.
Bizim için ne kadar hayal ötesi, böylesi. Ama var işte, hem bu çağda, hem de çok uzak olmayan coğrafyalarda, insanlar birbirine güveniyor aslında.