Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Satın alınamayan tek şey: Zaman!..
18 Ağustos 2019 Pazar, 09:05

Ekseriyetle gelecekte olan biteni anlatmakla mahir ecnebi dizisi 'Black Mirror' da bir bölüm şöyleydi:
İnsanlar kalkıyor bir merkeze gidiyor, zayıflama bisikleti çeviriyorlar. Çevirdikçe puan kazanıyorlar ve kazandıkları bu puanları harcayarak yaşıyorlar.
O bölümü izlerken 'hımm' demiştim içimden, kalan diğer bütün işleri robotlar ve otomasyon hallediyor demek ki.
Hafta sonu gazetede bir haber vardı.
Rusya'da 4 gün çalışılacakmış, 3 gün tatil yapılacakmış.
Finlandiya'da 2020'den sonra çalışanlar, çalışma saatlerinin en az yarısında nerede ve ne zaman çalışacaklarına kendileri karar verecekmiş.
Belçika mesai saatini akşam 5'ten 6'ya kadar uzattı 10-15 yıl önce, karşılığında çalışanlara tam bir gün verdi. (İsteyene pazartesi, isteyene cuma. Yani hafta sonu 3 gün, blok halinde!)
Hasılıkelam, bu tip ve tarz kararlarla da işsizliğin önünü bir nebze almak mümkün.
Ama daha mühimi geleceğin insanının, bugünün 'neredeyse askeri sayılabilecek' çalışma hayatı koşullarına kolay kolay 'okey' demeyeceği.
Ahalinin işsizlikten inim inim inlediği şu dönemde, böylesi açılımlara ihtiyacı var bence ülkenin...

EDİZDOĞAN HOCA...

Uludağ Üniversitesi Maliye Bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nihat Edizdoğan'ı kaybettik.
Edizdoğan Hoca'nın üzerimizde emeği var. 'Vergi' ile ilgili ne biliyorsam, ondan öğrendim.
Öğrendim dediğime bakmayın, Nihat Hoca öğretmeye çalıştı, benim öğrendiklerim kapasitemle sınırlı kaldı. Arkadaşım Prof. Dr. Metin Taş da akademik kariyerine Edizdoğan Hoca'nın asistanı olarak başlamıştı. Bizdeki yeri ayrıydı yani Nihat Hoca'nın.
Şunu 'anı'msadım ölüm haberini okuduğumda.
İlk vizeden 30 almışım. İkinci vizeden yine 30. Hoca odasına gidenlere final sonuçlarını söylüyor dediler, atladık gittik. Numaramı sordu, listeye baktı, '30 almışsınız' dedi.
'Hocam' dedim 'şu istikrara bakar mısınız? Vizeler 30, 30, final yine 30!'
'Buna istikrar denmez' dedi Hoca, '50, 50, 50 olsaydı, o zaman istikrardan söz edebilirdik!'
Sakin, duru, sessiz bir beyefendiydi. Nur içinde yatsın...

DEVAMLI GÜNDEM: KİLO!

Anne olduktan sonra biraz da kilo alan oyuncu Fehriye Evcen sosyal medyada adeta linç edilmiş! Linç konusu ilk cümleden de anladığınız üzre Evcen'in yeni kiloları! Bu kilo konusunu anlamak mümkün değil. Günlük konuşmalarımızda fazlasıyla yer tutuyor. Kilo almışsın, kilo vermişsin, o göbek ne öyle.
Az önce hanım hanımcık bir kız arkadaşımıza 'sen fotoğraflarda nassı böyle zayıf çıkıyorsun kız' diye yüklendik hatta.
Sadece ünlülerin değil, sıradan, normal insanların da gündemi bu.


Ünlülerin aşırı kilo üzerinden eleştirilmesi konusu da bizim memlekete özgü değil. Amerika'da böyle bu işler, Fransa'da da, İngiltere'de de. (Yılanın başı, kozmetik ve moda sektörü!)
Konuyu burada ele almamızın sebebi hikmeti, bir kadının anne olduğunda bile hafif kilolu görünmesine gösterilen tahammülsüzlük!
Anne olmuş kadın, boru değil. Fotoğrafa bakıp 'duba' muhabbeti yapanlar, öyle aymazlar ki, anneliğin kutsiyetini bile rafa kaldırabiliyorlar.
Uzun lafın kısa hali, adı konmamış bir ayrımcılık türü sergileniyor bu sektörde.