Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Satılık Prens manşeti!
25 Mart 2018 Pazar, 08:04

Batıda yaygın bişey bu. ABD'de efsane bir dışişleri bakanı vardı: Henry Kissinger. Sabah kahvaltısı yapmak için Turgut Özal'dan para aldığı söylenmişti.
Başka bir Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da, bir vakfa bağış yapılması karşılığında işadamlarıyla yemeğe çıkıyordu.
Prens Charles'ın yaptığı da bu.
Şu sıralar Fransa'da sığınmacı olarak yaşayan Cem Uzan, o dönemdeki eşi Alara Koçibey ile birlikte, Prens Charles ve eşi Camilla ile bir yemekte yan yana görünebilmek için Kraliyet Vakıfları'na 200 bin sterlin (1.1 milyon TL) bağış yapmış.
Miktar bana bir fotoğraf için biraz yüklü geldi.
Bağış yapılan yer Lösev gibi, Yeşilay gibi, ÇEK gibi bir yere yapılsa yine gam yemem.
Burada Cem Uzan'ın giden parasına ağlayacak da değilim.
Sadece şuna işaret edip, kesiyorum yazıyı.
Bu olay, yani Prens Charles'ın bir fotoğraf karşılığı para istemesi hadisesi İngiliz gazetesi Daily Mail'de 'Satılık Prens!' manşetiyle haber olmuş. Hem de sürmanşet. Yani manşetin de üstü.
Annesi Kraliçe'den sonra üzerinde güneş batmayan imparatorluğun birinci adamı için, uygun görülen sıfata bakın: 'Satılık!'
30 yıllık gazeteciyim, şöyle bir başlık atamadım.
Öyle demeyin insanın canı çekiyor!

Monopol medya...

Hürriyet, Kanal D, Posta, Fanatik, CNN Türk, DHA ve D-Smart aynı kişiye satılınca, bir bakayım dedim tam olarak nedir bu 'Demirören Grubu.'
Enerjiden sanayiye, turizmden inşaata, eğitimden medyaya çok fazla işkolunda faaliyeti olan bir grup. Son satın almayla, bundan böyle Türkiye medyasının önemli bir yüzdesi aynı grubun eline geçmiş oldu. Milliyet ve Vatan zaten onlarındı.
Şimdi 5 büyük gazete ve 2 büyük televizyonları oldu.

Kısıtlayıcılar var!

Yanlış bilmiyorsam batıda 'medya tekeline izin verilmiyor.'
'Bu konudaki hassasiyet şimdi mi ortaya çıktı, Doğan'ın elindeyken de tekel değil miydi?' diyenler haklı. Yazıyı teferruata boğmak istemem ama, hem bankacılık hem medya aynı grubun elinde ol(a)mayabiliyor kimi ülkelerde. Veya enerji ile medya.
Kotalar, yüzdeler, çeşitli kısıtlayıcılar var, bildiğim kadarıyla.

Orkestrada sadece üflemeliler olmaz!..

Çokseslilik, çok renklilik, farklı fikirlerin ortaya konması ise demokrasi biraz da, medyada çeşitlilik çok mühim.
Birçok gazetenin varlığı değil çok seslilik, eğer hepsi birbirinin aynı başlıkları atıyorlarsa.
Hep aynı adamları konuk eden, sadece onların fikirlerini ifade etmesine izin veren televizyonculuk da, ona keza. Hasılıkelam Doğan Medya'nın toptan Demirören Grubu'na satılması hadisesi daha çok konuşulmayı, tartışılmayı hak ediyor.
Kimse sakın üzerine alınmasın. Eskiden iyiydi, bundan sonra daha kötü olur manasında konuşmuyorum. Ortaya konuşuyorum:
Bir orkestra, sadece borazanlarla kurulmaz. Ya da sadece vurmalılarla, sadece üflemelilerle, sadece yaylılarla. Demokrasiye, düşünce ve ifade özgürlüğüne, basın hürriyetine hepsinden lazım.