Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Ne konuşacaklar?
16 Haziran 2019 Pazar, 08:16

Bu akşam televizyonda neredeyse 40 yıldır unuttuğumuz bir aktivite yaşanacak.
İki aday karşılıklı oturacak ve aynı sorulara cevap verecekler.
Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu.
Ne tür sorulara muhatap olacaklar. Program kaç saat sürecek. Her bir adaya cevap için kaç dakika verilecek vs detaylar için kafa yormaya lüzum yok.
Özümün asıl odaklanacağı husus, ne konuşacaklar!
Bir önceki seçimde olan biteni mi, senin hakkın yendi benim hakkım yendiyi mi, sen çaldın yok çalmadım muhabbetini mi, ki bu ortamı kayıkçı kavgasına çevirir.
Yoksa, İstanbul için yapacaklarını mı?
Bu konu önemli çünkü, İmamoğlu'nu kaç kere çıkardılarsa televizyona, İstanbul dışı ne var ne yok getirdiler masaya. Fetö, PKK, Patrikhane, Yunanistan, Pontus vs vs vs.
(S-400 konusunu niye sormadılar hakikaten çok merak ediyorum!)
Ne kadar tehlikeli konu varsa getirip koydular adamın önüne.
Binali Yıldırım bu açıdan son derece rahattı, çıkarıldığı programlarda.
Sorular ekseriyetle hep bildiği yerlerden geldi.
Uzun lafın kısa hali.
Bu akşam bir şeyler olacak ama göreceksiniz aslında hiçbir şey olmayacak.
2 gün önce yazdım çünkü. Bu tip programlar kararsız seçmeni etkilemek için yapılır.
ANAR genel müdürü açıkladı: İstanbul'da kararsız seçmen kalmadı!
Program devam ederken göz ucuyla sosyal medyayı takip edin derim.
Asıl mavra orada dönecek çünkü...

ÜFLESEN YIKILAN DİJİTAL KALE...

Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, 11 Eylül'den 40 gün önceden haberi olduğunu, CIA'e bilgi verdiğini ama teşkilatın bu bilgiyi dikkate almadığını yazmış, dün raflarda yerini alan 'Deşifre' isimli kitabında.
Ne zaman ki İkiz Kuleler yerle bir olmuş, CIA, Mehmet Eymür'e ulaşıp, bu istihbaratı veren kişiyle görüşmek istemiş. Kaynak, uyuşturucu işi yapan Mustafa isimli bir Türk'müş.
Eymür bu kişiyi CIA ve FBI ajanları ile görüştürmüş.
Bu kadar mühim bir istihbarat, hem de mühim biri tarafından veriliyor ve fakat dikkate alınmıyor, öyle mi?
Anlatılan hikaye Dan Brown'un 'Dijital Kale' romanındaki gerçeklerle hiç örtüşmüyor.
Gerçeğe çok yakın bir bilgiyle yazıldığı kimi büyük istihbaratçılar tarafından da kabul edilen bu romanda...
Binlerce insan yatıp kalkıp milyonlarca maili, konuşmayı, SMS'yi takip ediyordu.
Niçin? İşe yarar bir terör şüphesi bulmak ve önceden önlem almak için.
O kadar yazılım, o kadar algoritma, o kadar deşifre programları vs...
İnsan, zaman ve para ziyanlığı imiş meğer.
Sen tut dişe dokunacağı bile belli olmayan bir istihbarat kırıntısı için o kadar emek ve para harca.
Sonra sana harbi gallavi bir istihbaratçıdan, bayağı oylumlu bir istihbarat gelsin, umursama!
Birileri kandırıyor bizi bu hikayelerle ama, kim acaba?

HABERE BAK, İÇERİĞE BAK!

Avrupa Uzay Ajansı, 40 metre çapında bir göktaşının 9 Eylül'de Dünya'ya çarpma ihtimali olduğunu bildirmiş. Haberin başlığını 'amanın yandık' kaygısıyla okuyorsunuz, devamını okuyunca da, 'böyle başlık mı atılır' öfkesine kapılıyorsunuz.
1. Bu çarpmanın gerçekleşme olasılığı 7 bin 299'da bir çünkü.
2. Göktaşının Dünya'nın 6.85 milyon kilometre yakınından geçmesi bekleniyormuş. (Buna da teğet geçme diyor gökbilimciler, iyi mi)
Hasılı, bu kadar düşük olasılık 'göktaşı geliyor, canını seven kaçsın!' diye mi tezgahlanır abiler!