Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mütekabiliyet ilkesi
11 Mayıs 2018 Cuma, 07:46

Diplomaside, beynelmilel münasebetlerde kutu gibi bir ilke var: Mütekabiliyet!
Karşılıklılık diye çevirebiliriz öztürkçeye.
Sen suçlumu iade edersen ben de ederim, sen orada emlak edinmeme izin verirsen ben de sana burada izin veririm, ya da sen beni havaalanında karşılarsan ben de seni karşılarım gibi...
Diplomasi zaten bildiğin hiyerarşi, büyükelçi diye başlıyor, daimi temsilci diye devam ediyor, ondan sonra gelsin başkonsolos, konsolos, birinci müsteşar, başkatip, birinci katip, ikinci katip, üçüncü katip ve ataşe...
Arada unutuğum vardır ama galiba 'ataşe düzeyi' en alttaki oluyor. Bir ülkeyle ilişkini 3. katip düzeyine indirdiysen misal, ondan da kötüsü var: Ataşe düzeyi.
Çok önemsenir bu ilişkiler diplomaside, siyasette, protokol kurallarının işlediği her yerde.
Herkes 'muhatap'ı ile muhatap olur. Unvanı büyük olan düşük olanı ancak 'kabul!' eder.
Anımsayın, İsrail'de bir elçimiz vardı, Dışişleri bakanlığına çağrılmıştı. Orada iki İsrailli diplomattan 3-5 parmak aşağı bir sandalyede oturduğu için nasıl kıyamet kopmuştu.
Sanırım bu fotoğrafla ilgili geyik çevrilmesinin sebebi hikmeti de biraz 'karşılıklılık ilkesi' sebebiyle. Tayyip Bey altın rengi detayları olan bir koltukta oturuyor.
Muharrem Bey vasati bir koltukta.
Dolayısıyla 'muhalefet' yapmak isteyen muhaliflere söyleyecek söz çıkıyor.
Biri 'biz yemeyiz konuğa yediririz, oturmayız oturturuz' diye yazmış fotoğrafın altına.
Haksızlık etmeyelim burada bir de, 'beraberindeki heyet' durumu var.
İki aday, baş başa görüşmüyorlar yani. Bayraklardan belli burası AK Parti genel merkezi.
Yazının bu aşamasında apartman dairesinde oturan Almanya Şansölyesi Merkel'den, Downing sokağı 10 numarada 1735'ten beri oturan İngiliz başbakanlarından falan söz etmeyeceğim. (10 numaraya Kraliçe'nin bir kez bile çay içmeye gelmediğini de ekleyelim!)
Şunu biliyoruz sadece:
Şatafat, debdebe, şaşaa falan bizim bu coğrafyalarda geçer akçe.
Sadelik, gösterişsizlik ve tevazu onların oralarda.
Bu gözle bakmakta fayda var bu koltuklara...

Siyasette leke polemiği
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, CHP'den İYİ Parti'ye geçen 15 milletvekilinin yeniden CHP'ye dönmesini, 'Demokrasi tarihimizin en kara lekesi' diye nitelemiş.
Siz de benim gibi mi düşünürsünüz bilmem, bu 15 vekilin yaptığı şey, netice itibariyle İYİ Parti'nin 'işi görülsün' Meral Hanım'ın adaylığı sakata gelmesin diye bir nevi destek olayı.
'Parti değiştirmek!' kulağa hoş gelmiyor, kabul ediyorum.
Ve fakat sonuçta bu işi kendi ikballeri için yapmadılar. Kendi siyasi çıkarları için de yapmadılar.
Geri dönecekleri belliydi.
Öyle veya böyle, neden ne olursa olsun, parti değiştirmek 'alna sürülmüş kara leke'yse, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu ve Tuğrul Türkeş'e de bir çift lafı olacak mı acaba sayın Bozdağ'ın.
Bu 15 kişi sonuçta vekil.
Numan Kurtulmuş AK Parti'ye geçmeden önce Has Parti'nin genel başkanıydı ve AK Parti'ye ve liderine çok ağır eleştiriler getiriyordu.
Süleyman Soylu AK Parti'ye geçmeden önce Demokrat Parti'nin genel başkanıydı ve AK Parti'ye ve liderine çok ağır eleştiriler getiriyordu.
Tuğrul Türkeş AK Parti'ye geçmeden önce MHP Genel Başkan Yardımcısı'ydı ve AK Parti'ye ve liderine çok ağır eleştiriler getiriyordu.
Lekenin de 'ak'ı ve 'kara'sı var demek ki, bizim gibi fanilerin anlamadığı...