Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Mesele Suriyeli meselesi değil...
11 Haziran 2019 Salı, 08:19

'Suriyeliler'in denize girmesi yasaklanmış', 'Suriyeliler'in Mudanya'ya girmesi engelleniyormuş' gibi söylentiler ayyuka çıkınca...
Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz'ın bir basın toplantısı ile 'meram'ını anlatması farz oldu. Çünkü muhabbet, tırnak içinde 'Suriyeliler meselesi' olmaktan çıkarılmış, kimi mahvillerde Türkyılmaz'ın 'faşist' hatta 'ırkçı' olduğu yolunda tezviratlara kadar vardırılmıştı.

Hayri Bey oturdu gazetecilerin ve Mudanya halkının karşısına ve...
Tane tane anlattı. Herkesin anlayacağı dilden hem de. Uzun upuzun konuşmadan benim çıkarımlarım şunlar:
Komşusu açken tok yatmayan bir felsefeye sahibiz. Misafirperveriz. Özgürlükçüyüz. Kimsenin haklarının kısıtlanması taraftarı değiliz. Ama birilerinin özgürlüğünün başkalarının özgürlüğünü kısıtlaması durumunda devreye girmek de belediye olarak görevimiz.

Olan şu özetle: Bazı Suriyeliler gelmiş, sahili kapatmış, derme çatma çadırlar kurmuşlar, yanlarında at ve deve de getirmişler. Bazıları da donla (mayoyla değil) denize girmiş.
Herkes takdir eder ki, bu durum öteden beri 'sayfiye kültürü'ne sahip Mudanya sahili için bir ilk.
Yadırganması, şikayet konusu olması doğal.

Üstelik 55 kilometrelik sahilde yer yer işgaller yapılmış olması, yani 'ben burada denize giriyorum başkası giremez' tutumu sergilenmesi, insanlarda 'Burası Dingo'nun ahırı değil' duygusu yaratmış. Olan biten özetle bu minvalde.
Buradan bir ırkçılık suçlaması çıkar mı? Tertip düzen için titizlenene ayrımcı denir mi? 'Bu sahillerin kurallar var' diyenlere 'faşist' denir mi?
Asıl tuhaflık da şurda tabii. Her fırsatta 78 kuşağından olduğunu söyleyen, sol gelenekten geldiğini söyleyen, sosyal demokrat bir partiye mensup birine yapılıyor bu suçlamalar.

SARAY BAHÇESİNDE MANGAL!

Tipik örnek Berlin Sarayı. Berlin'de yaşayan Türkler, sarayın bahçesine girip mangal yaptıklarında kentin sağcıları aşırı tepki göstermiş ve bu işin yasaklanmasını savunmuştu. Berlin'in solcuları, sosyal demokratları ve çevrecileri 'Mangal Türk kültüründe var. İnsanların bu kültürü yaşatmasına engel olamayız!' diye Türkler'i savunmuştu.
Mudanya ve Berlin'i birlikte değerlendirdiğimizde fark şurada:
Mudanya'daki plaj işgalini Mudanya sakinleri yapsaydı, belediye tarafından yine uyarılacaklardı. Mudanya olayında nüans bu işte, bu kadar basit.
Kimsenin kimseyi ötekileştirdiği, ayırdığı, kimseye yasak koyduğu falan yok. Belediye zabıtası, herkese açık plajın çarşaflarla, battaniyelerle kapatılamayacağını anlatmaya çalışmış o insanlara...

MİLLİLERE SEVİNME MİZANSENİ!

Fransa maçı başladığında ağabeyime dedim ki:
'Şenol Güneş, orta sahada 3'e karşı 6 oynatıyor takımı. Başka deyişle maç 10'a 6 oynanıyor. Deschamps uyanana kadar 1-2 tane atarız.'
Taktik olarak ezdi meslektaşını. (Yalan mı abi?) Nitekim ilk yarıda bitti iş. 3-4 bile olabilirdi skor. Hatta beş. Şimdiki güncel haber, İzlandalılar'ın havaalanında bizimkileri aşırı bekletip yormaya çalışmaları. Güneş, söylememe gerek yok, Vikingler'in 'fizik' güçle yenilemeyeceğini bilir. Defansta omuz omuza mücadele edecek elemanlar iş görür. Ama ilerde mutlaka adamların aklını alacak yaratıcı oyunculara ihtiyaç var. Cengiz, Yusuf Yazıcı, Abdülkadir gibi. Yani güreşerek- boğuşarak yenemeyiz İzlanda'yı. Tekniği ön plana çıkarırsak, tarihi bir zaferle dönmemiz olası memlekete. Bir de önerim olacak naçizane:
Gol atarsak adamların bize havaalanında yaptığı zulmü anımsatan bir sevinç mizanseni yapalım. Kutlama yapan tekrar sıraya girsin bir daha kutlama yapsın, akabinde bir daha, bir daha. Gösterelim futbol kamuoyuna bu numaraların bu devirde anlamsız olduğunu...