Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
'Kader kurbanı' olmak avantajlı
26 Eylül 2018 Çarşamba, 08:08

Kamuoyundaki af tartışmalarında sık sık değinilen 'kader kurbanı' nitelemesi ile ilgili gazeteci arkadaşım Zafer Opsar '10 numara' bir değerlendirme yapmış duvarında:
'Kader kurbanı ne demek? Affı gündeme getirenler neden hep bu ifadeyi kullanır? Kader, İslam inancına göre bireyin tüm yaşamını ve bu yaşam içindeki tüm yapıp ettikleri, başına gelenleri, yaşadıklarını kapsamıyor mu? Öyleyse bunların neden sadece bir kısmı kader diye tanımlanıyor? Kader bir bütünse hepsini kapsaması gerekmiyor mu? Ya da niye kurban? Olumsuz olan bir şey kaderse olumlu olan şey kader olmuyor mu?
Cinnetle birini öldüren kader kurbanı oluyor da, parasız eğitim ya da başka birtakım nedenlerle gösteri yaptığı için tutuklanan, mahkum edilen öğrenci, ya da bir bildiriye imza atan akademisyen niye kader kurbanı olmuyor?
Bu eylemler de onların kaderinde yazan bir olay değil mi?
Kader bazılarını kurban seçiyor, bazılarını seçmiyor mu?'
Zafer'in bu 'retoriğine' vatandaş Erkan Solmaz kayıtsız kalamamış:
'Kader kurbanı şöyle oluyor yani Zafer Abi. Adamın kaderi organize suç örgütü kurmak, yönetmek ihaleye fesat karıştırmak, adam kaçırmak falansa yani, ne yapsın adam, kader işte...'

POTANIN PERİLERİ EFSANESİ BİTTİ...

Futbolla yatıp futbolla kalkan bu ülkede nefes aldığımız, kendimizi dünyayla yarışır gördüğümüz iki pırıl pırıl alanımız vardı: Kadın voleybolu ve basketbolu.
Başka deyişle Filenin Sultanları ile Potanın Perileri. Bu iki alanda da, dünyayla yarışan dünyaya kafa tutan bir halimiz vardı.
Potanın Perileri, -bana göre tabii- dün itibariyle 'the end!'
Halen oynanan Dünya Şampiyonası'ndan söz ediyorum.
Periler ilk maçta Arjantin'i farklı yendi. (Arjantin'i yenmeyeni dövüyorlar zaten.)
İkinci maçta Nijerya çıktı karşımıza. Nijerya'yı son hazırlık maçında da 40 sayı farkla parkeye gömmüştük. Ve fakat adamlar, pardon kadınlar hoplaya zıplaya, tüm atletik özelliklerini göstere göstere ve daha mühimi coşkuyla yendiler bizi. Ve 'Nijerya kadın basketbolu tarihi'ne geçtiler!
Dün de Avustralya'ya yenildik. Ve...
Diğer gruptan gelecek Fransa ve/veya Kanada'yı beklemeye başladık.
Emekli kaptanımız Nevriye, meğer ne büyük fark yaratıyormuş pota dibinde. 'Pigme' gibi kaldık 'Kanguru Kızları'nın yanında!
Şimdi yapılacak şey, yeni bir nesil, yeni bir ekol, daha uzun ve atlet kızlar bulmak.
Çünkü, görece olarak tutuculuğun sürdüğü bu ülkenin, başarılı kadın sporcuların varlığına ihtiyacı var. (Son cümleyi sosyo- psikolojik getirileri hesaba katarak değerlendirin lütfen!)

CHP'NİN ÖLÜSÜ YETER!

Hem kendi üyesi, hem de seçmenin geneli gözünde son tahlilde çapraz kuru iyice düşen CHP, önümüzdeki yerel seçim öncesi adayları 'önseçimle belirleyeceğini' açıklayarak bana göre bir adım öne geçti. Bana göre çünkü, bunu -sanırım- benden başka önemseyen yok.
Ak Parti'de aday belirleme süreci hiç konuşulmuyor. Herkes biliyor ki bu iş 'merkez'den halledilecek. MHP'de de öyle. Geriye kalıyor sadece CHP.
Partiler ne için var! Demokrasiyi işletmek için. Peki kendi içinde demokrasi işletmeyen partinin, dışarda işleteceği demokrasiye kim inanır?!
Namık Göz'den aldığım bilgiye göre, CHP'de adaylık sürecinde top, il genelinde söz ve karar sahibi olacak 30 bin üyede.
'CHP'nin ölüsü yeter' başlığını bu yazıya bu yüzden attım. Beğen- beğenme, iyi-kötü bu partide demokrasinin yaşatılıyor olması, içinde bulunduğumuz 'karamsar konjonktürde' büyük olay bence...