Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İklim değişir Mudanya olur
08 Ekim 2019 Salı, 08:18

Başlığı, Kemal Burkay'ın 'Gülümse' şiririnden arakladım. 'Belki şehre bir film gelir... Bir kedim bile yok... İklim değişir Akdeniz olur' mısralarıyla Sezen Aksu'nun aklımıza kazıdığı şarkıdan diyeyim ya da.
Biz Türkler her tarafı Türkiye ile çevrili Marmara Denizi'nin değerini bilemediğimiz gibi, biz Bursalılar da, yanıbaşımızdaki gerdanlıkların değerini maalesef bilemedik.
Gemlik'ten, Mudanya'dan söz ediyorum.
Her ikisi için de, geçmiş hatalarımızı anımsayıp salya sümük ağlasak yeri.
Dün Bursalı gazeteciler olarak Mudanya Belediyesi'nin ve Başkanı Hayri Türkyılmaz'ın konuğuyduk.
Konu, Mudanya Mütarekesi'nin 97'nci yıl kutlamaları.
Dolu dolu kompakt bir kutlama programı hazırlanmış. Can Bonomo konseri, Cem Karaca şarkılarının seslendirileceği 'Cem (n)iyet' etkinliği gibi işin eğlenceli detaylarını diğer köşelerden, haber sütunlarından okursunuz.
Ben iki konuya parmak basacağım sadece.
Bir, geçenlerde yapılan Mudanya Kitap Fuarı. Çok büyük ilgiye mazhar oldu. Hayri Türkyılmaz bu fuardan o kadar mutlu ve gururlu çıktı ki, gelecek yıl ikincisi yapılacak kitap fuarına Amin Maaoluf'u 'onur konuğu' olarak getirmeyi kafaya koydu. Yani fuar henüz ikincisinde uluslararası bir nitelik kazanacak.

İki, Ekim-Nisan ayları arasında gazeteci- yazar meslektaşımız Enver Aysever'in domine edeceği Yazı Akademisi...
Toplantı sonrası ayaküstü sohbetimizde Türkyılmaz, 365 günün 360 gününde mutlaka bir etkinlik yaptıklarından söz etti. Hasılı, temel belediyecilik hizmetlerini yapmak, ekstra olarak çatısı akan evin çatısını onarmak, boyasız evi boyamak, yaşlıya evde bakım yapmak falan içinde insana hizmet duygusu olan herkesin altından kalkacağı işler... Karın doyurmak gibi. Ve fakat kültüre- sanata yatırım yapmak, yani ruhları doyurmak benim diyenin altından kalkacağı şey değil. Bu işlere teşne kadron olmalı, bu anlayışı hayata geçirecek insanlarla çalışmalısın..
En önemlisi de kültür- sanat talebi olan bir vatandaş kitlesine sahip olmalısın.
Bu potansiyellerin hepsi var Mudanya'da.
'Sahil gıdası' almak için Ege'ye Akdeniz'e kaçmayı alışkanlık edinmiş Bursalılar, Türkyılmaz'ın içinde bulunduğumuz 'ustalık dönemi'nde hayata geçireceği 'kültürel iklim değişikliği' ile zaten çok sevdikleri Mudanya'yı daha çok sever hale gelebilirler.
Küçük kızımın ilkokula giderken evde bağıra-çağıra okuduğu şu şiirle bitiriyorum yazıyı:
'Kitap, silgi, kalem, defter, bizi bunlar adam eder!'
Şiir gibi bir ilçe Mudanya. Şiir tadında yaşanmayı hak ediyor, fazlasıyla...

99'DAN SONRA YAPILAN OKULLAR DA ÇÜRÜK ÇIKTI

Sabah televizyonu açtım. Fox TV'de Ekrem İmamoğlu, 'Çalar Saat' programında İsmail Küçükkaya'nın konuğu. Kötü şans, yukarıdaki basın toplantısı için evden çıkmak zorundaydım, izleyemedim. Neyse ki sosyal medya var!
Okul arkadaşım Ümit Aşçı Çini programı izlemiş ve Ekrem İmamoğlu'nun şu lafını paylaşmış:
'İstanbul'da yaşanan son depremden sonra boşaltılan 26 okuldan 19'u, 99 depreminden sonra inşa edilmiş.'
Vahameti fark ettiniz değil mi?
İstanbul'da 5.8 şiddetindeki deprem nedeniyle boşaltılmış 19 okul, meğer 99 depreminden sonra inşa edilmiş. Güya deprem yönetmeliklerine göre ve güya depreme uygun olarak... Peki 5.8'e dayanamayıp nasıl pert oldular...
Ümit bu ağır bilgiyi, 'Sabah eşimle çay içip televizyon izliyorduk. İmamoğlu bunları söylediğinde dehşete düştük, donakaldık, birbirimize bakakaldık, çayın gerisi demlikte kaldı, karardı' diye paylaşmış.
Vakti zamanında dönemin bakanı Erkan Mumcu, '1999 depreminde enkaz altında kalan aslında Türk İdari Sistemi'dir' demişti. 99 büyük depremi bile Türk İdari Sistemi'ni akıllandıramamış demek ki...
Yazık ödediğimiz vergilere, vatandaş olarak yerine getirdiğimiz tüm yükümlülüklere.

105 STERLİN VER SEN DE 'LORD' OL!

Dünyaya cimriliği ile nam salmış İskoçlar, yeni bir 'hap yap para kap' yolu bulmuşlar ki, takdir etmemek şapka çıkarmamak elde değil.
Ülkeden 1 metrekare arazi satın alıyorsun, kadınsan 'lady' erkeksen 'lord' unvanına sahip oluyorsun.
Türkiye'de tamı tamamına 40 bin Türk bu işe girmiş. 16 bin 'lord' ve 24 bin de 'lady'miz varmış. Bu tuhaf gerçeği öğrenince şaşırmadım desem yalan olur. Daha büyük şaşkınlığı memleketin isim imza sahibi kişilerinin bu işe yazıldığını görünce yaşadım:
Fahriye Evcen, Burak Özçivit, Kadir Doğulu, Hazal Kaya, Çağla Şıkel, Deniz Seki, Kenan Doğulu, Beren Saat, Sibel Can, Seda Akgül ve Beyazıt Öztürk, 'lord ve lady'lerimizden bazıları.
Bu abiler ve ablalar 105 sterlini bayılmışlar, ülkenin bataklık bölgesinden birer metrekare arazinin sahibi olmuşlar. (İngiltere'de lord veya lady olmak, kan bağı gerektiriyor. Yani lord olman için, babanın da lord olması lazım. Oysa İskoçya soya sopa bakmıyor, toprak sahipliğine bakıyor. Bir karış arazin olduğu anda, lordsun, leydisin!)
Türkiye'de bir uyanık çıksa, ver parayı, 'ağa'sın, 'bey'sin, 'beyefendisin', 'hanımefendi'sin dese, kızılcık sopasıyla kovalayacak bu 40 bin kişi, adam başı 105 sterlini gözünü kırpmadan vermiş.
Hesapladım, İskoçya'nın sadece Türk unvanseverlerinden elde ettiği kokmaz bulaşmaz servet tamı tamamına 4 milyon 200 bin sterlin! Eski parayla 30 trilyon, Tanrı bereket versin!
İş sadece 105 sterlini bayılmakla kalmıyor takdir edersiniz ki, her yıl mayıs ayında binlerce kişi 'arazisini!' görmeye bu ülkeye gidiyormuş. Buyur sana kutu gibi bir dış alem geliri daha!
Adamlar, bizimkiler arkasını döndüğünde nereleriyle gülüyorlardır acaba şu salaklığa!