Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
İftar-sahur siyaseti...
02 Haziran 2018 Cumartesi, 08:25

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sahurda gençlerle buluşmasının ardından en büyük rakibi Muharrem İnce de Bursa mitingini 'iftar' saatinde yaptı.
Hem de mitinge katılanlarla 'iftar' yaparak.
Şaka değil, CHP Bursa Örgütü 20 bin kişiye yetecek kadar çorba, sebze yemeği, salata ve tatlıdan oluşan bir iftar mönüsü hazırlamıştı.
'İftar saatinde yemekli miting', bilemiyorum belki de Türk siyasi hayatında bir ilk.
Ama Muharrem İnce böylesi ilklere alıştırdı ahaliyi.
Anımsanırsa, Halk TV'de katıldığı bir TV oturumu da katılımcıların 10 binleri aşan sayısı nedeniyle 'televizyonculuk tarihi'ne geçecek kadar kalabalıktı.
İlan edilenden 1 saat geç başlayan mitingde Muharrem İnce yine formdaydı.
Kırcaali ve Gümülcine'den Bursa'ya selam getirdiğini söyleyerek başladığı konuşmasında yine 'Erdoğan videoları' oynattı.
İyi enforme edildiği, 'Bursaspor'un kuruluş yıldönümü'nü unutmamasından belli oldu.
Her mitingde söylediği çarpıcı vaatlerini Bursa'da da dile getiren İnce, 180 kere değiştirilen kamu ihale kanununu değiştirerek büyük bir kaynak yaratacağını anlattı.
Mitingden önce 'bu alan kaç bin kişiyle dolar?' diye sormuş ve 80 bin yanıtını almıştık.
Miting kalabalığı tahmininde deneyimli bir- iki gazeteci arkadaşım da aynı fikirde, sanırım Atatürk Stadyum Alanı'nı dün dolduran kalabalık, CHP'nin Bursa'da yaptığı -herhalde- en büyük katılımlı miting oldu.

Nasuhi seviyesi!

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin hem miting meydanlarında hem de TV programlarında ortaya attığı Erdoğan'ın Pensilvanya'da FETÖ elebaşı ile görüştüğü iddiası gündem belirledi.
Ben işin o tarafında değilim.
Derdim, tırnak içinde bir 'meslektaş'ımın düştüğü durum. Düştüğü sözcüğü ilk kez bu kadar kullanıldığı yere cuk oturuyor. Çünkü kelimenin tam anlamıyla düşüş bu. Düştüğü yerde debelenme, patinaj yapma, ama bir türlü çıkamamayı da içeriyor.
Nasuhi Güngör'den söz ediyorum.
Muharrem İnce çıktı miting meydanında kürsüye, açtı bu şahsın kaleme aldığı kitabın bir sayfasını okudu. O sayfada Erdoğan'la Fethullah Gülen'in görüştüğü yazılıydı. Hem de Pensilvanya'da.
Nasuhi Güngör bu açıklamanın hemen akabinde, kendi yazdığı bu satırları yalanladı!
Bu durum, 'dünya matbuat tarihi'nde bir ilk belki de. Muhatabından bir açıklama veya mahkemden tekzip gelmeden, kendi kendini yalanlama hadisesi.
Herhangi biri olsa adam, amann de boşver geç! 'Sayıklamış işte!' de...
Ve fakat Nasuhi Güngör, bir dönem TRT gibi bir kurumda, kurumun belki de en önemli koltuklarından birinde, Haber Dairesi Başkanlığı'nı işgal etmiş, o koltukta oturmuş- oturtulmuş biri. Yani alelade biri değil!
Ve o satırları Erdoğan'ı zor durumda bırakmak için değil, tersine ona bir özellik katmak için yazdığı da kesin. Çünkü o satırların kaleme alındığı dönemde Fethullah Gülen, bugünkü gibi hain damgası yemiş, tükürüğe boğulacak biri değil; tersine, son derece itibarlı bir şahsiyet, özellikle de belli kesimler için.
Gazetecilikte inandırıcılık iskambil kağıtlarından kule yapmak gibidir. Bir üflersin yıkılır. Hiç üflememek, bu düsturun üzerine titremek, bu hususiyeti korumak-kollamak gerek.
Ama gördünüz işte, görüyorsunuz!
3 günlük stajyer gazetecinin bile düşmekten çekineceği duruma, makam- mevki sahibi olmuş biri neredeyse balıklama atlamaktan hiç utanmıyor- çekinmiyor.
Öyle günlerden geçiyoruz ki milletçe.
Çoğu onurlu insan, çoğu onurlu gazeteci, bu duruma düşmektense, ölmeyi tercih eder, yeminle.