Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Her gördüğün Japon'u...
22 Kasım 2018 Perşembe, 08:17

Yabancılarla temas, toleransı, empatiyi artırır, kültürel alışverişe neden olur, insanları zenginleştirir. Turisti bol coğrafyaların insanlarının daha rahat, daha açık ve daha sempatik olmalarının sebebi hikmeti budur.
Japonlar Türkleri sever, Türkler de Japonları.
Bu iki halkın ekstra yakınlaşmaya ihtiyacı yok gerçi ama...
Yine de fazla empati ve sempati göz çıkarmaz hesabı, Nilüfer Belediyesi ve Japonya'nın Tokai Belediyesi 2007'de 'kardeş' olmuşlar ve bu kardeşlik protokolü çerçevesinde 'personel değişimi' programını uygulamaya koymuşlar. 2008'den bu yana, bir sene Nilüfer'den bir personel Tokai Belediyesi'nin çalışanı oluyor, ertesi sene de bir Tokai'li gelip Nilüfer Belesiyesi'nde çalışıyor.
Fazla değil 3 hafta. Lafı uzatmayayım abinin adı Shota Aoki. Maaşını 'bizden' mi alıyor, bu arada SSK'sı neyim ödeniyor mu, çalıştığı ofiste önüne bir bilgisayar kondu mu, mesaiye kalıyor mu, gibi özlük hakları bir kenara bırakırsak...
Abi ilk nerede istihdam edildi biliyorsunuz. (Çoğu gazetede çıktı haber)
Mevlit Kandili münasebetiyle cami önünde vatandaşlara hurma tatlısı dağıttı.
Haberi okur okumaz aradım belediyeyi, maksadım, 'bur(s)alarda Japon çalışan bulmak her zaman mümkün değilken adamı biraz daha sofistike bir işte çalıştıramaz mıydınız?' diye belediyeye ayar vermekti. Ve fakat hevesim kursağımda kaldı. Elemanın zaten mesleği 'sosyal hizmet uzmanlığı'ymış.
Ee kandil tatlısı dağıtmaktan daha sosyal bir hizmet de düşünülemez herhalde.
Saflık bizde, her gördüğümüz Japon'u yüksek teknoloji mühendisi sandığımız için.
(Bugün Tokai Belediye başkanı geliyormuş Nilüfer'e. Bakacak tabii adam, elemanın sırtı pek mi, karnı tok mu, ofiste bir masası var mı, daha mühimi masası cam kenarında mı?)

Konkordato

Konuya çok mezun değilim. ABD'de vatandaşların da 'iflas!' ilan ettiklerini biliyorum ama.
Bizde hukuki süreç nasıl, gerçekten bilmiyordum.
Benim konkordatodan anladığım şu:
'İflasa doğru gidiyorum ama iyi niyetliyim. Borçlarımı inkar etmiyorum ama bir takvim marifetiyle uzun döneme yayarsak hepsini ödemek istiyorum' gibi bişey.
Daha ziyade firmalar ilan ediyor bunu.
'Peki vatandaş konkordato ilan edebiliyor mu?' diye internet aleminde biraz eşelendim ve gördüm ki, evet, vatandaş da konkordato ilan edebiliyormuş. Hatta memleketin çeşitli yerlerinde 3'er 5'er vatandaş bu işe kalkışmış bile. De, küçük bir nüans var bu işte.
Hukukçular ikiye bölünmüş vaziyette. Kimi hukukçular vatandaşın konkordato ilan edebilmesini savunurken, çoğunluk ise bu işin 'alacaklıların istismarına' varabileceğini düşünerek karşı çıkıyor.

Felaket ve fırsat

'Orman yangını sırasında hayvanlar ne yapar?' diye merak ettim. Karşıma bir yazı çıktı. Bir 'insan' tarafından kaleme alındığından olsa gerek, son derece nesnel bir bakış açısıyla yazılmış:
'Ağaç kurtları sıcaktan ağaç dışına çıkınca bu durum, ağaçkakanlar için nefis bir ziyafete yol açar!'
Adam, hep çiğ yiyorlardı, şimdi pişmiş yiyorlar demeye getirmiş ve biraz daha detay vermiş: 'Örneğin bazı yırtıcılar, kaçışan türleri yemek için yangınları fırsat biliyor. Ayılar, rakunlar ve yırtıcı kuşların alevlerden kaçmaya çalışan hayvanları avlaması olağanüstü bir durum değil. Dahası yangın başladığında hayvanlar oldukları yerde durup yok olmayı beklemiyor. Kuşlar uçup gidiyor. Memeliler kaçıyor. Küçük hayvanlar toprakta tünel kazıyor, ağaç içlerinde saklanıyor veya kayaların altında gizleniyor. Geyik gibi büyük hayvanlar derelere ve göllere sığınıyor.'