Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Gözleri üzerimizde!
13 Şubat 2019 Çarşamba, 07:37

Önce kendi hakkımızı teslim edelim, sonra alem ne halde ona bakalım.
1. Ben misal şu yazıyı yazdığım işyerime, 'yüz tanıma sistemi' marifetiyle 'duhül' oluyorum her gün. Bir gün tanımasa beni sistem, Allah muhafaza, 'aut'a çıktım demektir!
2. Bizim Gemlik Jandarması başka misal. Kurtul'la Engürü arasında 'bilgisayarla arama bulma sistemli gözlükler' marifetiyle, ehliyet, nüfus cüzdanı, pasaport ve araç plakalarını kontrol edebiliyor.
Yani, teknoloji kullanarak 'tanıma' ve 'tarama' yapma konusunda o kadar da kötü değiliz.
Dedikten sonra geçelim habere:
Özcan Yazıcı duvarında paylaşmış. Ben de orda gördüm.
Çin'de yüz tanıma gözlüğü takan polis, tren istasyonunda uyuşturucu kaçakçısını yakalamış. Başka bir şehirde yapay zeka ile güçlendirilmiş kameralar sayesinde 10 üzerinde şüpheli anında tespit edilmiş. Bir başka şehirde bir cinayet şüphelisi marketten yemek alırken kameralar tarafından tespit edilmiş vs vs...
Çin'de sokaklara konmuş kamera sayısı 200 milyon!
2020'ye kadar bu sayının 300 milyona çıkarılması planlanıyormuş. Bu sayı ABD'deki kamera sayısının 4 katı. (Bölme işlemi yapabilenler 75 milyonu bulmuştur!)
Demek ki ne?
Yüz tanıyan, suçluyu kabak gibi zımbalayan kameraların sayısı günbegün artıyor.
ABD'de her 4 kişiye bir kamera düşüyor!
Çin'de her 5 kişiye bir kamera...

DİSTOPYA DEĞİL Mİ BU?

Yüz milyonlarca kamera size de ürkütücü gelmedi mi?
Sayılara bakınca, otoriter- totaliter devletler ve bu devletlerin baskıcı sistemleri (distopya) gelmiyor mu akla?
İçinde yaşadığımız zaman dilimini roman kahramanlarıyla ifade edelim desek.
Ne 'Şeker Portakalı'ndaki Zeze'den söz edebiliriz günümüzde, ne 'Suç ve Ceza'daki Raskolnikof'tan...
'1984'teki 'Big Brother' hepsine bastı bence...

OKSİTOSİN BULAMADIM GÜN AKŞAM OLDU...

Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla aşk ve sevginin insan sağlığı için önemine işaret etmiş ve...
'Sevilen kişiye sarılınca oksitosin hormonu yükselir. Bu da mutluluk hissini artırır. Oksitosin sayesinde stres azalır, kan basıncı düzenlenir, kalp hastalıklarına yakalanma riski düşer.
Aşk, kalp sağlığını olumlu etkilemektedir. Aşık olmak erdorfin hormonunu salgılar. Endorfin, mutluluk veren bir hormondur' dedi.
Demeç böyle devam ediyor, aşık olmanın, sarılmanın faydaları anlatıla anlatıla bitirilemiyor da birader...
Bugün günlerden 13 Şubat. Yarına kalmış şurada birkaç saat.
Bir 14 Şubat'ı daha 'single' geçirme ihtimali yüzde 100 olan, bıçkın, taşı sıksa suyunu çıkarır, AKÖ üyesi eleman sayısı az mı sanıyorsunuz!
Kalp profesörüysen 'sarılın oksitosin salgılayın, sevin-sevilin endorfin tedarik edin, hatta iyice bağlanın, onun için ölecek hale gelin vazopressin salgılayın, hepsi faydalı' demesi kolay.
Olan var olmayan var!
Sarılmak stresi azaltıyormuş. Yastığa sarılmak da azaltıyor mu hocam!
(Tüm bekarların sözcüsü olarak sordum bunu)