Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
'Geliyor başkan İnce, oyunu ver gönlünce!'
05 Mayıs 2018 Cumartesi, 07:16

Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, aynı koltukta 5'ten fazla karpuz taşımayı becerebilen bir yetenek.
Hem çok iyi bir hukukçu.
Hem insan hakları savunucusu.
Hem de, izledim biliyorum çok iyi bir tiyatro oyuncusu.
Korist tarafı da var. Bestekar tarafı da.
Saz ve bağlama da çalabilen iyi de bir müzisyen.
Ve güfte de yazıyor.
Güfte yazarlığı, geçen yaz Ankara'dan İstanbul'a yapılan Adalet yürüyüşünde ortaya çıktı.
'Geliyoruz zincirleri kıra kıra hey' marşına yazdığı güfte, bu yürüyüşün simgesi oldu.
Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun bu güfteyi hangi duygularla yazdığını anlatmadığı ana haber bülteni neredeyse kalmadı.
Ve geldik Muharrem İnce'nin cumhurbaşkanlığına aday olduğu güne.
Kılıçdaroğlu adalet marşıyla geldi salona... Biz de Nurhayat Hanım'ın kulağını çınlattık.
Kılıçdaroğlu konuşmasını yapıp 'Gel bakalım Muharrem!' dediği anda, Ahmet Taner Kışlalı Salonu'nda -buraya dikkat- Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun bestesi çalınmaya başlandı.
Nurhayat Altaca Kayışoğlu besteyi 2 hafta önce yazmış. Sözlerini Twitter'da paylaşmış.
Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan çok beğenmiş. Bir diğer genel başkan yardımcısı Tuncay Özkan da beğenince, şarkının Muharrem İnce'nin cumhurbaşkanı adayı olduğunun açıklanacağı toplantıda çalınmasına karar verilmiş.
Şarkıyı ben de tüm Türkiye gibi dün sabah ilk kez dinledim.
Konservatuvar velisi olarak söylüyorum, iyi değil, çok çok iyi...
Akılda kalıcı. İlk kez dinleyenin bile hemen mırıldanmaya başlayacağı kadar hem de.
Parça tüm seçim sürecini domine edecek nitelikte.
'Hazır mısınız millet, kalmayacak hiçbir dert' diye başlıyor, nakarat kısmında coşku zirve yapıyor:
'Hazırız, biz varız, bu dağları yıkarız/ yepyeni bir geleceği hep beraber kurarız'
En çok da şarkının şu bölümüne şaşırdım:
'Geliyor başkan İnce, oyunu ver gönlünce!'
(2 hafta önce yazılmış şarkıda, büyük öngörü bu mısra bence!)

Gel bakalım Muharrem!

Karşısına 2 kez genel başkan adayı olarak çıkmış rakibini CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, kürsüye böyle çağırdı:
'Gel bakalım Muharrem!'
Bizim yazı işlerinde bu hitap üzerine epeyce bir fikir teatisi yaşandı.
Bu hitap veya bu sesleniş, 'Patron hâlâ benim, ben senin üzerindeyim!' havasıyla mı söylenmişti yoksa...
'Sen benim kardeşimsin, ben senin ağabeyinim, bana karşı aday olmuş olsan da, biz bir aileyiz ve kim ne derse desin samimiyiz ve birbirimizi severiz' havasında mı?
Ben ikinci görüşü savunanlardandım.
Hatta bir adım daha ileri gideyim. 40 tane uzmana para versen, 50 tane reklamcıyla çalışsan, 'tarihe geçecek bir laf bulun bana' desen, bulamazlar.
Ama o an, içinden geldiği gibi bir hareket çekersin, bir laf edersin, o laf gider, tarihe geçer. Misal 'Van münit' gibi! Herkese ne kadar iyi gelmişti o laf, anımsayın!
'Gel bakalım Muharrem!' ilerde siyasi tarih yazacaklar için bir klişe oldu artık.
'Ben, mensubu olduğum siyasi hareket için, daha iyi yapabilecek biri için geri çekilmeyi de bilirim!'in simgesidir artık, 'Gel bakalım Muharrem!'