Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Dişe dokunur bir tartışma!..
19 Eylül 2018 Çarşamba, 08:29

'Yemin ediyorum kafayı yedirecekler bana. Bürodaki tartışma konusu: Bir arkadaş diş yaptırıyor. Dişleri yapıştırma şeklinde ağıza yerleştireceklermiş. Tartışma konusu abdest alırken ağza su aldığında, su dişlere değil yapıştırma dişlere dokunduğu için abdest alınmış olur mu olmaz mı? Telefon açıp hocaya bile sordular!'
Tuncay isimli bir arkadaşım yapmış bu paylaşımı. Ve bu paylaşıma uygun yorumlar yapılmış altta.
Kimi bu durumu İstanbul fethedilirken Bizanslıların meleklerin dişi mi erkek mi olduğunu tartışmalarına benzetmiş. Kimi de Çinliler'in Türkistan'ı işgal ettiklerinde Türkistan ahalisinin kahvede pinekleyip tespih taşları 33 mü olur 99 mu tartışması yaptığını örnek göstermiş.
1855 Bursa büyük depremi olduğunda Yahya Kemal'in 'Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer' dediği Makarrı Saltanat'ta, yani Darülhilafe'de, Dersaadet diyeyim daha iyi anlaşılır, Asithane'de ya da (Şimdi İstanbul deniyor oraya!) bürokrasi içinde resmi evrakta kullanılacak mühürlerle ilgili hararetli bir tartışma varmış. Tartışma o kadar hararetliymiş ki, yakın vilayet olduğu halde Bursa'ya depreme rağmen şöyle bir bakmaya vakit bile bulamamışlar. (Tartışmanın uzaması şurdan belli: İngilizler ekmek dolu bir gemiyi Mudanya limanına ulaştırmayı başarmışlar aynı sürede.)

BEN DE ARAŞTIRDIM!..

Neyse ne diyorduk, suyla temas edemeyen yapıştırma dişle yapılan abdest...
Evet, inanmayacaksınız ben de sordum yakın çevreme.
Yapıştırma öncesinde yapılan bir gusül abdestinin konuyu kapatacağını söylediler. (Tüm protezler için geçerli bu söylediğim! Başka sorusu olan!)
Bir arkadaş da, şafi mezhebinde abdestle ilgili bir sorun olmayacağını söyledi. Söz konusu kişinin abdest alırken 'şafi niyetine' demesi yeterli olacakmış. (Mezhep taklidi denirmiş buna)
Ve fakat burada da başka bir sorun ortaya çıkıyor. Çünkü şafi niyetine göre alınan abdest, aranızda nikah yapılabilir herhangi bir karşı cinse dokunulduğunda bozuluyor!!
Öyle veya böyle. Özümün tek çıkarımı şu oldu bu tartışmadan:
Nihat Hatipoğlu gibi sektörün önemli aktörlerinin o büyük servetlerin nasıl sahibi olduklarının sırrı, bu yazının satır aralarında gizli. (Ne gizlisi açıkça belli.)

OFSAYTA DÜŞEN YANDAŞ!

Akit yazarı Mehtap Yılmaz 3. havalimanı işçilerinin eylemiyle ilgili köşesinde şunları yazmış:
'Şayet bu itler, bitlendik falan diyorsa da üzerlerine biber gazı sıkıp, içlerindeki şeytanı çıkartacaksın! Madem kaşınıyorlar! Madem (kaşı beniii, kaşı beniii) diye debeleniyorlar! Madem bitlendik diye kuduruyorlar! Birilerinin bu itlerin kafasındaki bitleri ayıklayıp içeri tıkması lazım! Yok, benim yetkim bu itlerin bitleriyle sözcüklerle mücadele etmek! Yetkim olsa bu itlerin bitlerini tek tek ayıklar, ezerim. Bu itleri kaşındıran tahtakurularını zevkle ezerim ama yetkim yok. Devlet ne güne duruyor?'
Devlet'ten, yani Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'ndan gelen açıklama Mehtap Hanım'a kapak niteliğinde:
'Çalışanların sağlığı ve rahat çalışma koşullarına sahip olması için Bakanlığımız da çalışma ve denetimlerine devam etmektedir'
'Halk düşmanı olmak' nasıl bişeydir diyorsanız, işte böyle bişey. Yok, insanlık öldü bu memlekette.