Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Din görevlisi ve politikacı
20 Ekim 2019 Pazar, 09:07

IPSOS isimli araştırma şirketi, vatandaşa hangi meslek mensuplarına güvendiğini sormuş.
Dünya genelinde olduğu gibi bizde de en güvenilir 3 meslek, bilim insanları, doktorlar ve öğretmenler çıkmış.
Polis ve askerlerle devam eden liste hakimler, araştırmacılar, sıradan insanlar, avukatlar, kamu personeli, bankacılar, hükümet bakanları (!) iş insanları, reklamcılar diye devam ediyor...
Fark etmişsinizdir, çoğu meslek yok burada. Esnaf yok, itfaiyeci yok, zabıta yok, hemşire yok, pilot yok, şoför yok, garson yok, turizmci yok, berber yok, sporcu yok. Yani, yok oğlu yok!
Demek ki araştırma şirketi, kendi listesi üzerinden yapmış sıralamayı.
Güvenilir olmak bir meslekle nasıl özdeşleştirilir, o da ayrı konu.
Çünkü çok namussuz olduğunu bildiğimiz bilim insanları yok mu, var!
Doktor, öğretmen yok mu arkanızı dönmeye çekindiğiniz! Benim yok ama sizin olabilir!
Hasılıkelam genelleme yapılarak şu mesleğe güven tam, buna güven yok demek çok kolaycı bir yaklaşım.
Ve fakat vatandaşın da bir bildiği olmalı ki...
Listenin sonunu yine bizimkiler tutmuş!
Reklamcılardan sonra 'güvenilmezler listesi' gazeteciler diye devam ediyor.
Ve yanlış anımsamıyorsam bizim işkolu ne zamandır küme düşme hattında sürünüyor.
Bizden de kötüsü TV Haber sunucuları! (Aslında ayırmaya lüzum yoktu, onlar da bizim meslektaş sayılır.)
Tek tesellimiz güzenilmezlikte, din görevlileri ve politikacılara geçilmiş olmamız.
Evet, bizim ahali din görevlisi ve politikacıya, (afedersiniz) gazeteciye güvendiği kadar bile güvenmiyor!

TRUMP'IN MEKTUBUNU OKUDUNUZ MU?

Ben okudum.
Dünyanın şimdilik 'görece' en güçlü ülkesinin şimdilik 'görece' en güçlü liderinin ne kadar kaba-saba bir adam olduğu gerçeği, (ki zaten biliyor olsak da) ne kadar acı. Amerikan kamuoyundan da mektubun bir devlet adamına hiç yakışmadığı yorumları geliyor gerçi de...
'Dünya böylesi adamların eline nasıl kalıyor?' sorusunun yanıtı havada!
İnsanlık hatayı tam olarak nerede yapıyor acaba?
Ve asıl can yakan soru şu bence:
'Milyonlarca insan bu tip adamlara nasıl oy veriyor?'
Adam sanki ABD Başkanı değil, tehditle, şantajla iş yapan üçüncü sınıf mafya lideri!

KAHVE SATICISI ÜLKE!

Bu yaşıma geldim, 15 bardaktan az çay içtiğim gün, enderdir!
Ve biz öyle sanıyoruz ki, yüzyıllardır çay içen bir milletiz. Oysa çayla tanışıklığımız çok yeni.
Geçen yüzyılın başı bile değil. Neredeyse ortaları. Çay tarımı da eşzamanlı.
Ama kahveyle tanışıklığımız ta Mısır'ın fethi kadar eski. Hacılar falan getirmiş, içilmiş, beğenilmiş. 1500'lü yıllar. Bilinen hikayedir, vakti zamanında Kanuni'nin Şeyhülislamı Ebusuud Efendi (Tuncel Kurtiz!) elemanlara 'İçtiniz mi kahve?' diye soruyor. İçtik diyorlar, akabinde şu can alıcı soruyu soruyor: 'Keyif aldınız mı?'
Elemanlar aldık deyince, 'keyif verici madde' sınıfına sokuyor kahveyi insafsız Ebusuud ve yasaklıyor.
Teknelerle Haliç'te bekletilen çuval çuval kahveyi denize döktürüyor.
Yani kahve bu topraklarda bu kadar kadim bir içecek!


Şimdi her sokak başında 'kahveci' dükkanları açılıp çeşitli ecnebi isimlerle sanki yabancı bir mamul gibi pazarlanmasına bakıp, kahvenin memlekete yeni geldiğini sananlar olabilir...
Bakgörler Gıda'nın genel müdürlüğünü yapan Murat Taydaş'la dostluğumuz, neredeyse kahvenin ülkeye giriş yaptığı yıllar kadar eski!
Murat orada genel müdür olmasa bilmeyecektik, inşaatçı diye bildiğimiz Bakgörler meğer onyıllardır kahve üretimi de yapıyormuş. Murat tesisi gezdirmese, kafamdaki kahve üretim yeri taş çatlasa bir odadan ibaret sanırdım. Son derece bilimsel tekniklerle, adeta laboratuvar koşullarında, en aromatik, en kaliteli ve en 'keyif verici' kahve nasıl olur çalışmaları yapılıyordu tesiste.
Herkes bilir, kahve çekirdeği başta Brezilya olmak üzere Vietnam, Kolombiya, Endonezya gibi ülkelerden ithal ediliyor. Tıpkı fındığı bizden alıp çikolata haline getirip yine bize satan gelişmiş ülkeler gibi, biz de kahve satıyormuşuz 25-30 ülkeye.

Uzun lafın kısası, kadim bir kahve güzellemesiyle bağlayalım bu faslı:
'Ehli keyfin keyfini kim yeniler, kim tazeler? Taze elden taze pişmiş taze kahve tazeler!'