Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bütün insanlar kardeşimiz...
27 Temmuz 2018 Cuma, 07:31

Ege'den geliyorum. Suyun bu tarafından. Denizdeydim, haber maber hakgetire. Meğer biz serin sulara cup diye atlarken suyun o tarafı yanmış kavrulmuş. Biçareymiş komşu!

Balkan Atletizm Şampiyonası izliyoruz Ankara'da. Çocuğuz daha. Formasının arkasında kocaman harflerle 'YU' yazan bir atlet gördük ve başladık yuhalamaya. Yunanlı ya adam, bizim düşmanımız neticede. (Okulda öyle öğretmişlerdi) Bir abi, 'Niye yuhalıyorsunuz çocuklar' dedi, 'Yunanlı değil o, Yugoslav!.. Kaldı ki, Yunanlı bile olsa, sporcu yuhalanmaz, ayıp!'

Muzaffer Abayhan'ın bir mizah öyküsünde, New York'ta bir barda karşılaşan bir Türk ve Yunanlının 'kuru fasulye bizim, pilaki bizim, cacık bizim' diye önce kavgaya tutuştuğu, akabinde sohbete başladıkları, en sonunda da birbirlerine 'hemşehrim' diye sarılıp ağladıkları anlatılır.
Aynı kentte yaşayıp birbirini hemşehri gibi görmeyen insanların, uzak diyarlarda aslında nasıl da 'hısım' olduklarını anlatan harika bir öyküydü o.
Araya kilometreler girince hasımlar hısım olur neticede.

Hıncal Uluç Atina'da. Tuz Pazarı gibi bir yerde yaşlıca bir kadın esnaftan alışveriş yapıyor. Kadın bizimkinin Türk olduğunu, İstanbul'dan geldiğini öğrendiği anda, sarılıp paltosunu kokla-maya başlıyor. Hıncal Abi soruyor haliyle, 'Ne oldu?' diye. Kadının kırık Türkçeyle yanıtı şöyle:
'İstanbul'u kokluyorum!'
Rummuş kadın, çocukluğu İstanbul'da geçmiş.

Kemal Yalçın'ın 'Emanet Çeyiz' isimli bir romanı var. Mutlaka bulup okuyun. Mübadele insanlarını anlatan en iyi kitaplardan biridir.

Çok fanatik Yunanlılar var. 'Megalo İdea' peşinde koşan. Yani, suyun iki tarafını da kendisinin yapana kadar savaşacak olan.
Ama ağzından barış lafını düşürmeyen, meselenin merkezine 'insan'ı koyan, halkların kardeş olduğunu savunan Yunanlılar da var. (Aslına bakarsan öte taraf Greek tarafı, İyonya, yani Yunan tarafı bizim buralar.)
Hasılı Ege'nin her iki tarafında da iyiler de var, kötüler de.
'Madem Atina yanıyor, gidelim söndürme helikopleri ile üzerlerine benzin dökelim' diye sosyal medyada yazan adama kızmayın.
Bu ülkede yıllardır, 'kindarlık' öğretiliyor millete.
Askerde, 'düşmanlarımız?' sorusuna 'Bütün komşularımız!' diye cevap vermeniz beklenmedi mi sizden.
Ne bekliyordunuz ki, insanlar, hayvanlar, ağaçlar, çocuklar, kediler, kaplumbağalar yanarken...
Düşmanımız için üzülmemizi mi?
Kediler, çocuklar, kaplumbağalar, hepsi düşman değil mi bize, neticede!?
'İnsan malzemesi daha kötü ülkeler var elbette, ama tek tü(r)k te olsa bu kötüler, yakışmıyor bu millete' deyip, Bülent Ecevit'e bırakıyorum lafı.
Ta 1947'de yazmış şu şiiri, Türk- Yunan dostluğu şerefine:
'sıla derdine düşünce anlarsın/ yunanlıyla kardeş olduğunu/ bir rum şarkısı duyunca gör/ gurbet elde istanbul çocuğunu... aramızda bir mavi büyü/ bir sıcak deniz/ kıyılarında birbirinden güzel/ iki milletiz... önce bir kahkaha çalınır kulağına/ sonra rum şiveli türkçeler/ o Boğaz'dan söz eder sen rakıyı hatırlarsın... yunanlıyla kardeş olduğunu/ sıla derdine düşünce anlarsın.'