Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Burun farkıyla İmamoğlu...
18 Haziran 2019 Salı, 08:03

Spor yazarlığı da yaptım. Eğer bir maçla ilgili yazı yazacaksam, zevk alarak izleyemem. Neler oluyor, ne tür taktik uygulanıyor. Hele basket maçlarında 'scout' tutmuşluğum bile var. Giren girmeyen sayılar, asistler, ribauntlar, top kaybı, top çalma sahada olan biten her şeyi yazmak, ölüm!
'Binali Yıldırım- Ekrem İmamoğlu maçı'nı da, 'yazarım' duygusuyla izledim.
Atılan şutlar, 90'a gönderilen toplar, yerinde müdahaleyle önlenen tehlikeler vs vs..
Öncelikle şunu söyleyeyim. Her iki tarafın yancıları ve yağcıları dışında kimse bu maçın bir galibi olduğunu düşünmüyor. Yani, bu 'düello'ya 0-0 bitti de denebilir, 2-2 berabere bitti de.
Bariz bir gol atılmadı çünkü. Ama örneğin buz dansındaki gibi gol şart değil 'artistik puan ver' derseniz 6 üzerinden, İmamoğlu 'five five', Yıldırım 'five four' diyebilirim özetle. Buz dansında puan sistemi böyle!..
At yarışı terminolojisiyle söylersek skor, ne uzak, ne boy, ne yarım, ne boyun, sadece burun!

POZİSYONLAR!

İmamoğlu'nun sürekli gülümsemesi ve pozitif elektrik yayması olumluydu. Programın başında Yıldırım çok gergindi ve 'ne işim var burada, keşke gelmeseydim!' şeklinde bir vücut diline sahipti. Kurallar anlatıldığı, eşit şartlarda yarışılacağı söylendiği halde 12 kere rakibine müdahalede bulundu. Bugüne kadar hiçbir basın toplantısında, hiçbir televizyon oturumunda zorlanacağı soru beklemediği için, tabiri caizse 'tek kale' ye alışık olduğu için çift kale tedirginliği yüzünden okunuyordu. Müdahaleler ve bazen de moderatöre çıkışmalar hep bu 'tek kale' alışkanlığından. Ses tonunun düşüklüğü ve renksizliği de Yıldırım'ın eksikliğiydi. İnsanları fiziksel özellikleri nedeniyle asla değerlendirmemeliyiz ama bu sektörde Yıldırım biraz 'mır mır', İmamoğlu ise 'cıvıl cıvıl' görüntü verdi.

KREŞ VE SAYIŞTAY...

İmamoğlu'nun Beylikdüzü'nde 11 kreş yapacağım vaadiyle koltuğa oturduğu ve fakat ancak ve sadece bir kreş yapabilmiş olduğunu söyleyen Yıldırım ilk golü bu pozisyonda attı.
Ama belediyedeki israfların anlatıldığı Sayıştay raporunu okumadığını söylemesi ise İmamoğlu için bir golden fazlası oldu.
Yıldırım programın başında 'kim çaldı?' sorusuna açık ve sarih cevap veremedi. Anadolu Ajansı'yla ilgili suçlamalara 'Bana ne gidin onlara sorun' demesi de inandırıcı olmadı. (Ajansın seçim sonuçlarını AK Parti'den aldığını herkes biliyor çünkü!)
Yıldırım, tecrübesini dile getirerek, mega projelerde imzasının olduğunu anımsatarak 'yaptık yine yaparız' duygusunu pekiştirmeye çalıştı. Gençlerle kurduğu 'kanka' muhabbetini bedava internet vs ile ete kemiğe büründürdü.

NO POLEMİK!

İmamoğlu, 'laf çakma' ortamı doğduğu halde sessiz kalarak bir kez daha kavgacı görünmekten imtina etti. Ama ensesine vur ekmeğini al biri olmadığını, giden saniyelerinin peşine düşmesiyle kanıtladı. 'Hakkımı yedirmem' algısını artırdı. Siyasilerin oturup konuşabiliyor olması, normalleşme, ülkenin büyük problemleri olduğu vurgusu ve demokrasi çağrıları hep olumlu ataklardı. İstese rakibinin Fetö cenazesinde çekilmiş fotoğrafını gösterirdi, göstermedi. İstese Yıldırım'ın Türkçe olimpiyatlarında yaptığı konuşmayı izletirdi, izletmedi.

MODERATÖR

Genel olarak iyiydi. Hatalarını sadece dikkatli gözler fark etti. Misal 'mal varlığınızı açıklayacak mısınız?' sorusu. Tahsin Bulut şu 'tweet'i atmış:
'O soru öyle sorulmaz. Siyaset öncesi mal varlığınız neydi, şimdi nedir diye sorulur.'

FİNALDE PONÇİKLEŞTİLER

Programın sonunda 'maaile' fotoğraf çektirilmesi, herkese iyi geldi. Fanatikler dışında herkes o fotoğrafı gördükten sonra yatağa gülümseyerek gitti.