Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bankalar neden ıssız?
17 Ekim 2018 Çarşamba, 08:12

Söylemesi ayıp, dün bir iş için sabah 9'da bankadayım. Bankaya giren ilk müşteri (mudi) oldum. Şubede in cin top atıyor. Yegane mudi olduğum halde 'qmatik'ten numara alıp beklemeye başladım. İnanmayacaksınız, epeyce de bekledim!
Kimle muhatap olacağımı bilemediğim için güvenlik görevlisine gidip 'Hiç müşteri yok ama yine de bekliyoruz, herhalde racon böyle' derken, numaram yandı, gittim işimi hallettim. Ben çıkarken şubedeki mudi sayısı sıfırdı.
O şubeden başka şubeye sevk edilmiştim. 10-15 dakika sonra gittiğim ikinci şubede de, inlerle cinlerin tek kale maçı devam ediyordu. Yani kimsecikler yoktu.
Neyse bu şube işi halletti ve beni azat etti. Meraklı okur, 'ne bu ya adam sabah sabah şube şube geziyor' diyecek biliyorum ama, Allah sizi inandırsın, oradan başka bir bankanın başka bir şubesine gitmek zorundaydım. Bu kez bir devlet bankasındayım! (Daha önceki özel sektördü!) Ve gördüğüm manzarayı umumiye, ilk iki şubedekinden farksızdı!
6 yıl ekonomi tahsil etmiş, 3-5 sene ekonomi servisi idare etmiş bir arkadaşınız olarak şu kadarını söyleyeyim: Bankalar para yaratan kurumlar! Başka deyişle mevduat sahibiyle yatırımcının buluştuğu noktalar. Daha açık söyleyişle, para satanlarla, para satın alanların bir araya geldikleri odaklar. Sabah saatlerinde, henüz açılmamış banka şubeleri önünde kuyruk görmüş bir vatandaş olarak aklıma takıldı haliyle, 'Bu ıssızlığın sebebi hikmeti ne acaba?' diye.
Ne yani herkes internet bankacılığı yapıyor, banka şubelerine sadece benim gibi ölümlü faniler mi gidiyor! Yoksa, ekonomide yaprak kıpırdamıyor, bunun doğal sonucu olarak da, kimsenin bankayla mankayla alakası mı kalmamış? Hasılı, bu sükunetin sebebi ne?

NEREDE KALDI MESLEKİ DAYANIŞMA

İstanbul'da organize hırsızlık şebekesi çökertilmiş. Yakalanan şüphelilerin hırsızlık için girdikleri evlerden birinin başka bir hırsıza ait olduğu tespit edilmiş. Hırsızlık suçundan 80 kez yakalanmış olan ev sahibi hırsız, olaydan sonra karakola gidip şikayetçi olmuş.
Hırsız da yavuz, yavuz da hırsız!
Buyurun burdan yakın, ya da ne diyelim şimdi bu duruma!
Misal şu olur mu: 'Nerede kaldı mesleki dayanışma!'
Veya... 'Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.'
Olmadı mı, şu nasıl?
'El için kuyu kazan, o kuyuya kendi düşer!'
I-ıh..
Galiba en iyisi şu: 'Çalma kapımı çalarlar kapını!'

ENİŞTESİ O'NU NİYE KAÇIRDI?

Bizim internet sitesindeki bir haberin başlığı şöyleydi:
'Eniştem beni kaçırdı!'
İlk bakışta, aile içi bir gönül ilişkisi gibi duran haberin içeriğinden ne çıksa beğenirsiniz:
Bursaspor'un solbeki Umut Meraş Boluspor ile kampta olduğu bir sırada, eniştesi onu kamptan kaçırıp Bursaspor'la sözleşme imzalamaya getirmiş.
Haberde Umut'un Altınordu günleri, (Ki Cengiz Ünder onun oynadığı takımda yedekmiş) Galatasaray'da denendiği ve futboldan soğuduğu dönem vs' de pek güzel anlatılıyor.
Boluspor'da parladığı günlerde Umut'u Galatasaray ve Başakşehir' de istiyormuş ama...
Enişte tam da bu noktada devreye girip, Umut'a 'en doğru' kariyer planlamasını yapmış.
Bursaspor, bur(s)ada oynayıp level atlayan birçok örnekte de olduğu gibi çok doğru yer.
Bravo, cesur yürek, öngörüsü yüksek Enişte'ye.