Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
Bankacıya yine sandık görevi...
15 Haziran 2019 Cumartesi, 08:13

YSK'nın İstanbul seçimini iptal edip, pardon 4'te bir kısmını iptal edip seçimi yenileme gerekçelerinden biri de neydi:
Sandık kurulu başkan ve üyeleri içinde kamu görevlisi olmayanlar var. Misal bankacılar vs.
31 Mart'ı bu gerekçeyle iptal etmişlerdi.
23 Haziran'da yine bankacılara tebligat yapmışlar.
Görevlerini anımsatmışlar.
Bankacılar huzursuz olmuş haliyle.
Bazıları dilekçe göndermiş, görev almak istemiyoruz diye.
Dilekçe gönderenler tek tek aranarak, 'ölüm' gibi sıkı mazereti olmayanların bu görevi yapacağı 'kibarca' yüzlerine söylenmiş.
Ne diyeyim bilmiyorum.
Bu ülke hep mi böyleydi, bu aralar mı böyle oldu ama.
Şu gerçek bence:
Akıl dışı davranışlar olağan davranış oldu bu ülkede...

HAPİS HAKKI...

Hukuk hocası sormuştu. 'Hapis hakkı nedir, tartışınız!' diye.
Her TC vatandaşının hapse girmeye hakkı vardır diye yazmıştım.
Kimseye 'Sen bu suçu hapse girmek için hususi işledin, bu sebepten seni hapse atmıyoruz' denemez diye de aklım sıra cevabı süslemiştim.
Tüy dikmişim meğer!
Sıfır aldım bu cevaptan.


Çok başka bişeymiş çünkü hapis hakkı!
Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ (Hani takip edip evinin önünde darp etmişlerdi) 11 aylık cezasını yatmak için başvurmuş.
'Yer yok, 10 gün sonra gel' demişler.
10 gün sonra bir daha gitmiş, 'Yine yer yok!' demişler.
Gazeteci İsmail Saymaz'ın attığı 'tweet'e göre, rica minnet cezaevinde kendine yer açtırmış. Oradan yazdığı ilk yazıya da 'Cezaevlerinde yer yok' başlığı atmış.
Meklektaşımın cezaevine girmek için gösterdiği olağanüstü gayrete bakılırsa, yıllar önce 'hapis hakkı' sorusuna verdiğim cevap, o kadar da kötü değilmiş, değil mi?
Meraklısına: Hapis hakkı, tamire verdiğin televizyonun tamir ücretini ödememen durumunda tamircinin televizyonu sana vermemesi gibi bişey...

26 BİN LİRAYA AĞAÇ!

'Boşa koysa dolmazlar, doluya koysa almazlar', 'bir türlü dikiş tutturamazlar' ve 'bir baltaya sap olamazlar'ın ortak ağlayış modeliydi, 'Bir dikili ağacımız bile yok' söylemi.
Meğer, dikili ağaçtan dikili ağaca fark varmış.
Buyurun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın eski dönemi eleştirirken söylediği şu laflara:
'26 bin liraya ağaç alınmış, ibret olsun diye uygun yerlere dikeceğiz.'
'Kamu harcamaları ve israf' konulu bir panel düzenle, sadece bu konuyu irdele. Olay o derece.
Botanik nebatat ziraat falan anladığım konular değil ama, 26 bin lira ve ağaç arasında bir uyumsuzluk olduğunu ben bile anladım.
Bu aşamada var bir önerim:
'Uygun yerlere dikeceğiz' dediğine göre, ağaç bir tane değil demek, çok tane.
Birini en azından Melih Gökçek'in evinin önüne dikseler.
Adama evden her çıkışında bu eseriyle öğünme şansı verseler.
Fena olmaz değil mi sizce de...