Adnan BAŞTOPÇU

Adnan BAŞTOPÇU

adnanbastopcu@bursahakimiyet.com.tr
Yazara Ait Diğer Köşe Yazılarını Listele
2 gün hasta olduk televizyon aksadı
15 Mart 2018 Perşembe, 08:25

Hastalığım nedeniyle katılamadığım 'Sönmez Medya Buluşmaları' TV programında, yerime kim oturdu acaba? Kesin biri oturmuştur. Burası ağabeyimizin oturmayalım, aziz hatırasına saygısızlık yapmayalım gibi hasletler eskidendi! (Sandalye boş bırakılır, üzerine bir tane de karanfil konur)
Öte yandan, acaba yokluğumda program nasıl cereyan etti?
Elleri ayaklarına dolaşmıştır kesin diyemiyeceğim, bir iki tecrübeli arkadaş var çünkü yokluğumu hissettirmeyecek.
Ama bazıları için oradaki varlığım, çok önemliydi. Misal İlhami Yıldız lafa nerede gireceğini, nerede çıkacağını benim kaşlarıma bakarak ayarlar. Çatıksa kaşlar, lafı uzatmaz. Kaşlar ayrıksa bu ona bir iki cümle daha kredi açtığım manasına gelir.
Namık Göz biraz daha free! Onun çekingenliği daha ziyade eylemi yaptıktan sonra.
Lafını eder, sonra şöyle bir bakar 'müdür iyi dedim mi?' gibisinden. Kafamla onayladığımda, yüzü gülümser. Marifet iltifata tabidir diyeceğim ama adam zaten dünyaya televizyoncu olarak gelmiş gibi. Herkese bi kulp taktın hiç mi televizyoncu yok sizde diyecek olursanız. İki tane fenomen var:
Biri Okan Tuna, diğeri Ali Kemal Aksakal.
İlki programı başlatan ve sonlandıran kişi. Diğeri de program boyunca önündeki kağıda bişeyler yazan kişi. Bu haliyle bana yakın tarzı olan, televizyonda kendine özgü bir stili olan, bir duruşu olan yegane kişi Ali Kemal.
Hazır hasta yatağından kalkıp gelmişsin, iklim uygun, bir gün emri hakkın vaki olacağı gerçeğini anımsa, ileride elinin ayağının tutmayacağı günleri düşün, televizyon dünyasındaki veliahdını açıkla derseniz: Tabii ki Ali Kemal.
Televizyon dünyasında herkes birbirinin sözünü kesip konuşma süresini uzatmaya çalışırken, ekranda 'Mısır sfenksler'i gibi konuşmadan hareketsiz durabilen kaç kişi var.
Değerimiz ileride anlaşılacak.

Demokrasi adına desene

Tarafsız maç yorumcularına çok gülerim. Misal Bursaspor ile Fenerbahçe oynuyordur.
Nasıl olduysa Bursaspor bir tane atmıştır. Yorumcu şöyle söyler:
'İlk yarı bitmeden Fenerbahçe'nin bir gol atması lazım!'
Yorum mu, dilek-temenni mi, belli değil.
Bazen de akıl vermeye kalkarlar skor geride diye:
'Fenerbahçe'nin hücumda çoğalması lazım', 'Defansta hata yapmaması lazım', 'Orta sahada topa hakim olması lazım'
Bizimkilere de bir küçük akıl versene abi, biz Patagonya takımı mıyız?
Bakar yorumcu tarafsızlık sakata geliyor, bütün bunları 'futbol adına' söylediğini söyler! Bu son laf futbol yorumcularında eser miktarda da olsa utanma duygusunun olduğunun kanıtı.
Adam konuşurken aklına geldi çünkü, bu ülkede herkes Fenerli değil, anlattıklarını Bursasporlular da dinliyor!
Bu kadar girizgahı siyaset yorumlayan bir akademisyeni eleştirmek için yaptım.
Konu önümüzdeki seçimlerdi ve adam aynen şöyle dedi:
'Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması için 6 ay önce yapılacak yerel seçimlerde Ankara'nın ve İstanbul'un mutlaka kazanılması lazım!'
Ben bilime inanırım. Bilimin tarafsızlığına namusuna güvenirim!
Akademisyen Ankara ve İstanbul kazanılmalı diyorsa, seçmen de gereğini yapsın artık.
(Lafın sonuna 'demokrasi adına konuşuyorum' desene hocam!)

İğrenç ötesi bu işte!

Şu son uçak düşme hadisesi sonrası sosyal medyayı sarıp sarmalayan kıskançlık krizleri doğada karşılığı olmayan bişey. Ne çok tırnak içinde 'insan' varmış çevremizde. Ben gezemiyorum gezenler ölsün, ben giyinemiyorum giyinenler ölsün, ben yiyemiyorum yiyenler ölsün, özetle ben yaşamıyorum yaşayanlar ölsün.
Ben anlayamıyorum bu nasıl bir anlayış, nasıl vicdan, nasıl insanlık.
İğrenç sözcüğü yetmez tarife, iğrenç ötesi demek lazım bu zihniyete.